Dişler Nasıl Fırçalanmalı: Dişleri Fırçalamanın Önemi

dişleri fırçalamanın önemi

dişleri fırçalamanın önemi

Dişler nasıl temizlenir?

Sabah akşam alışkanlık haline getirilmesi gereken diş fırçalama, ağız hijyeni için son derece önemlidir. Ağız ve dişlerde bakterilerin üremesini engellerken aynı zamanda biriken yemek artıklarının atılmasını sağlar. Düzgün diş fırçalama teknikleri ile diş üzerine biriken plak oluşumları engellenir ve diş çürüklerinin önüne geçilebilir.

Ağız sağlığı genel sağlığı da etkiler. Solunum hastalıklarını, kalp hastalıklarını ve inme riskini azaltmak için dişler mutlaka düzenli olarak fırçalanmalıdır. Çoğu zaman diş fırçalama sırasında bazı yanlışlar yapılmaktadır. Dişlerin doğru bir şekilde nasıl fırçalanacağı konusunda bilgi sahibi olmak için yapılan yanlışlara göz atılması gerekir.

Dişler nasıl fırçalanır: Diş fırçalama tekniği

Diş fırçalama konusundan yapılan en yaygın hatalar şunlardır:

Hata #1: Diş fırçalama hataları: Yanlış diş fırçası kullanmak.

– Diş fırçaları farklı boyutlarda ve sertliktedir. Kişi yaşına ve diş yapısına uyguna olan diş fırçasını seçmelidir. Ağız yapısına büyük gelen ya da çok sert olduğu için diş minesini çizen diş fırçalarından uzak durulması önerilir.

– Büyük diş fırçaları ağzın ve dişlerin zorlanmasına neden olurken dişleri derinlemesine temizleyemez. En arkadaki dişlere ulaşmadığı için bu alanlar temizlenemeyebilir. Aynı şekilde diş fırçası çok küçük ise yine tam bir temizlik sağlanamayacaktır.  Diş fırçasının sapı da ele tam olarak oturmalıdır.

– Elektronik diş fırçası kullanılacaksa kullanma talimatları iyice okunmalıdır. Ellerinde ya da kollarında eklem sorunları ya da artrit olan kişiler için elektronik diş fırçası daha iyi bir seçenek olacaktır.

Hata #2: Diş fırçalarken yapılan hatalar: Diş fırçasının sertliğine dikkat edilmelidir.

– Diş fırçaları farklı boyutlarda olduğu gibi farklı kıl yapısına sahiptirler. Düz, yuvarlak, açılı ya da zikzak kıllara sahip olabilir. Diş hekimlerine göre düz fırçalardan ziyade açılı kıllara sahip olan diş fırçaları daha etkili bir temizlik sağlamaktadır.

– Deseni ile birlikte kılların kalitesini de dikkate almak gerekir. Bazı fırçalar diş minesini aşındırabilir ve diş etlerini tahriş edebilir. Bu nedenle kalitesiz ve sert kıllı diş fırçalarını kullanmaktan kaçınması önerilir. Yumuşak ya da orta sertlikteki markalı ürünler kullanılmalıdır.

Hata #3: Yanlış fırçalama tekniği kullanılması.

– Diş fırçalarken kullanılan teknik yani diş fırçasının konumu da önemlidir. Şu tekniğin kullanılması önerilmektedir:

– Diş fırçası dişeti hattına 45 derecelik bir açıyla hizalanmalıdır.

– Kısa, hafif vuruşlar kullanarak, diş fırçası diş çevresinde ileri geri hareket ettirilmelidir.

– Daha sonra fırça dairesel hareketler ile yatay ya da dikey olarak tüm dişlere uygulanmalıdır. İç ve dış yüzeyler iyice fırçalanmalıdır.

– Diş fırçalama kısmı bittiğinde bakterilerin üremesini ve ağız kokusunu engellemek için dil de fırçalanmalıdır.

– Ardından ağız iyice çalkalanır.

– Bu yöntem dişlerin daha temiz olmasına yardımcı olurken plak oluşumunu engeller ve diş çürüklerini önler.

Hata #4: Yeterince zaman ayırmamak.

– Genel olarak ağız sağlığı için en az günde iki kez ya da üç kez dişler fırçalanmalıdır. Sabah, öğlen ve gece yatmadan önce mutlaka fırçalanması önerilir. Yemek yedikten sonra da dişler fırçalanabilir. Bu şekilde ağız içerisindeki plak birikimi önlenmiş olur. Aynı zamanda pH dengesini korunur ve ağız içi asidi nötralize edilir.

– Dişler her fırçalamada yaklaşık 2 dakika kadar fırçalanmalıdır. Çoğu insan bu süreçte sıkıldığı için 1 dakikadan daha az sürede dişlerini fırçalar. Ancak fırçalama süresinin 2 dakikadan az tutulması ve üst sol, sağ üst, sol alt ve sağ alt olmak üzere her alanın fırçalanması gerektiği unutulmamalıdır.

Hata #5: Çok sık diş fırçalamak dişlere zarar verebilir.

– Bazı insanlar aşırı hijyen bilinci ile dişlerini sık sık fırçalar. Gün içerisinde 3 kereden fazla fırçalanan dişlerde hasar oluşabilir. Diş minesi aşınır ve yıpranır. Aynı zamanda diş etleri de zarar görebilir.

– Dişlerin çok sık fırçalanmaması tavsiye edilir. Günde 3 kereden fazla fırçalanmamalıdır.

Hata #6: Her zaman aynı yerden fırçalanmaya başlanmamalıdır.

– Çoğumuz dişlerimiz fırçalarken aynı noktadan başlayarak fırçalarız. Ancak fırçalama sürecinin sonuna doğru el yorulması nedeni ile işlem düzgün yapılamayabilir. Bu durumda dişlerin bir tarafı her zaman diğer tarafına göre daha az fırçalanmış olur.

– Bunu engellemek için her diş fırçalama işleminde dişlerin farklı bir noktasından başlanması önerilir. Bu şekilde her alan eşit oranda fırçalanmış olacaktır.

Hata #7: Dişlerin iç yüzeylerini yok saymak.

– Diş fırçalama sırasında yapılan en büyük hata dişin iç kısmının yok sayılmasıdır. Dışarı bakan ve görünen yüzeyler fırçalanırken iç yüzeyler unutulur. Bu durum iç yüzeylerde çürük ve plak birikimine neden olur.

– Her diş fırçalama sürecinde dişlerin iç yüzeylerine de eşit oranda zaman ayrılmalıdır.

Hata #8: Diş fırçasını durulamayı unutmak.

– Dişler fırçalandıktan sonra diş fırçası iyice temizlenmelidir. Ancak çoğumuz temizleme işlemini tam yapmadan diş fırçasını elimizden bırakırız. Bu durumda dişlerde bakteri ve plak birikimi artar. Bakteri birikimi bir sonraki fırçalamada dişlere yayılır. Bu da diş eti hastalıklarına ve çürüklere neden olabilir.

– Her fırçalamanın ardından diş fırçası iyice yıkanmalı; kapağı kapalı şekilde bırakılmadır.

Hata #9: Diş fırçasını ıslak şekilde saklamak.

– Diş fırçası kullanımın ardından iyice durulandıktan ve temizlendikten sonra ıslak şekilde bırakılır. Bu da yapılan en yaygın hatalardan biridir. Islak kalan diş fırçasının üzerinde bakteriler çok daha çabuk ürer. Bir sonraki kullanımda dişlere bakterilerin bulaşmasına ya da ağız kokusuna neden olabilir. Bazı durumlarda diş eti hastalıklarına da neden olmaktadır.

-Diş fırçası durulandıktan sonra iyice sallanarak üzerinde su atılmalıdır. Birkaç dakika kurutulduktan sonra kapağı kapatılarak saklanabilir.

– Bu şekilde daha temiz ve bakterilerin üreyemeyeceği bir ortam oluşturulmuş olurç

Hata #10: Eski diş fırçasını değiştirmemek.

– Bir diğer en sık yapılan hata da bir diş fırçasını uzun süre kullanmaktır. Diş fırçası uzun süre kullanıldığında yıpranır ve dişlere zarar verebilir.

– Ayrıca diş fırçası uzun süre kullanıldığında etkinliğini de kaybedecektir.

– Bu hatadan kesinlikle kaçınmak gerekir. Birkaç ayda bir düzenli olarak kullanılan diş fırçası değiştirilmelidir.

– Uzmanlar en fazla 3 ya da 4 ayda bir diş fırçasının değiştirilmesi gerektiğini söylemektedirler. Diş fırçası hijyeni kadar diş fırçasının düzenli olarak değiştirilmesi de son derece önemlidir.

Ağız ve diş sağlığı için dişler düzenli olarak fırçalanmalıdır. Ancak fırçalama sırasında bu konulara özen gösterilmesi önerilir. Yapılan diş fırçalama hatalarının diş çürüklerine, diş minesinin yıpranmasına ya da diş eti enfeksiyonu gibi diş eti sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Diş fırçası yıpranmışsa hemen değiştirilmelidir. Kişiye uygun diş macunu ve diş fırçası seçimi için ise bir diş doktorundan yardım alınabilir.

Sigarayı Bırakmak İçin Ne Yapılmalı: Sigarayı Bırakmanın Bitkisel Yolları

sigarayı bırakmanın bitkisel yolları

sigarayı bırakmanın bitkisel yolları

Sigarayı bırakmanın yolları:

Sigara kötü bir alışkanlıktır. Bağımlılık yapar ve genel sağlık için oldukça olumsuz sonuçlar doğurur. Tüm kanser ölümlerinin ve kalp krizlerinin dörtte biri sigara ile bağlantılıdır.

Sigara içerdiği zararlı kimyasallar ve nikotin ile sağlık sorunlarına neden olur. Bu sağlık sorunları genellikle solunum ile ilgili sorunlardır. Yüksek kan basıncı ve kalp hızının artmasına da neden olur. Bağışıklık sistemini olumsuz etkilerken sperm sayısını ve kalitesini düşürür. Kadınlarda ise doğurganlık düzeyini azaltır.

Sigara mutlaka bırakılmalıdır. Sigarayı bıraktıktan sonra ilk olarak halsizlik, yoksunluk, anksiyete, öfke, konsantrasyon bozukluğu, iştahta artış, baş ağrısı, yüksek tansiyon gibi belirtileri ortaya çıkabilir.

Sigarayı bırakmak için bir sağlık kuruluşundan yardım alınabilir. Bu konuda çok çeşitli yöntemler vardır. Bitkisel çözümler de işe yaramaktadır.

Sigarayı bırakmak için yapılması gerekenler: Sigarayı bırakmanın bitkisel yolu

1. Sigarayı bıraktıran bitki: Kardinal çiçeği:

– Kardinal çiçeği vücuttaki nikotinin atılmasına yardımcı olrn lobeline isimli bir madde içerir. Lobelia sirke ya da tentür şeklinde satılmaktadır. Tentür olarak kullanılması için genelde 20-60 damla kullanılır.

– Öncelikle düşük dozlarda üç beş damla kadar başlanır. Ardından bu doz yavaş yavaş artırılır. Lobelia çok zehirli olabileceği için mutlaka bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Not: Bu bitki kalp hastalığı ya da yüksek tansiyona sahip olan kişiler tarafından kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca hamile kadınlarda ve çocuklarda da kullanılması önerilmez.

2. Sigarayı bıraktıran bitkiler nelerdir: Meyan kökü

– Meyan kökü bir balgam söktürücü olarak davranır. Sigaradan kaynaklanan balgamın dağılmasına yardımcı olur.

– Meyan kökü hafif tatlı bir bitkidir. Aynı zamanda sigaradan kaynaklanan öksürüğü de azaltır.

– Ayrıca kortizol seviyeleri dengede tutar ve yorgunluğu azaltır. Enerjinin geri kazanılmasını sağlar.

– Küçük bir parça meyan kökü çiğnenebilir. Çay şeklinde de günde 2 ya da 3 kez tüketilebilir.

Not: Meyankökü diyabet, yüksek tansiyon, adrenal hastalık ya da böbrek sorunları olan kişilere önerilmez. Karaciğer sorunları yaşayan kişilerde doktor kontolünde kullanılmalıdır.

3. Sigarayı bırakmanın doğal yolları: Acı biber

– Kırmızı acı biber de solunum sistemini temizlemeye yardımcı olur. Nikotinin solunum sisteminde yarattığı tahrişi ve hasarı onarır. Ayrıca, kendi antioksidan özelliği ile akciğerleri korur ve akciğer zarlarını stabilize eder.

– Acı biber, taze biber, kara biber tozu yemeklere eklenebileceği gibi çay şeklinde de tüketilebilir. Sigarayı bırakmak için kullanılan acı biber düzenli olarak tüketilebilir.

– Birkaç tutam acı biber bir bardak suya eklenir ve her gün içilir.

4. Sigara nasıl bırakılır: St john’s wort bitkisi

– Bu şifalı bitki günümüzde ülkemizde de yaygın olarak kullanılmaktadır. İçerdiği bileşenler ile sigarayı bırakmaya yardımcı olur.

– Bu bitki sinirleri olumlu etkiler ve stres düzeyinin azalmasına yardımcı olur. Yatıştırıcı özellikleri de vardır.

– Nikotin yoksunluğu belirtileri gösteren insanlarda depresyon, sinirlilik ve anksiyete gibi belirtiler gözlemlenir. Bu bitki ruhsal anlamda da olumlu sonuçlar vermektedir.

– St John’s wort, sıvı ve kapsül şeklinde satılmaktadır. Doktora danışarak kullanılması önerilir.

Not: Bu bitki ile reçeteli ve reçetesiz ilaçlar kullanılmamalıdır. Bazı ilaçlar ile etkileşime girebilir. Bu nedenle bu bitki kullanılmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamile ve emziren kadınlar ile çocuklarda kullanılması önerilmez.

5. Sigara bırakma yöntemi: Yeşil yulaf

– Yeşil yulaf olarak da bilinen yabani yulaf, sigarayı bırakmaya yardımcı olan bitkisel çözümler arasındadır.

– 1971’de yapılan bir çalışmada yeşil yulaf tüketiminin nikotin yoksunluğu belirtilerini azalttığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca nikotinin vücuttan temizlenmesine de yardımcı olur.

– Ayrıca yeşil yulaf sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkiye sahiptir. Tonik etkisi vardır ve ruh sağlığını olumlu etkiler.

– Yeşil yulaf kapsül şeklinde de alınabilir. Dozaj hakkında mutlaka doktora danışılmalıdır.

6. Sigarayı bıraktıran ot ve bitkiler: Ginseng

– Ginseng de günümüzde ülkemizde sık kullanılan bitkiler arasındadır. Bu bitkinin birçok faydası vardır. Sigarayı bırakmak için de kullanılmaktadır. Nikotin isteğini hafifletmeye yardımcı olur.

– Böbreküstü bezleri için bir tonik olarak çalışır. Aynı zamanda kanda kortizol seviyelerini dengede tutmaya yardımcı olur.

– Ginseng vücudun fiziksel ve duygusal stresle başa çıkmasına da destek verir. Vücutta oluşan yoksunluk belirtilerini dengeler.

– Duygu durum bozukluklarını ve anksiyete belirtilerini azaltır. Konsantrasyonu artırır ve zihinsel stresin kontrol altına alınmasını sağlar.

– Ginseng tozu bir çay kaşığı kadar kahvaltılık gevreğe ya da süte eklenerek tüketilebilir. Sigara isteğini azaltmaya yardımcı olur.

– Ginseng gün içerisinde bir miktar çiğnenebilir.

Not: Eğer kalp sorunları, diyabet, otoimmün hastalıklar ya da şizofreni ve hormon duyarlılığı varsa ginseng kullanılmamalıdır.

7. Kediotu

– Valerian da denilen kedi otu yatıştırıcı özellikleri ile anti-anksiyete etki gösterir. Sigarayı bırakma evresinde yaşanan stres ve olumsuz ruh halini hafifletir.

– Beyindeki GABA reseptörlerini etkileyen kedi otu etkili bir yatıştırıcı olarak bilinmektedir. Ayrıca vücut üzerinde sakinleştirici bir etki yaratır.

– Aynı zamanda yoksunluk belirtileri ile başa çıkmaya yardımcı olur. Özellikle sinirlilik, huzursuzluk, anksiyete ve depresyon gibi durumların kolay atlatılmasını sağlar.

– Bu bitki, kapsül ve tentür formlarda kullanılabilir. Kedi otu kullanılmadan önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

8. Çarkıfelek çiçeği

– Rahatlamayı teşvik eden çarkıfelek çiçeği anksiyete ve sigara bırakmaya eşlik eden sinirlilik ile mücadeleye yardımcı olur. Uykusuzluk ve huzursuzluğun da hafiflemesini sağlar. Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

– Çarkıfelek çiçeği çay, tentür ya da kapsül şeklinde alınabilir.

– Ancak, diğer bitkiler gibi bu bitkide bir doktora danışarak kullanılmalıdır. Özellikle hamile kadınlara ve emziren annelere önerilmez.

9. Akupunktur

– Akupunktur günümüzde sigarayı bırakmak için kullanılan etkili çözümlerden biridir. Vücuttaki bazı noktalara ince iğneler batırılarak uygulanan bu yöntem nikotin isteğinin azalmasına yardımcı olur.

– Akupunktur yoksunluk belirtileri ve sinirlilik için de olumlu etkiler gösterir. Huzursuzluğu azaltır ve temizlenme sürecinde yardımcı olur.

– Akupunktur seanslarının süresi uygulamalar ilerledikçe azaltılabilir.

– Akupunktur belgesi olan uzman kişilere yaptırılmalıdır.

10. Kulak masajı

– Kulak masajı nikotin isteği ile başa çıkmanın bir başka yoludur. Kulaklarda bazı alanlar vardır. Akupunktur yönteminde de bu alanlara müdahale edilmektedir.

– Kulak masajında ise bu alanlara hafifçe baskı uygulamak nikotin ihtiyacının azalmasına yardımcı olacaktır.

– Her gün kulak deliği kapatan çıkıntı üzerine hafifçe masaj yapılmalıdır. Düzenli yapıldığında olumlu sonuçlar alınacaktır.

Bu doğal ilaçlar sigarayı bırakmaya yardımcı olur. Ancak sigarayı bırakmak için güçlü bir iradeye sahip olmak gerektiği ve kararlılık gösterilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sigarayı bırakırken beslenme düzenine dikkat edilmeli ve hafif egzersizler yapılmalıdır. Bu şekilde vücut kendini temizleme işlemini daha hızlı yapacaktır. Eğer bu yöntemler ile sigara bırakılamıyorsa bir sağlık kuruluşundan sigarayı bırakmak için yardım alınabilir.

Sağlıklı Olmak İçin Neler Yapılmalıdır: Sağlıklı Kalmanın Yolları

sağlıklı kalmanın yolları

sağlıklı kalmanın yolları

Sağlıklı olmanın yolları:

Sağlıklı olmanın yolları şunlardır:

1. Sağlıklı olmak için egzersiz.

– Düzenli egzersiz kısa vadeli ve uzun vadeli yararlara sahiptir. Çeşitli çalışmalarda egzersizin ruh sağlığını geliştirdiği ve stresi azalttığı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda zihinsel gücü artırır ve kasların daha sağlıklı kalmasını sağlar.

– Kemikleri güçlendirir ve kalp damar hastalıklarına karşı korur.

– Düzenli egzersiz obezite ve diyabeti önlemeye de yardımcıdır.

– Her gün en az 15 dakika kadar egzersiz yapılmalıdır. Bu şekilde vücut fonksiyonları daha iyi çalışır.

– Her gün yaklaşık 30 dakika kadar yürüyüş yapılabilir.

– Gün içerisinde mümkün olduğunca merdiven kullanılmalıdır.

– Dans egzersizleri yapılabilir.

– Bisiklet, koşu ve yüzme gibi aktiviteler de yapılabilir.

2. Sağlıklı kahvaltıda olması gerekenler: Her düzenli olarak kahvaltı yapılmalıdır.

– Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Asla atlanmaması gereken bir öğündür.

– Sağlıklı bir kahvaltı kilo kontrolüne de yardımcı olur. Aynı zamanda metabolizma hızını yükseltir ve gün içinde enerji seviyesinin yüksek olmasını sağlar. Ayrıca bellek ve konsantrasyonu artırır.

– Ne kadar meşgul olunursa olsun her gün sabahları karbonhidrat, protein, lif ve gerekli minerallerin bulunduğu bir kahvaltı yapılmalıdır. Özellikle sağlıklı yağ içeren besinlere yer verilmelidir.

Önerilen besinler:

– Fıstık ezmesi ile tam buğday ekmeği

– Bir fincan yoğurt; fındık ve meyve ile birlikte

– Bir bardak meyve suyu

– Bir bardak süt ile tost

– Omlet veya haşlanmış yumurta.

3. Sağlıklı olmak için kaç saat uyumalıyız?

– Günümüzde stresli yaşam tarzı ve yoğun programlar nedeniyle insanlar gün içerisinde çok fazla efor sarf ederek gün sonunda oldukça yorgun oluyorlar. Bu yorgunluğun hafifletilmesi için ise uyku düzenine dikkat edilmesi gerekiyor.

– Uykusuzluk bazı sağlık sorunlarına neden olabilir.

– Her gün 7 ya da 8 saat uyunmalıdır. Erken yatılmalı ve erken kalkılmalıdır.

– Uyku sırasında vücut hücreleri kendini yeniler ve hastalıklara karşı bağışıklık sistemi daha da güçlenir.

– Düzenli uyku aynı zamanda kalp sağlığını korur ve kanseri önlemeye yardımcı olur. Stresi ve inflamasyonu azaltır. Aynı zamanda hafızayı geliştirir, kilo verilmesine yardımcı olur ve depresyon riskini azaltır.

Uyumaya yardımcı olması için şu öneriler uygulanabilir:

– Yatmadan hemen önce egzersiz yapılmamalıdır.

– Kafeinli içecekler ve gıdalar tüketilmemelidir.

– Gün içinde 20 dakikalık kestirmeler yapılabilir.

– Alkol alınıyorsa çok fazla içilmemesi önerilir.

– Yatmadan önce yemek yenmemelidir.

– Sigara içilmemesi önerilir.

– Uyunacak ortamın sessiz ve karanlık olması gerekir.

4. Sağlıklı nefes alma teknikleri:

– Derin nefes almak oksijen ve karbondioksit sistemini düzenler.

– Ayrıca oksijen alımını en üst düzeye çıkarır. Hem beden hem de zihni stresten ve anksiyeteden korur.

–  Hatta pek çok sağlık sorunlarının; solunum hastalıkları, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve hatta kalp hastalığı riskini azaltabilir.

– 10 ya da 20 dakika derin nefes alınmalıdır.

5. Sağlıklı olmanın yöntemleri: Ağız hijyenine dikkat edilmelidir.

– Ağız ve diş sağlığına edilmesi gerekir. Ağız sağlığı genel vücut sağlığını da etkiler.

– Ağız içinde bakteriler ve mikroplar çok çabuk ürer. Ancak uygun ağız bakımı ile bu bakterilerden kurtulunabilir.

– Ağız sağlığı sorunları kalp hastalığı gibi pek çok hastalığın riskini düşürür. Vücuttaki iltihap riskini düşürür ve belleği korur. Ayrıca kanda şeker düzeyini korumaya yardımcı olur.

Ağız hijyenini korumak için şu noktalara önem verilmelidir:

– Günde iki kez florür içeren diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır.

– Dişler günde bir kez diş ipi ile temizlenmelidir.

– Diş fırçası her 3 ya da 4 ayda bir değiştirilmelidir.

– Düzenli olarak diş doktoruna giderek muayene olunması önerilir.

6. Sağlıklı beslenilmelidir.

– Beslenme düzeninin sağlık üzerinde etkisi büyüktür.

– Sağlıklı beslenme kalp sağlığının korunmasına yardımcı olurken aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlü kalmasına yardımcı olur. Hafızayı geliştirir ve pek çok sorunlarını önlemeye yardımcı olur.

Beslenme düzeninde şu noktalara dikkat edilmelidir:

– Doğal ve organik meyve ve sebzeler, tam tahıllı gıdalar ve yağsız proteinler tüketilmelidir.

– Zeytinyağı, hindistan cevizi yağı ya da aspir yağı gibi sağlıklı yağlar tüketilmelidir.

– Sağlıklı gıdalar tüketilmesi için gıda etiketlerine dikkat edilmelidir.

– Atıştırmalık olarak çerez tüketilebilir.

– Tuz ve şeker tüketimi sınırlandırılmalıdır.

– Kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalıdır.

– Dışarıda yemek yerine, evde yemek yenmesi önerilir. Böylece yemeğin tuz ve yağ miktarı artırılabilir.

– Gün içinde 2 büyük öğün yerine 5 ya da 6 küçük öğün yenmelidir.

– Tüm besinler iyice çiğnenmelidir.

7. Su tüketimi artırılmalıdır.

– Her hücre, doku ve organın düzgün çalışması için suya ihtiyacı vardır. Su tüketimi uyanıklığı artırır, iştahı kontrol etmeye yardımcı olur.

– Ayrıca yorgunluk, baş ağrısı ve cilt kuruluğu gibi sağlık sorunlarının engellenmesine yardımcı olur.

– Gün içinde 8 ila 10 barda su tüketilebilir.

– Suyun yanı sıra su içeriği yüksek olan sebzeler de tüketilebilir.

8. Sigara içilmemelidir.

– Sigara içmek pek çok sağlık sorununa neden olabilir.

– Sigara içindeki nikotin neredeyse bütün organlara büyük zarar verir. Vücudu yavaş yavaş zehirler. Başta kalp hastalığı, felç, akciğer hastalıkları, kronik bronşit ve amfizem, osteoporoz, katarakt ve farklı kanser türleri gibi hastalıklar olmak üzere pek çok hastalığa neden olabilir.

– Sigaranın hayatı 5 ila 10 sene kadar azalttığı söylenmektedir.

– Sigara içilmesi fiziksel ve zihinsel durumu olumsuz etkiler. Sigarayı bırakmak için bir sağlık kuruluşuna başvurulabilir.

9. Kişisel hijyene dikkat edilmelidir.

– Sağlık sorunlarından uzak durmak için kişisel hijyene mutlaka dikkat edilmelidir.

– Saç, cilt, yüz, diş, kulak, tırnak, el ve ayak hijyeni oldukça önemlidir.

Kişisel hijyene dikkat etmek için şu noktalara dikkat edilebilir:

– Her gün banyo yapılmalıdır. Saçlar ise haftada 2 ya da 3 kez şampuan ile yıkanmalıdır.

– Uyumadan önce makyaj mutlaka çıkarılmalıdır ve yüz yüz yıkama jeli ile temizlenmelidir.

– Tırnaklar düzenli olarak kesilmeli ve fırçalanarak temizlenmelidir.

– Bakteri ve virüslerin yayılmasını önlemek için günde birkaç kez eller sabunlar yıkanmalıdır.

– Yatak takımları ve iç çamaşırları sık sık yıkanmalıdır.

– Her gün ayaklar yıkanmalı ve parmakların arası da dahil olmak üzere iyice kurulanmalıdır.

– Saçlar her gün taranmalıdır.

– Ağız hijyenine de dikkat edilmelidir.

10. Düzenli olarak sağlık kontrolünden geçilmelidir.

– Düzenli sağlık kontrolü ile hastalıklar erkenden teşhis edilebilir.

– Düzenli olarak şu kontrollerden geçilmelidir; bir yıllık fizik muayene, düzenli kan basıncı ve kolesterol testleri, diş kontrolleri, kolonoskopi, mamografi ve prostat ve cilt kanseri taramaları, hipertansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, kanser, ağız sağlığı sorunlarının kontrolleri.

Vücut İçin Gerekli Olan Besinler: Sağlıklı Besin Öğeleri

sağlıklı besin öğeleri

sağlıklı besin öğeleri

Vücut için faydalı besinler:

Vücut fonksiyonlarının düzgün olarak çalışması için pek çok vitamine ve minerale ihtiyaç vardır. Bazı besin eksiklikleri hastalıklara ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Farklı besinlerin yeterli miktarda alınması her canlı organizma için önemlidir. Farklı gıdalar tüketildiğinde vücut için gerekli olan tüm besin maddeleri alınabilir. Gerektiğinde besin takviyesi olarak alınabilse de bazı besin öğelerinin mutlaka beslenme düzeni içerisinde besinlerden alınması gerekir. Her besin öğesinin vücuda farklı alanlara faydası vardır.

Besin maddeleri genel sağlık durumunun korunmasına yardımcı olurken aynı zamanda vücudun hastalıklara karşı korunmasına da yardımcı olur.

Sağlıklı beslenme için gerekli besinler: Sağlıklı beslenmek için neler yemeliyiz?

1. Sağlıklı beslenme vitaminler: A vitamini

– Bu temel vitamin genel büyüme ve gelişme üzerinde etkilidir. Aynı zamanda ağız ve diş sağlığı, göz sağlığı, cilt sağlığı ve kemik sağlığında da önemli bir rol oynamaktadır.

– A vitamini ayrıca farklı türlü enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Sağlıklı hücre ve dokuların büyümesini teşvik eder. A vitamini retinoidler ve karotenoid denilen iki bileşenden oluşur.

– A vitamini açısından zengin olan bazı gıdalar şunlardır; havuç, tatlı patates, kavun, kabak, ıspanak, yumurta, karpuz, papaya, şeftali, kayısı, domates, kuru fasulye, mercimek, kırmızı biber, guava, brokoli, karaciğer, süt ve güçlendirilmiş tahıllar.

2. C vitamini

– C vitamini serbest radikal hasarını en aza indirgerken aynı zamanda hücrelerin korunmasına yardımcı olan antioksidanlar içerir. Bu nedenle farklı kanser türlerinin oluşma riskini de düşürür.

– C vitamini vücutta E vitamini kaynağını yeniden oluşturur ve demir emilimini artırır. C vitamini suda eriyen bir vitamindir.

– Aynı zamanda diş etlerini sağlıklı tutar, yaraların iyileşmesinde yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir ve enfeksiyonlara karşı vücudu korur.

– C vitamini açısından zengin besinler şunlardır; kırmızı biber, kivi, portakal, çilek, kavun, brokoli, guava, greyfurt, brüksel lahanası, maydanoz, limon suyu, papaya, karnabahar, lahana ve hardal yeşilliği.

3. E vitamini

– E vitamini yağda çözünen bileşikler içerir ve antioksidan özelliği vardır.

– Bu vitamin cildi zararlı ultraviyole ışınlarına karşı korur, serbest radikallerin hücre hasarına neden olmasını önler. Hücreler arasındaki iletişimi artırır ve Alzheimer hastalığı ile prostat kanserine karşı korur.

– E vitamini açısından zengin bazı gıdalar şunlardır; ıspanak, pazı, şalgam yeşilliği, hardal yeşilliği, kırmızı biber, badem, ayçiçeği tohumu, buğday tohumu, kuşkonmaz, biber, tam buğdaylı tahıllar ve aspir yağı.

4. Sağlıklı kalmak için: Lifli besinler

– Lif sindirim fonksiyonlarının düzgün çalışmasına yardımcı olur. Absorbe edilemez kompleks karbonhidratlar olarak tanımlanabilir. İnce bağırsak ve kolon aracılığıyla ve vücut dışına atılırken pek değişmez.

– Yüksek lifli beslenme düzeni bağırsak hareketlerini normalleştirir, bağırsak sağlığını korumaya yardımcı olur. Aynı zamanda kolesterolü düşürür, kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur ve sağlıklı kiloya ulaşılmasını sağlar.

– Ayrıca kalp hastalığı, kanser ve tip 2 diyabet gibi kronik koşulların riskini düşürür.

– Lif açısından zengin bazı gıdalar şunlardır; tam tahıllı krakerler, darı, arpa, bulgur, yabani pirinç, fasulye, nohut, şalgam yeşilliği, yulaf, keten tohumu, hardal yeşilliği, patlıcan, ahududu ve tarçın.

5. Sağlıklı kalmanın yolları: Folik asit (B 9 vitamini)

– Folik asit, diğer adıyla folat, suda çözünen bir B 9 vitamini şeklidir. Folik asit, anemiyi önlemeye yardımcı olur ve alyuvar yapımını destekler. Kanda homosistein birikimini önler ve sinir fonksiyonun düzgün çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca osteoporoz ve kemik kırıklarını önler. Demans ve Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere pek çok hastalığın önlenmesine etkilidir.

– Vücutta folik asit depolanmaz. Bu nedenle her gün düzenli olarak tüketilmesi önerilir.

– Folik asit bakımından zengin besinler şunlardır; marul, ıspanak, kuşkonmaz, şalgam yeşilliği, hardal yeşilliği, maydanoz, lahana, brokoli, karnabahar, pancar, mercimek, kuşkonmaz, lahana, yumurta sarısı ve marul.

Sağlıklı kalmak için dengeli beslenmenin önemi:

6. Demir

– Demir vücutta oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin üretilmesine yardımcı olur. Kasların ve diğer organların düzgün çalışmasını sağlar.

– Vücutta demir eksikliği olduğunda yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik gibi belirtiler oluşabilir. Ayrıca demir eksikliği nedeni ile anemi yani kansızlık da yaygın olarak oluşan sorunlar arasındadır.

– Demir açısından zengin gıdalar şunlardır; istiridye, kırmızı et, tavuk karaciğer, soya fasulyesi, tahıllar, kabak çekirdeği, fasulye, mercimek, ıspanak, fındık, kuru kayısı, kahverengi pirinç, su teresi, kekik, kuşkonmaz, kimyon, zerdeçal, tofu, pekmez, lahana, pırasa, kekik, karabiber, fesleğen ve şalgam.

7. Magnezyum

– Magnezyum kemik gücü için etkili bir besindir. Ayrıca kas ve sinir sistemini korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu mineral normal bir kalp atışı için son derece önemlidir. Yüksek lifli gıdalarda genellikle magnezyum da bulunmaktadır.

– Magnezyum içeren başlıca besinler şunlardır; baklagiller, tahıllar, brokoli, kabak, ıspanak, badem, kaju fıstığı, fıstık, soya sütü, siyah fasulye, avokado, kahverengi pirinç, yulaf ezmesi, barbunya fasulyesi, muz, kabak çekirdeği ve susam.

8. Omega 3 yağ asitleri

– Omega 3 yağ asitleri sinir sistemini düzenlemeye yardımcı olurken aynı zamanda kalp damar sistemini güçlendirir. Bağışıklığı güçlendirir ve besinleri vücutta absorbe edilmesini kolaylaştırır.

– Aynı zamanda obezite riskini düşürür. Vücudun insüline yanıt yeteneğini geliştirir. Hatta kanser hücrelerinin büyümesini önlemeye yardımcı olur.

– Omega 3 yağ asitleri açısından zengin gıdalar arasında şu besinler vardır: keten tohumu, ceviz, somon, sardalya, sığır eti, soya fasulyesi, pisi balığı, karides, kanola yağı, soya peyniri ve zeytinyağı.

9. Kalsiyum

– Kalsiyum sağlıklı dişler ve kemikler için önemli bir besindir. Kemiklerin ve dişlerin güçlenmesine yardımcı olur.

– Aynı zamanda sinir ve kasların düzgün çalışmasını sağlar. Kanda pH dengesini korumaya yardımcı olur ve vücutta enerji seviyesini artırır.

– Kalsiyum alımı kan basıncını düşürür ve kilo kontrolü sağlar.

– Kalsiyum yönünden zengin bazı besinler şunlardır; yoğurt, peynir, süt, tofu, siyah pekmez, susam, sardalya, lahana, ıspanak, şalgam.

10. Protein

– Protein bağışıklık sisteminin işlevini düzgün yapmasına yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı cilt, saç ve tırnaklar için gerekli enzimleri içerir.

– Vücudun kendi kendini onarmasına yardımcı olurken kaslar için gerekli temel besin maddesidir.

– Protein alımı çocuklarda büyüme ve gelişim evresinde, ergenlik ve hamilelik sırasında oldukça önemlidir.

– Protein bakımından zengin besinler şunlardır; hindi, ton balığı, karides, pisi balığı, somon, sardalye, tavuk, kuzu, sığır eti, dana karaciğeri, ıspanak, tofu, hardal yeşilliği, kuşkonmaz, soya fasulyesi, peynir, mantar, yumurta, bezelye ve nohut.

Vücut için gerekli bu besinler doğru miktarlarda alınmalıdır ve beslenme düzeni içerisinde mutlaka bulunmalıdır. Beslenme düzeninde alınamıyorsa ek takviye şeklinde alınabilir. Ancak besin takviyesi kullanılmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.

Ginseng Neye İyi Gelir: Ginsengin Faydaları

ginsengin faydaları

ginsengin faydaları

Ginseng nedir ne işe yarar?

Hint ginsengi günümüzde sık kullanılan bitkiler arasındadır. Bu ot Çin tıbbıyla ortaya çıkmıştır ve sağlık açısından birçok faydası vardır. Bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olurken aynı zaman güçlü anti oksidan, anti inflamatuar, anti stres, anti epileptik ve anti bakteriyel özellikleri vardır. Ashwagandha olarak da bilinen Hint ginsengi biyolojik olarak aktif bileşenler; alkoloidler, steroidler, saponinler, demir ve kolin içerir. Ayrıca, 18 farklı yağ asitleri ve birkaç polifenoller ile fitosterollere de sahiptir.

Bu bitkinin kök, yaprak ve meyveleri tıbbi amaçlar için kullanılır. Ashwagandha kökleri çiğnenebilir ya da çay olarak tüketilebilir.

Ginseng neye yarar: Ginseng bitkisinin faydaları

1. Strese iyi gelen bitkiler arasındadır.

– 2012’de yapılan bilimsel çalışmalara göre bu bitki psikolojik durumlarda olumlu etkiler yaratmaktadır. Stresin yan etkilerini azaltmak için de kullanılabilir.

– Hint ginsengi stres hormonlarının yani kortizol düzeyinin düşmesine yardımcı olur.

– Akut ve kronik stres durumunda kullanılabilir. Sinirleri yatıştırırken aynı zamanda adrenal sistemi güçlendirir. Ayrıca, vücut ve zihni yeniler ve uyku kalitesini artırır.

2. Ginseng beyne etkisi.

– Yapılan başka bir araştırmaya göre bu bitki alzheimer tedavisinde de etkilidir. İçerisindeki asetilkolin ile sinir sinyallerinin ana verici üretimini artırmaya yardımcı olur. Bu da sırayla düşünme, konsantrasyon ve hafıza gibi bilişsel becerileri geliştirir.

– Hatta beyin parçalarının zarar gördüğü ve yaşa bağlı oluşan ruhsal hastalıklarda da kullanılabilir. Özellikle Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının riskini azaltmaya yardımcı olur ve sinir hücrelerinin büyümesini teşvik eder.

– Beyin dejenerasyonu korumak doktora danışarak hint ginsengi kullanılmaya başlanabilir.

3. Kansere karşı şifalı bitkiler arasındadır.

– Çok sayıda çalışmada hint ginsenginin kanser hastalığına karşı koruma sağladığı ortaya çıkmıştır. Kanserin büyümesini durdurmaya yardımcı olur ve var olan lezyonların büyümesini engelleyen etkili antioksidanlar içerir.

– İçerdiği bileşenleri ile meme, kolon, lösemi, akciğer, melanom, prostat ve sarkomu gibi kanser hücrelerinin büyümesini önlemeye yardımcı olur.

– Ayrıca, kanser tedavisi olarak kemoterapi ve radyasyon uygulaması yapılan hastalarda bu tedavilerin oluşturduğu yan etkileri hafifletir.

– Sağlıklı hücrelerin korunmasına yardımcı olur.

4. Bağışıklığı güçlendiren bitkiler arasında ginseng de vardır.

– Hint ginsenginin başka bir önemli faydası da bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Antioksidanlar açısından zengin olduğu için beyaz kan hücrelerinin üretimi artırır. Bağışıklığı destekler.

– Yıl içinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların oluşma riskini azaltır. Aynı zamanda kişiye enerji verir.

– 1 fincan hint ginsengi çayı düzenli olarak içildiğinde bağışıklık sistemi daha güçlü olacaktır.

Not: Hint ginsengi çayı yüksek tansiyonu olanlar için tavsiye edilmez.

5. Ginseng ve depresyon

– Bu bitki stres giderici etkisi nedeni ile anksiyete ve depresyon tedavisinde de kullanılır. Doğal ve etkili antidepresan özelliği vardır.

– Doktor gözetiminde depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılabilir.

6. Ginsengin etkileri: Doğal bir afrodizyak olarak çalışır.

– Hint ginsengi doğurganlığı ve sperm kalitesini artırır.

– Bir bardak ılık süte yarım çay kaşığı hint ginsengi tozu eklenir ve karıştırılarak günde 2 kez içilir.

7. Artrite iyi gelen bitkiler arasındadır.

– Anti enflamatuar özellikleri nedeniyle bu bitki romatizma ve osteoartrit tedavisinde çok etkilidir.

– Eklemlerde oluşan inflamasyon ve ağrıyı hafifletir. Ayrıca kemikleri güçlendirir.

– Hint ginsengi kökü tozu topikal olarak eklemlere uygulanabilir. İltihabı da hafifletir.

8. Ginseng diyabet ilişkisi

– Kan şekeri düzenlemeye yardımcı olur. Bu nedenle diyabet hastalarına da tavsiye edilir.

– Tip 2 diyabetten şikayetçi olan kişilerde karbonhidrat metabolizesinde zorluk yaşanır. Hint ginsengi bu konuda vücuda destek sağlar.

– Şeker hastaları bu bitkiyi kullanmadan önce doktorlarına danışmalıdır.

Gece Yatarken Cilde Ne Sürülür: Gece Cilt Bakımı

gece cilt bakımı

gece cilt bakımı

Gece cilt bakımı nasıl olmalı?

Gün boyunca cilt kez sert ultraviyole ışınları, toz ve hava kirliliği ya da sert kimyasallar gibi çevresel koşullara maruz kalır. Zaman içinde cilde zarar veren bu faktörler erken yaşlanma belirtilerine neden olabilir. Cildi bu zararlı etkilerden korumak için gündüz bakımlarının yanı sıra gece bakımı da yapılmalıdır.

Uyurken cilt kendini onarır ve cilt hücreleri hızla yenilenir. Her gece rutin olarak cilt bakımı yapıldığında cilt tonu dengelenebilir, cilde parlaklık kazandırılır ve ciltteki lekelerin hafiflemesine yardımcı olunabilir. Her gece sadece birkaç dakika cilt bakımına zaman ayırılmalıdır. Bu şekilde daha sağlıklı bir cilde sahip olunabilir.

Gece cilt bakımı nasıl yapılır: Cilde gece bakımı

1. Makyaj her gece temizlenmelidir.

– Makyaj cilt gözeneklerini kapatır ve cildin nefes almasını engeller. Bu da ciltte bazı sorunlara neden olabilir. Her gece yatmadan önce makyaj mutlaka çıkarılmalıdır. Cildin daha genç ve canlı kalması isteniyorsa mutlaka buna uyulmalıdır.

– Geceleri uyurken cilt kendini onarır ve gözenekler açılır. Ancak üzerinde makyaj kalıntıları kaldığında bu kalıntılar gözenekleri tıkar ve sivilce ya da cilt lekeleri oluşabilir.

– Cilt tipine uygun bir makyaj temizleyici her gece makyajı temizlemek için kullanılabilir.

2. Gece yüze ne sürülür: Tonik kullanılmalıdır.

– Her gece yatmadan önce cilt tipine uygun bir tonik kullanılmalıdır. Tonik cildin sıkılaşmasına yardımcı olurken aynı zamanda cildin pH seviyesini korumaya da yardımcı olur.

– Tonikler aynı zamanda cildi bakteri ve mikroorganizmalara karşı daha dirençli hale getirir. Ayrıca ciltten toz, kir ve ölü deri hücrelerin arınmasını sağlar. Özellikle yağlı ve akne eğilimli ciltlere sahip kişiler mutlaka tonik kullanmalıdır.

– Piyasada çeşitli cilt tipleri için birçok farklı türde tonik bulunmaktadır. Doğal tonik kullanılmak isteniyorsa gül suyu tercih edilebilir.

– Az miktarda tonik pamuğa dökülür ve cilde uygulanır. Tüm yüz ve boyun bölgesine uygulanması önerilir.

– Kullanılan toniğin alkol ve paraben içermemesine dikkat edilmelidir.

3. Cilt bakımı için öneriler: El kremi kullanılmalıdır.

– Gün boyu ellerin yumuşak ve pürüzsüz olması için ellere düzenli olarak geceden el kremi uygulanabilir.

– Önce eller ılık su ve yumuşak bir sabun ile iyice yıkanır. Ardından bir havlu ile kurulanır ve el kremi uygulanır.

– Elleri gece boyunca nemli tutmak için az yağlı bir el kremi kullanılmalıdır.

– Her gece düzenli olarak uygulandığında el kremleri, ellerin kırışmasını da önler.

4. Gece göz kremi nasıl kullanılır?

– Göz çevresi ilk yaşlanma belirtilerinin çıktığı alandır. Bu nedenle özen gösterilmesi gerekir.

– İlk olarak göz makyajını silinmelidir. Daha sonra yatmadan önce bir göz kremi tüm göz çevresine uygulanmalıdır.

– Göz kremi nemlendirici etkisinin yanı sıra kırışıkların görünümünü azaltmaya yardımcı olur. Aynı zamanda koyu halkaların oluşmasını engeller ve göz çevresinin esnekliğini korur.

– Kafein, peptidler, antioksidanlar ve aydınlatıcılar içeren göz kremleri tercih edilebilir.

– Uygulamaya gözlerin iç köşesinden başlanarak dış köşelere doğru devam edilmelidir. Parmak uçları ile nokta hareketleri ile hafifçe masaj yapılabilir.

5. Dişler düzenli olarak fırçalanmalıdır.

– Her gece yatmadan önce mutlaka dişler fırçalanmalıdır. Diş ipi kullanılması da tavsiye edilir.

– Bu şekilde ağız içerisinde mikrop ve bakteri üremesinin önüne geçilebilir. Ayrıca enfeksiyonlar da önlenmiş olur. Sabah kalkıldığında oluşan koku bu şekilde engellenebilir.

– Yumuşak kıllı bir diş fırçası ve florür içeren bir diş macunu kullanılmalıdır. Dişler dil de dahil olmak üzere 2 dakika kadar fırçalanmalıdır.

– Diş ipi uygulamasından sonra ağız ılık suyla iyice durulanır. Bu işlem her gece düzenli olarak yapılmalıdır.

– Ağız içerisindeki bakterilerden kurtulmak için gargaralar da düzenli olarak kullanılabilir.

6. Ayaklara ve topuklara vazelin uygulanmalıdır.

– Güzel ve sağlıklı ayaklar için bakım şarttır. Gece bakımında ayak güzelliğine de önem verilmelidir.

– Öncelikle ayaklar ılık su ve yumuşak bir sabun ile yıkanır. İyice kurulanır. Ayakların sulu bırakılması mantar enfeksiyonlarına neden olabilir. Kurulandıktan sonra biraz vazelin ya da düzenli olarak kullanılan ayak kremi ayaklara masaj yaparak uygulanır. Ardından bir çorap giyilir. Bu uygulama özellikle topukların çatlamasını ve kurumasını engeller.

– Eğer mümkünse her gece yatmadan en az 5 dakika dairesel hareketler ile ayaklara masaj yapılmalıdır. Bu işlem daha iyi uyumaya yardımcı olur.

7. Uyumadan önce saçları toplamak gerekir.

– Saçlar uyku sırasında cildin yağlanmasına neden olabilir. Saçlardaki yağ cilde temas ettiğinde sivilce ve siyah nokta sorunu oluşabilir. Ayrıca saç kopmaları da yoğun olarak görülmektedir.

– Saçlar uzunsa bu durumları önlemek için toplanabilir. Hafif salık bir şekilde tepede topuz yapılarak uyunduğunda cildin yağlanması ve saç dökülmesi engellenmiş olur.

– Ancak saçlar kesinlikle çok sıkı bir şekilde toplanmamalıdır. Aksi takdirde saç sağlığı zarar görebilir.

8. Gece nemlendirici kremleri uygulanmalıdır.

– Özelikle kış aylarında yatmadan önce mutlaka cilde nemlendirici krem uygulanmalıdır. Bunun için piyasadaki gece kremleri kullanılabilir. Ancak cilt tipine uygun ürünlerin seçilmesine dikkat edilmelidir.

– Cilt yeterince nemlendirildiğinde kuruluk ve kaşıntı gibi sorunlar da oluşmaz.

– Cildin yeterince nemlendirilmemesi durumunda egzama, sedef hastalığı ve cilt hastalıklarının oluşabileceği unutulmamalıdır.

– Cilt nemlendiriciler gece boyunca cildin beslenmesine de yardımcı olur.

9. İpek yastık kılıfı kullanılmalıdır.

– Diğer kumaşlara nazaran ipek yastık kılıfları ölü cilt hücrelerini üzerinde tutmaz. Diğer yastık kılıflarında biriken ölü deri hücreleri ve kirler gece boyunca cilde yapışarak cilt sorunlara neden olabilir.

– Ayrıca ipek yastık kılıfları ciltte kırışıklık oluşma riskini düşürür.

– İpek yastık kılıfları içerdiği saç ve cilt güzelliğini korumaya yardımcı olan 18 temel amino asit içerir.

– Pamuklu ve diğer yastık kılıfları cildin yıpranmasına ve saçların tülermesine neden olabilir.

10. Uyku düzenine mutlaka dikkat edilmelidir.

– Uykusuzluk cilt sağlığının bozulmasına neden olabilir. Uyku süresi ve uyku süreçlerinin günün hangi saatinde olduğu önemlidir.

– Uyku sırasında cilt kendini onardığı için uyku düzenine mutlaka dikkat edilmelidir. Cildin daha canlı ve sağlıklı görünmesi için bu şarttır.

– Uyku eksikliği özellikle göz çevresinde kırışıklık, morluk, koyu halkalar ve yorgun bir görüntüye neden olabilir. Ayrıca yaşlılık belirtilerini hızlandırır.

– Sağlıklı ve genç bir görünüm için günde 7 ya da 8 saat uyunmalıdır.

– Yatmadan önce kahve içilmemelidir. Sıcak bir banyo yapılarak sıcak süt içilebilir.

– Ayrıca uyunan ortam da çok önemlidir. Sessiz ve karanlık bir ortamda uyumak uyku kalitesini artırır.

Bu öneriler her gece düzenli olarak uygulandığında daha sağlıklı, parlak ve canlı bir cilde kavuşulabilir.

Gebelikte Kusma Nasıl Geçer: Gebelikte Kusmaya Doğal Çözüm

gebelikte kusmaya doğal çözüm

gebelikte kusmaya doğal çözüm

Hamilelikte kusma ne zaman başlar?

Hamilelik döneminde mide bulantısı ve kusma normal belirtiler olarak kabul edilse de bazı kadınlarda bu belirtiler daha sık görülür. Sabah bulantısı olarak da bilinen bu durum hamileliğin özellikle ilk üç ayın boyunca (ilk üç aylık dönem) görülür. Aslında, kadınların yüzde 65’den fazlasında bu belirti görülmektedir. Mide bulantısı ve kusma belirtilerinin ana nedeni hala bilinmemektedir. Genellikle vücutta hızlı hormonal değişiklikler nedeniyle oluştuğu düşünülmektedir. Hamilelikte kusma bulantı ek olarak karın bölgesinde kasılma ve gerilmeler de olabilir. Bazı kokular, belirli gıdalar, yorgunluk, stres, anksiyete ile vitamin veya mineral eksiklikleri de sabah bulantısını tetikleyebilir. Mide bulantısı ve kusma erken oluşur ve gün ilerledikçe azalır. Bazı kadınlarda sabahın yanı sıra günün diğer saatlerinde de belirtiler görülebilir. İlk üç ayın yanı sıra ilerleyen aylarda da ortaya çıkabilir. Hamilelikte kusma ve mide bulantısı ile başa çıkmak için bazı doğal çözümler uygulanabilir.

Hamilelikte kusmaya ne iyi gelir: Hamilelikte kusmaya bitkisel çözüm

1. Hamilelikte kusmaya çözüm: Su tüketiminin artırılması:

– Mide bulantı ve kusmayı hafifletmek için su tüketiminin artırılması önerilir. Her saat başı su içildiğinde mide bulantısı riski düşer.

– Ayrıca hamile kadınlarda hem vücut sağlığı hem de bebek sağlığı için daha çok suya ihtiyaç vardır. Vücudun sürekli nemli tutulması gerekir.

– Gün boyunda yeterli miktarda su tüketildiğinden emin olunmalıdır. Su tüketimi mide bulantısını hafifletirken aynı zamanda sindirimi geliştirir ve daha sağlıklı olmaya yardımcı olur.

2. Hamilelikte kusmayı önlemek için: Zencefil

– Zencefil de hamilelik döneminde kusma ile başa çıkmada etkili çözümler arasındadır. Sindirim sistemi fonksiyonlarını korurken mide bulantısının hafiflemesine yardımcı olur. Midede üretilen fazla asidi dengeler.

– Zencefilin kokusu bile bulantıyı yatıştırmaya yardımcı olmaktadır.

– 5 damla zencefil suyu ve 1 tatlı kaşığı bal karıştırılır. Bu karışım her sabah tüketilir.

– Alternatif olarak 1 su bardağı kaynar suya 1 çay kaşığı rendelenmiş zencefil eklenerek demlenmesi beklenir. 5 ya da 10 dakika kadar beklendikten sonra süzülür ve içerisine bal eklenerek tüketilir. Günde 2 ya da 3 bardak zencefil çayı tüketilebilir.

3. Hamilelikte kusmayı ne önler: Limon

– Limon da hamilelikte kusma ile mücadelede kullanılan çözümler arasındadır. Yatıştırıcı kokusu ile mide bulantısını azaltır ve kusmayı engeller.

– Limonun vücut üzerinde doğal bir sakinleştirici etkisi vardır. Ayrıca, limon C vitamini içeriği ile hamile kadınlar ve bebek sağlığı için son derece faydalıdır.

– Bir bardak suya taze limon sıkılır ve biraz bal eklenir. Bu karışım her sabah aç karna tüketilebilir. Gün içerisinde mide bulanışı oluşmasını engeller.

– Taze limon kabuğu kokusu da teneffüs edilebilir.

– Birkaç damla limon esansı bir mendile dökülür. Bulantı başladığında limon esansı teneffüs edilir.

4. Hamilelikte kusmayı önlemek için ne yapmalı: Nane

– Nane de mide bulantısı, sabah bulantısı ya da kusma gibi hamilelik sırasında ortaya çıkan belirtileri hafifletmek için kullanılmaktadır. Mideyi sakinleştirir ve mide bulantısını azaltır.

– Bir fincan sıcak suya 1 çay kaşığı kuru nane eklenir. Kapağı kapatılarak 1

5 ya da 10 dakika kadar dinlendirilir. Süzülür ve içerisine biraz şeker ya da bal eklenerek her sabah çay şeklinde tüketilir.

– Alternatif olarak aynı limon esansında olduğu gibi bir mendile birkaç damla nane esansı konulur. Ara sıra bu mendil koklanır.

Not: Bazı kadınlarda bulantıyı nane kokusu tetikleyebilir. Bu durumda nane kullanılmamalıdır.

5. Hamilelikte kusma için ne yapılmalı: Rezene

– Rezene hamilelikte kusma ve mide bulantısı için kullanılan yaygın çözümler arasındadır. Sindirime yardımcı olur ve kusma hissini azaltarak mide ve bağırsak astarını rahatlatır. Ayrıca, aromatik lezzeti ile mideyi sakinleştirmeye yardımcı olur.

– Kusacak gibi hissedildiğinde biraz rezene tohumu yutulabilir.

– Bir fincan sıcak su içine 1 çay kaşığı rezene tohumu eklenir. Demlenmesi için 10 dakika kapağı kapatılarak beklenir.

– Ardından süzülür ve içerisine biraz bal ile limon suyu eklenerek içilir.

– Özellikle sabah erken saatlerde içildiğinde etkili sonuçlar alınmaktadır.

6. Hamilelik kusmasına ne iyi gelir: B 6 vitamini alımını artırmak

– Her ne kadar kesin nedeni hala bilinmemekte de olsa mide bulantısının nedeni B 6 vitamini eksikliği olabilir. Ayrıca, bu vitamin gebelikte gerekli bir vitamin olarak bilinir.

– Sabah bulantısı için B 6 vitamini takviyeleri alınabilir. Günde 3 kere 25 mg olarak alınması önerilir. Ancak B 6 vitamini takviyesi alınmadan önce mutlaka bir jinekoloğa danışılmalıdır.

– B 6 vitamini besinlerden de alınabilir. Özellikle kahverengi pirinç, avokado, muz, balık, mısır ve fındık gibi yüksek B 6 vitamini içeriği olan gıdalar tüketilebilir.

7. Hamilelikte kurmayı önlemenin yolları: Aperatif krakerler

– Sabah uyandıktan sonra tuzlu kraker tüketilmesi de mide bulantısı ve kusma belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur.

– Kraker karbonhidrat bakımından zengindir ve mide asidini dengelemeye yardımcı olur.

8. Kırmızı Ahududu yaprağı çayı

– Birçok bitki hamilelik döneminde önerilmese de mide bulantısı ve kusma için kırmızı ahududu yaprağı çayı tüketilebilir. Belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.

– Ayrıca, bu yapraklar içerdiği B vitamininin yanı sıra kalsiyum, demir ve sağlıklı bir hamilelik için gerekli olan magnezyum açısından da zengindir.

– 1 ya da 2 çay kaşığı kurutulmuş kırmızı Ahududu yaprakları 1 bardak sıcak suya eklenir. Kapağı kapatılarak 5 ya da 10 dakika kadar demlenmesi beklenir. Sabahları bu çay tüketilir.

Not: Kırmızı ahududu yaprağı bazı kişilerde rahim kasılmalarına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora danışarak kullanılmalıdır.

9. Acupressure

Accupressure vücutta bulunan bazı noktalara basınç uygulanarak kan akışının normal düzeylerde olmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Hamilelikte kusma ve mide bulantısını hafifletmek için de kullanılmaktadır.

– Piyasada bulunan acupressure bileklikleri kullanılabilir.

– Bu bileklikler bilek üzerinde belirli noktalara basınç uygulayarak mide bulantısı ve kusma gibi belirtileri denetler.

10. Düzenli yürüyüşler

– Doktora danışarak düzenli yürüyüş ve egzersizler de uygulanabilir. Hafif egzersizler hamilelik sırasında çok faydalıdır. Sabahları kısa yürüyüşler de yapılabilir. Bu şekilde progesteron hormonu seyreltilir ve bulantı kontrol altına alınabilir.

– Ayrıca yürüyüş, sindirimi de düzenlemeye yardımcı olur.

– Yemek yedik yedikten sonra 15 ya da 20 dakika kadar her gün açık alanda yürüyüş yapılabilir.

Bulantı ve kusmayı engellemek için ipuçları:

– Yemeklerde büyük porsiyonlar tüketilmemelidir. Küçük porsiyonlar şeklinde günde 6 öğün yemek yenebilir.

– Aç kalmamaya dikkat edilmelidir. Öğün aralarında atıştırmalıklar tüketilebilir.

– Zor sindirilen besinlerden uzak durulmalıdır. Özellikle kızartma besinler ve çok yağlı besinlerden uzak durulmalıdır.

– Yüksek karbonhidrat ya da protein, sindirimi kolay ve düşük yağlı gıdalar tüketilmelidir.

– Yoga, nefes egzersizleri ve zihnini meşgul tutmak için meditasyon uygulamaları yapılabilir.

Yaşlanmayı Önlemek İçin Yapılması Gerekenler: Yaşlanma Karşıtı Doğal Bakım

yaşlanma karşıtı doğal bakım

yaşlanma karşıtı doğal bakım

Yaşlanmayı geciktirmenin yolları:

Yaşlanma süreci doğal bir süreçtir. Zamanla hücreler yıpranır ve yaşlanma belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Yaşlanma belirtileri bazı durumlarda genetik olarak erkenden ortaya çıkabilir.

Cildin yıpranıp hızla kırışmaması ya da sarkmalar oluşmaması için bazı güzellik önerileri dikkate alınabilir.

Yaşlanmayı geciktirmek için neler yapılmalı: Yaşlanmayı önlemek için ne yapmalı?

1. Yaşlanma karşıtı cilt bakım ürünleri

– Her yaşta belli bir cilt bakım rutini oluşturulmalıdır. Cilde bakım yapıldığında yaşlanma belirtileri engellenebilir.

– Cilt yumuşak bir temizleyici ile her gün sabah ve akşam temizlenmelidir. Cildin düzenli olarak temizlenmesi daha yumuşak ve sağlıklı bir görünüm oluşturur. Ayrıca gözeneklerin tıkanmasını engeller.

– Kullanılan temizleyicilerin içerisinde alkol ve paraben bulunmamasına dikkat edilmelidir.

– El ve ayaklar günde iki kez düzenli olarak yıkanmalıdır.

– Cildin daha yumuşak olması için düzenli olarak peeling maskeleri uygulanabilir. Peeling işlemleri cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda ciltteki ölü deri hücrelerinden ve kirden kurtulmaya yardımcı olur.

2. Yaşlanmayı önleyen kremler ve bakım ürünleri dikkatli seçilmelidir.

– Cilt bakım ürünleri cilt tipine uygun olarak seçilmelidir. Yanlış cilt bakım ürünlerinin kullanımı cildin hasar görmesine neden olabilir. Ayrıca karıncalanma, kaşıntı, kuruluk ve tahrişe de neden olabilir.

– T bölgesi alanı analiz edilerek bu doğrultuda ürün kullanımı yapılmalıdır. Cildin daha aydınlık ve canlı görünmesine yardımcı olan ürünler seçilmelidir.

– Aynı anda birden fazla kozmetik bakım ürünü kullanımından kaçınılmalıdır.

– 20 yaşın üzerindeki kişilere retinol, peptidler ve antioksidanlar içeren ürünler kullanmaları tavsiye edilir. Retinol; kollajen üretimini artırmaya yardımcı olurken cildin daha esnek kalmasına yardımcı olur. Hücre onarımını hızlandırır.

– Peptidler de kollajen üretimini hızlandırır ve daha genç bir görünüm sağlar.

– Antioksidanlar ise cildi güneş ışınlarından korunmasına yardımcı olur.

– Cilt ürünleri seçilirken bir cilt uzmanından yardım alınabilir.

3. Yaşlanma karşıtı güneş kremi:

– Güneş kremi güzellik uzmanları tarafından tavsiye edilen nihai anti-aging ürünüdür. Her mevsim düzenli olarak kullanılmalıdır.

– Güneş gören her bölgeye mutlaka uygulanmalıdır. Özellikle yüz bölgesine yüksek faktörlü kremler uygulanmalıdır.

– Güneş kremi esnekliğin korunmasına yardımcı olurken cildin kırışmasını engeller. Cildin kurumasını ve cilt yanıklarını oluşmasını da engeller.

– Güneş kremi her gün cilde uygulanmalıdır. Maksimum fayda için kulak, boyun, bacak ve ellere uygulanması önerilir.

4. Yaşlanmayı geciktiren şeyler: Uyku düzenine dikkat edilmelidir.

– Her gün düzenli olarak 7 ya da 8 saat uyunmalıdır. Uyku sırasında cilt kendini yeniler ve onarır.

– Uyku adrenalin ve kortikosteroid düzeylerinin dengede kalmasını sağlar. Büyüme hormonunu teşvik eder.

– Yeterli uyku alınmadığında cilt kendini yenileyemez ve esnekliğini kaybeder. Cilt daha çabuk kırışır ve matlaşır.

– İyi bir uyku bellek ve ruh halini korumaya da yardımcı olur. Konsantrasyonu artırır ve aynı zamanda kalp krizi ve inme gibi birçok sağlık sorununun riskini azaltır.

– Uykuyu teşvik etmek ve daha rahat bir uyku için yatmadan önce sıcak içecekler tüketilebilir. Ancak kafeinli içecekler yerine süt ya da bitkisel çaylar tercih edilmelidir.

5. Yaşlanmayı geciktiren yüz egzersizleri:

– Egzersiz, beden ve zihin için iyidir. Düzenli egzersiz, kan akışını arttırır ve cildin daha sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Ayrıca hormonları düzenler ve uykuyu teşvik eder.

– Yapılan araştırmalara göre kan dolaşımını artırmaya yardımcı olan egzersiz programları düzenli yapıldığında anti enflamatuar bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle inflamatuar kalp hastalığı ve obezite gibi hastalıkların riskini azaltır.

– Egzersiz kas gücünü artırdığı için yaşla birlikte artan denge ve kemik yoğunluğu kaybıyla mücadelede de etkilidir.

– Her gün 20 ya da 30 dakika kadar egzersiz yapılabilir. Bu egzersiz programları yaşlanma sürecini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

– Özellikle yürüyüş, dans, bisiklete, bahçe ve ev işleri ile uğraşılması önerilir. Yoga da yapılabilecek teknikler arasındadır.

6. Yaşlanma ve oksidatif stres:

– Stres vücuttaki yaşlanma belirtilerini hızlandırabilir. Ayrıca fiziksel değişimlere neden olabildiği de bilinmektedir.

– Hormonal değişiklikleri tetikleyen stres durumunda tansiyon yükselmesi ve kalbin daha hızlı attırması gibi durumlar görülebilir.

– Stres anksiyete, depresyon, uykusuzluk, kilo alma, yorgunluk ve daha birçok neden ile ortaya çıkabilir. İlk olarak strese neden olan etkenler analiz edilmelidir.

– Stresi kontrol altına almak için nefes egzersizleri, pratik yoga, meditasyon ya da hobiler yapılabilir. Bu faaliyetler sırasında zihin rahatlar ve stres seviyesi düşer.

– Stres yönetiminde zorluk yaşanıyorsa bir uzmana danışılabilir.

7. Yaşlanmayı geciktiren besinler ve sağlıklı beslenilme:

– Yaşlanma sürecini yavaşlatmak için sağlıklı ve dengeli beslenilmelidir.

– Antioksidan yönünden zengin besinler beslenme düzenine mutlaka dahil edilmelidir. Antioksidanlar kollajen üretimini artırır ve hücresel yenilenmeyi hızlandırır.

– Temel yağ asitleri, keten tohumu ve yağlı balıklar mutlaka beslenme düzeni içinde olmalıdır. Bu sağlıklı yağlar cilt fonksiyonunun düzgün çalışmasına yardımcı olur ve doku onarımını hızlandırır.

– Ayrıca, vücuttaki iltihabı azaltır ve ruhsal sağlığı geliştirmeye de yardımcı olur.

– Günlük 5 porsiyon meyve ve sebze ile kepekli tahıl tüketilmelidir. Özellikle protein, kalsiyum, D vitamini, demir, çinko ve vücudun düzgün çalışması için gereken diğer önemli mineralleri içeren besinler tercih edilmelidir.

8. Su tüketimini artırmak gerekir.

– Su tüketimini artırmak cildin nemli kalmasına yardımcı olurken aynı zamanda yaşlanma belirtilerini hafifletir.

– Aynı zamanda su zararlı toksinlerin ve serbest radikallerin ciltten arınmasına yardımcı olur. Enerji ve konsantrasyon düzeylerini artırır.

– Yeterince su tüketilmediğinde ciltte kuruluk oluşabilir. Esnekliğini kaybeden cilt çok daha çabuk kırışır ve sarkar.

– Düzenli olarak her gün 8 ila 10 bardak su tüketilmesi önerilir. Suyun yanı sıra yeşil çay, meyve suyu ve sebze suyu da tüketilebilir.

9. Alkol tüketimine sınır getirilmelidir.

– Alkol tükeitmi sıvı kaybına neden olabilir. Alkol aynı zamanda vücuttaki mineral emilimini etkiler. Ayrıca, karaciğer fonksiyonlarını olumsuz etkiler ve cildin cansızlaşmasına neden olur.

– Alkol tüketimi melanom cilt kanseri riskini artırırken aynı zamanda cildin kurumasına da neden olabilir.

– Daha genç görünümlü bir cilt için alkol tüketimine sınır getirilmelidir.

10. Sigarayı bırakmak

– Sigara cilt sağlığının olumsuz etkileyen temel nedenlerden biridir. Cildin daha çabuk yaşlanmasına neden olurken sigara dumanı aynı zamanda 4000’den fazla zararlı toksin içerir.

– Bazı toksinler cildin üst katmanlarında kalır. Cilde nüfuz eder ve kandaki oksijen miktarını azaltır. Sigara aynı zamanda kolajen üretimini azaltır.

– Sigara cilt matlaşmasına, dudak lekelerine ve ciltte kararmalara neden olabilir.

– Ayrıca sigaranın genel sağlık üzerinde da olumsuz etkileri vardır. Solunum sorunları, yüksek tansiyon, zayıf bağışıklık sistemi, menopoz belirtilerinin şiddetlenmesi ve akciğer ile diğer kanser türlerine neden olabilir.

Geniz Tıkanıklığı Nasıl Geçer: Geniz Tıkanıklığına Bitkisel Çözüm

geniz tıkanıklığına bitkisel çözüm

geniz tıkanıklığına bitkisel çözüm

Geniz tıkanıklığı neden olur?

Geniz tıkanıklığı göğüste ağırlık hissine neden olan bir çeşit mukus tıkanıklığıdır. Zamanında tedavi edilmediğinde solunum yolu enfeksiyonuna neden olabilir. Geniz tıkanıklığının en sık nedeni soğuk algınlığıdır. Ayrıca alerjenler, bakteri ve mantarlar da göğüs ve geniz tıkanıklığına ve enfeksiyona neden olabilir. Astım, bronşit, grip, zatürree ve tüberküloz da genizde tıkanıklık hissine neden olmaktadır. Göğüs ve geniz tıkanıklığının ortak belirtileri boğazda acıma, hafif göğüs ağrısı, öksürük, nefes darlığı, baş dönmesi ve yutkunma istediğidir. Bazı ilaçlar ile bu tıkanıklıktan kurtulmak mümkündür. Aynı zamanda göğüs ve geniz tıkanıklığında mukusun dağılmasına yardımcı olmak için bazı bitkisel ve doğal çözümler de kullanılabilir.

Geniz tıkanıklığına ne iyi gelir: Geniz tıkanıklığı için bitkisel çözüm

1. Geniz tıkanıklığı ve burun tıkanıklığı tuzlu su uygulaması:

– Günde birkaç kez tuzlu su ile gargara yapmak geniz tıkanıklığı için etkili bir tedavi yöntemidir. Sıcak su ve tuz solunum yolunda biriken mukusun dağılmasına yardımcı olurken aynı zamanda boğazda oluşan tahriş azaltır.

– Bir bardak ılık su içerisine 1 çay kaşığı tuz eklenir.

– Tuz iyice eriyene kadar karıştırılır.

– Günde 2 ya da 3 kez bu su ile gargara yapılır.

2. Burun tıkanıklığı buhar banyosu

– Buhar teneffüs etmek de mukusun dağılmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda buhar burun içerisinin ve boğazın nemli kalmasına yardımcı olur.

– Bir kaseye sıcak su konulur. İçerisine birkaç damla okaliptüs yağı ya da nane yağı eklenir. Ardından bu suyun üzerine eğilinir ancak cildin yanmaması için çok yakın durulmamalıdır.

– Başın arkasına kaseyi de kapsayacak şekilde bir havlu konur ve sudan çıkan buhar teneffüs edilir.

– Ayrıca sıcak duş alırken 5 dakika kadar buhar teneffüs edilebilir.

– Buhar uygulaması günde 2 ya da 3 kez yapılabilir.

Not: Buhar uygulaması küçük çocuklar, hamile kadınlar ve yüksek kan basıncı ya da kalp rahatsızlığı olan insanlar için uygun olmayabilir.

3. Burun tıkanıklığına çözüm: Elma sirkesi

– Elma sirkesi de geniz tıkanıklığına karşı etkili olan başka bir çözümdür. Göğüs bölgesinde sıkışan balgamın giderilmesine yardımcı olurken aynı zamanda daha rahat nefes almayı sağlar.

– Elma sirkesi bağışıklık sistemini güçlendirir.

– 2 çay kaşığı organik çiğ ve filtre uygulanmamış elma sirkesi bir bardak sıcak suya eklenir.

– İçerisine 1 tatlı kaşığı da ham bal eklendikten sonra iyice karıştırılır.

– Bu karışım iki hafta boyunca günde 3 kez tüketilir.

4. Burun tıkanıklığına doğal çözümler: Zerdeçal

– Zerdeçal da göğüs tıkanıklığını hafifletir ve var olan mukusun dağılmasına yardımcı olur. İçerisindeki curcumin denilen aktif bileşik ile geniz ve göğüs tıkanıklığını hafifletir.

– Ayrıca, anti inflamatuar özellikleri ile öksürük, ağrı ve diğer göğüs tıkanıklığı belirtilerini yatıştırmaya yardımcı olur.

– Bir bardak ılık su içine bir tutam zerdeçal tozu eklenir ve iyice karıştırılır. Bu karışım ile günde birkaç kez gargara yapılır.

– Bir bardak süte ½ çay kaşığı zerdeçal tozu eklenir ve kaynatılır. 2 çay kaşığı bal ve bir tutam karabiber de eklendikten sonra tüketilir. Günde 2 ya da 3 kez sıcak olarak tüketilir.

– Alternatif olarak, 2 yemek kaşığı zerdeçal tozu ve elma sirkesi karıştırılarak günde 2 kez içilebilir.

– Bu tedavilere göğüs ve geniz tıkanıklığı belirtileri hafifleyene kadar devam edilmelidir.

Not: Zerdeçal safra taşı ya da mide ülseri olan kişilere tavsiye edilmez.

5. Geniz tıkanıklığı için çözüm: Zencefil

– Zencefil anti enflamatuar özellikler içerir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle göğüs ve geniz tıkanıklığı tedavisinde de kullanılmaktadır.

– Zencefil içerisinde bulunan polifenoller ile mukusun dağılmasına yardımcı olur. Ayrıca zencefil enfeksiyondan kurtulmak için en etkili çözümler arasındadır.

– 1 yemek kaşığı taze doğranmış çiğ zencefil sıcak su dolu bir bardağa konulur. 5 dakika kadar demlenmesi beklenir. Ardından içerisine biraz bal eklenerek içilir. Günde 3 bardak kadar tüketilmesi yeterli olacaktır.

– Alternatif olarak 1 çay kaşığı kuru zencefil, kara biber ve bir tutam toz karanfil karıştırılır. Bal ya da süt ile karıştırılarak günde 3 kez tüketilebilir.

– Gün içerisinde birkaç küçük zencefil parçası çiğnenebilir.

– Bu uygulamalar birkaç gün boyunca ya da tıkanıklıktan kurtulana kadar yapılmaya devam edilmelidir.

6. Geniz tıkanıklığına soğan

– Soğan, göğüs tıkanıklığı için iyi bir çözümdür. Mukusun dağılmasına yardımcı olan quercetin içerir. Ayrıca, daha fazla mukus oluşumunu da engeller. Anti mikrobiyal özellikleri ile virüs bulaşmasını engeller.

– 1 adet soğanın suyu sıkılır. İçerisine biraz limon suyu, bal ve su eklenir. Her malzemeden eşit miktarda kullanılabilir. Bu karışım bir süre ısıtılır ve ardından soğuması beklenir.

– Karışım günde 3 ya da 4 kez tüketilebilir.

– Geceleri yatmadan önce biraz soğan çiğnenebilir.

7. Limon

– Limon da doğal göğüs tıkanıklığı tedavisinde kullanılan çözümler arasındadır. Vücuttan mukusun kolayca atılmasına yardımcı olan sitrik asit içerir. Ayrıca, limon C vitamini içeriği ile vücudun bağışıklık sistemini geliştirir.

– 1 çorba kaşığı limon suyu bir bardak sıcak su ile birlikte biraz bal eklenerek karıştırılır ve günde birkaç kez içilir.

– Bir fincan sıcak suya 1 çorba kaşığı rendelenmiş limon eklenir. 5 ya da 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra içilir. Bu karışım ile gargara da yapılabilir.

8. Bal

– Mukus kalınlığını azaltmaya yardımcı olmak için bal son derece etkilidir. Bal aynı zamanda güçlü anti bakteriyel ve anti viral özelliklere sahiptir. Enfeksiyon ile mücadelede son derece etkilidir.

– 1 çay kaşığı çiğ bal tüketilebilir. Ilık su ile karıştırılarak da içilebilir.

– Biraz bal ve toz karabiber karıştırılarak hamur haline getirilir. Elde edilen hamur günde 3 ya da 4 kez yutulur.

Not: Gıda zehirlenmesine yol açabileceği için bal 1 yaş altı çocuklara verilmemelidir.

9. Sarımsak

– Sarımsak göğüs tıkanıklığının azaltılması için kullanılan besinler arasındadır. Etkili anti mikrobiyal ve anti enflamatuar özellikleri vardır. Solunum yolu enfeksiyonları ile mücadeleye yardımcı olur.

– Vitamin A, C ve B içeriğinin yanı sıra sarımsak; bakır, demir, kalsiyum ve selenyum açısından da zengindir.

– 2 ya da 3 diş ezilmiş sarımsak ile ½ çay kaşığı bal; 1 su bardağı su ya da süt ile kaynatılır. Süzülür ve günde 2 bardak içilir.

– Ezilmiş 2 diş sarımsak sıcak su içerisine eklenir. Ardından 3 damla da limon suyu, tuz ve karabiber eklenir. Sıcakken içilmelidir. Günde 2 kez içilebilir.

– Gün içerisinde birkaç diş taze sarımsak da tüketilebilir.

10. Meyan kökü

– Meyan kökü etkili bir balgam söktürücüdür. Göğüs tıkanıklığı belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca tahriş olmuş boğazı yatıştırır.

– Yarım çay kaşığı meyan kökü sıcak su dolu bir bardağa eklenir ve 5 dakika demlenmesi beklendikten sonra içilir.

Diş Eti İltihabı Nasıl Geçer: Diş Eti İltihabına Doğal Çözüm

diş eti iltihabına doğal çözüm

diş eti iltihabına doğal çözüm

Diş eti iltihabı nedenleri:

Diş eti iltihabı en yaygın görülen diş hastalığıdır. Diş etindeki hafif bir enfeksiyon olduğu için diğer sorunlara göre biraz daha hafiftir. Aslında çoğu insanda diş eti iltihabı vardır, ancak çoğunda şiddetlenmediği için belirti göstermez ve bu yüzden kişi fark edemez.

Diş eti iltihabı belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

– Diş etinde tahriş

– Kızarıklık

– Şişme

– Ağız kokusu

– Gevşek ve sallanan dişler

– Basık diş etleri

– Diş eti hassasiyeti

Özellikle fırçalama ya da diş ipi kullanım esnasında iltihaplı diş etlerinde kanama görülür.

Diş etlerinde iltihap oluşmasının nedeni dişlerin üzerine biriken plaklardır. Bu plakların oluşmasının nedeni de diş sağlığının aksatılmasıdır. Genel ağız sağlığı korunmadığı sürece diş etinde iltihaplanma olması çok yüksek ihtimaldir.

Diş eti iltihaplanması riskini artırabilecek bazı faktörler vardır. Bu faktörler şu şekilde sıralanabilir:

– Aşırı sigara içmek

– Tütün çiğnemek

– Yaşlılık

– Diyabet

– Kullanılan bazı ilaçlar

– Çarpık dişler

– Hastalığa uygun diş restorasyonlar

– Dolgular

– Gebelik

– Genetik nedenler

– Diş hassasiyeti

– Ağız kuruluğu

– Yanlış beslenme planı

Tedavi edilmediği takdirde, dişeti iltihabı “kurşun periodontitisi” adı ile bilinen ciddi ve şiddetli enfeksiyonlara ve hatta diş kayıplarına neden olabilir.

Hastalık kontrolü (CDC) ve Ulusal Enstitüsünün Diş Araştırma Merkezleri göre dişeti iltihabının yol açabileceği bazı ciddi hastalıklar vardır. Bu hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:

– Şeker hastalığı

– Kalp krizi

– Akciğer yetmezliği ve diğer akciğer hastalıkları

– Ayrıca hamile kadınlarda erken doğum riskini artırabilir.

İyi bir ağız sağlığına sahip olmak için günde en az iki kez diş temizliği yapılmalıdır. Her gün diş ipi ve düzenli diş fırçalama işleminin tamamlanması önemlidir. Uzun sürekli rutin bakım diş ipi iltihabının önlenmesine yardımcı olabilir.

Diş eti iltihabına ne iyi gelir: Diş eti iltihabı için bitkisel tedavi

Diş eti iltihabının önlenmesi ve tedavi edilmesi için uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1 – Diş eti iltihabı için ne yapılmalı: Tuz

Tuz antibakteriyel ve antiseptik özellikleri nedeniyle dişeti iltihabı için çok etkili bir çözümdür. Bu etkileri şiş ve iltihaplı diş etlerinin tedavi edilmesine yardımcı olur. İltihap dışında ağızda biriken bakterilerin yok olmasını ve bu sayede enfeksiyonun oluşmasının engellenmesini sağlar.

– Yarım çay kaşığı tuz bir bardak ılık suya eklenir. Bu tuz ve su karışımı ile her sabah ve gece yatmadan önce ağzı yaklaşık 1 dakika kadar çalkamak gerekir. Çalkalayarak diş etlerindeki şişliği azaltmak ve iltihabın neden olduğu ağrıyı minimuma indirmek mümkündür.

– Alternatif olarak, yarım çay kaşığı tuz hamur kıvamını alana kadar hardal yağı eklenerek karıştırılır. Bu yağ kullanılarak 1 ya da 2 dakika boyunca dairesel hareketler ile masaj yapılmalı ve masajın sonunda bir kısmı diş etinin üzerine yapıştırılmalıdır. Yaklaşık 10 dakika beklenmeli ve ağız ılık su ile çalkalanmalıdır. Bu tedavinin her gün 2 ya da 3 kez uygulanması şartıyla 1 hafta içinde etkili sonuçlar elde etmek mümkündür.

2 – Diş eti iltihabına iyi gelen bitkiler Zerdeçal

Zerdeçal içerisindeki curcumin maddesi ile antioksidan ve anti-enflamatuar özellikler göstermektedir. Curcumin etkili bir şekilde plak temizler ve ağrı, şişlik ve dişeti iltihabını azaltır. Ayrıca bakteriyel etkinliğini azaltarak enfeksiyon oluşma riskini ortadan kaldırır.

Periodontoloji Derneği Dergisinde yayınlanan bir çalışma sonuçlarına göre zerdeçal ile gargara yapmak plak ve diş iltihabının engellenmesini sağlar. İçerisindeki güçlü bileşenler sayesinde anti-plak, anti-inflamatuar ve anti-mikrobiyal özellikler göstermektedir. Bu özellikleri göstermesini sağlayan başlıca maddelerden birinin adı “chlorexidine” olarak bilinir.

– 1 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı hardal yağı, yarım çay kaşığı zerdeçal tozu ile karıştırılarak hamur kıvamına gelene kadar yoğrulur. Elde edilen hamur kıvamındaki karışım diş ve diş eti üzerinde günde iki kez sürülür ve masaj yapılır.

– Alternatif olarak, yarım çay kaşığı zerdeçal tozuna su ya da E vitamini yağı hamur kıvamını alana kadar eklenir ve karıştırılır. Elde edilen karışım diş etleri üzerine sürülür ve 10 dakika kadar beklendikten sonra dişler sıcak su ile durulanır. Bu tedavinin en az 1 haftaya boyunca her gün 1 ya da 2 kez uygulanması gerekir.

– Başka bir tedavi yöntemi olarak, bir tutam zerdeçal tozu ve yeterli miktarda su ile bir hamur hazırlanır. Yumuşak kıllı bir diş fırçası ile dişler güzelce fırçalanır. Bu tedavinin en az 1 hafta boyunca günde iki kez uygulanması gerekir.

3 – Diş eti iltihabını ne kurutur: Yağ çekme

Yağ çekme diş eti iltihaplanmasına neden olan bakterileri azaltmaya yardımcı olabilen popüler ayurveda tedavi yöntemidir. Bu yöntem plak azaltarak ve diş etlerini güçlendirerek sağlıklı bir ağza sahip olmayı kolaylaştırır.

– 1 yemek kaşığı susam yağı ya da Hindistan cevizi yağı ağzın içinde tutulur.

– 15 – 20 dakika boyunca yağ ile ağzın iyice çalkalanması gerekir.

– Çalkalama işleminin ardından yağ tükürülür ve suyla iyice durulanır.

– Yaklaşık bir ay boyunca her sabah dişler fırçalanmadan önce bu tedavinin uygulanması gerekir.

Not: Gargaradan sonra yağın yutulmaması gerekmektedir. Bu yağ plak ve bakteriler içerdiğinden yutulması halinde başka sağlık sorunlarına yol açabilir.

4 – Diş eti iltihabını ne geçirir: Karbonat

Karbonat, diş eti iltihaplanmasına karşı kullanılan en popüler doğal ilaçlardan bir tanesidir. İçerisindeki bileşenler ile diş çürüğü ve diş eti hastalığı riskini azaltarak ağızdaki yutak borusundaki asitleri nötralize eder. Ayrıca, enfeksiyonları önlemek için doğal bir antiseptik görevi görür.

– 1/4 çay kaşığı karbonat yeterli miktarda sıcak su eklenerek hamur kıvamını alana kadar karıştırılır.

– Elde edilen hamur diş etinin üzerine tamamen yayılacak şekilde sürülür.

– 1 ya da 2 dakika boyunca bu şekilde beklenir ve sonra ılık su ile bölge durulanır.

– Bu tedavinin 1 haftada 2 ya da 3 kez uygulanması ile 2 ya da 3 haftada etkili sonuçlar elde etmek mümkündür.

5 – Diş eti iltihabını kurutmak için limon suyu

Limon, dişeti hastalığının tedavisine yardımcı olabilecek anti bakteriyel ve anti-enflamatuar özellikleri içerir. Ayrıca içerdiği C vitamini ile enfeksiyonun engellenmesi sağlanır.

– 1 bardak sıcak su 1 limonun suyu ile karıştırın. Bu karışım dişler fırçalandıktan sonra gargara yapmak için kullanılır. Tedavinin günde iki kez uygulanması ile diş eti iltihabından ve dolaylı olarak diş eti kanaması ve basık diş etlerinden kurtulmak mümkündür.

– Bir tutam tuz bir hamur kıvamına gelene kadar 1 temek kaşığı taze limon suyu ile güzelce karıştırılır. Elde edilen hamur kıvamındaki macun diş etlerinin üzerine sürülmelidir. Bu şekilde birkaç dakika beklenmeli ve ardından ağız sıcak su ile iyice durulanmalıdır. Günde 4 ya da 5 kez tekrarlanması durumunda 1 hafta içinde etkili sonuçlara ulaşmak mümkündür.