Ürik Asit Nasıl Düşürülür: Ürik Aside İyi Gelen Yiyecekler

ürik aside iyi gelen yiyecekler

ürik aside iyi gelen yiyecekler

Ürik asit yüksekliği nelere sebep olur?

Hyperuricemia adı da verilen kandaki ürik asit düzeyi yüksekse bunun nedeni ürik asidin vücuttan atılım bölgesi olan böbreklerin düzgün çalışmaması olabilir.

Şiddetli artrit, böbrek taşları ve böbrek yetmezliği gibi sorunlar ürik asit düzeyinin birikmesine yol açabilir. Yapılan son çalışmalarda kandaki ürik asit düzeyinin hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları nedeni ile ilişkili olabileceği de kanıtlanmıştır.

Ürik asit kaç olmalıdır: Normal ürik asit düzeyleri şunlardır:

– Erkeklerde: 3.4 – 7.0 mg/dL

– Kadınlarda: 2.4 – 6.0 mg/dL

Değerler farklı laboratuvarlarda değişiklik gösterebilir.

Yüksek ürik asit düzeyine katkıda bulunabilen bazı faktörler vardır. Pürinlerin emilim eksikliği ürik asit birikimine yol açabilir.

Ürik asit neden yüksek çıkar?

Ürik asit birikimine neden olabilecek başlıca faktörler şu şekilde sıralanabilir:
– Pürin miktarı yüksek gıdaların tüketilmesi

– Aşırı alkol tüketimi

– Böbrek yetmezliği

– Obezite

– Hipotiroid

– Genetik faktörler

– Asidoz

– Diyabet ve benzeri endokrin üretimini etkileyen metabolik koşullar ve hastalıklar

– Bazı kanser türleri

– Kemoterapi tedavisi

– Diüretikler ve benzeri ilaçlar

Ürik asit birikiminin geçici olduğu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

– Egzersiz

– Oruç

– Yanlış beslenme planı

Ürik asit nasıl azaltılır: Ürik asit yüksekliği bitkisel tedavisi:

Ürik asit birikimin önlenmesi için uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1 – Ürik asit için elma sirkesi

Doğal temizleyici ve detoxifier olarak elma sirkesi, ürik asit gibi atıkları vücuttan atılmasına yardımcı olabilir. Besinleri sindirmek ve elde edilen ürik asidi ortadan kaldırmak için gerekli olanlardan en önemlisi malik asittir. Elma sirkesi de vücudun alkali asit dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur. Kişiye anti-enflamatuar ve antioksidan faydalar sağlar.

– 1 çay kaşığı elma sirkesi (mümkünse organik elmadan yapılmış sirke) 1 bardak suyun içine eklenir ve iyice karıştırılır.

– Bu karışım günde 2 ya da 3 defa tüketilmelidir.

Yavaş yavaş elma sirkesi miktarı arttırılabilir ve 2 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Bu şekilde ürik asit birikimi minimum seviyeye indirilebilir.

Not: Elma sirkesi vücuttaki potasyum düzeyini düşebileceğinden doktor kontrolü olmadan çok fazla elma sirkesi tüketilmemesi gerekir. Ayrıca fazla kullanılmasında idrar söktürücü ilaçlar ile aynı etkiyi gösterebilir.

2 – Ürik asite iyi gelen besinler: Limon suyu

Limon suyu vücut normale göre çok daha asidik bir ortam haline getirir. Ürik asit birikimini engelleyecek bir alkali etkisi üretir ve ürik asit bu şekilde nötralize edilmiş olur. Ayrıca içerisinde C vitamini de ürik asit düzeyini düşük halinde korumaya yardımcı olur.

– 1 bardak ılık su ile 1 limonun suyu sıkılarak güzelce karıştırılır. Sabah aç karnına bu karışımın içilmesi gerekir. En az 2 hafta boyunca bu tedaviye devam edilmelidir.

– Ayrıca C vitamini takviyeleri de alabilir. Kişinin metabolizması açısından uyguluğu ve bu doğrultuda uygunsa dozunun ne kadar olması gerektiğine doktora danışarak karar verilmesi gerekmektedir.

3 – Ürik asite iyi gelen yiyecekler: Kiraz

Kiraz ve çileğin içerisindeki bileşenler ürik asit seviyelerini azaltmaya yardımcı olan kimyasallar içerir. Ayrıca genel olarak söylenebilecek şey; mor ve mavi renkli meyvelerin daha düşük ürik asit birikimi sağlayacağı ve aynı zamanda inflamasyon ve sertliği azaltacağıdır. Bunu içerisindeki çokça bulundurdukları antosiyanin olarak adlandırılan flavonoidler ile sağlar.

– Birkaç hafta boyunca günde yarım fincan kiraz tüketilmesi yeterli olacaktır. Ayrıca dört hafta boyunca bu meyvelerinin herhangi birinin suyundan günde 1 bardak içmek de etkili olabilir.

– Beslenme planına eklenebilecek C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler şu şekilde sıralanabilir:
* Yaban mersini

* Çilek

* Domates

* Biber

4 – Ürik asit düşürmek için ne yapmalı: Karbonat

Karbonat da içerisindeki bileşenler doğrultusunda ürik asit birikiminin engellenmesine yardımcı olabilir. Tabii ki karbonat ile yapılan gıdaların tüketilmesi az da olsa etkili olabilir ancak karbonat ile hazırlanan özel karışımlar sorunun çözülmesi açısından oldukça önemlidir ve hızlı etki eder.

– Yarım çay kaşığı karbonat 1 bardak suyun içine eklenerek karıştırılır.

– Bu karışım 4 saat arayla günde 2 kez içilmelidir. Tedaviye 2 hafta boyunca devam edildiğinde sorundan tamamen kurtulmak mümkündür.

5 – Su

Bol miktarda su tüketimi ürik asit üretiminin azaltılmasına yardımcı olur. Su tüketimi vücuttaki ürik asitin seyreltilmesi ne sağlar ve idrar yolu ile böbreklerden atarak vücudun temizlenmesini sağlar.

Ayrıca düzenli olarak yapılan su tüketimi gut hastalığı riskini en aza indirir. Romatoloji Amerikan Koleji nin 2009 da yaptığı araştırmalar sonucunda günde 5 ila 8 bardak arasında su tüketiminin gut hastalığını kısa bir sürede ortadan kaldırdığı görülmüştür.

Günde en az 8 10 bardak su tüketimi oldukça önemlidir. Suyun yanında gün içinde ayrıca taze meyve ve sebze suyu da tüketilmelidir.

6 – Ürik asit yüksekliğinde ne yemeli: Pürin diyeti

Pürin tüketiminden kaçınılmalıdır.

Pürinler azot içeren bileşiklerdir. Bu azot bileşikleri ürik asit düzeyinin vücutta artmasına neden olur. Pürinler genel olarak hayvansal gıdalarda daha fazla bulunmaktadır. Bu nedenle et ve organlar gibi hayvansal proteinlerden kaçınması gerekir. Bunun dışında baklagiller mantar kuşkonmaz ve fasulye gibi sebzelerde de pürin oranı yüksektir. Bununla bağlantılı olarak birada da pürin oranının yüksek olduğu görülmektedir.

7 – Ürik asit hastaları ne yemeli: Yüksek lifli gıdalar ve nişastalı karbonhidrat

Yüksek lifli gıdalar ürik asitin emilmesini sağlar ve vücuttaki ürik asit düzeyini azaltır. Aynı zamanda nişasta ve karbonhidrat içeren yiyecekler ile vücuttaki ürik asit düzeyi azaltılabilir. Tahıllar elma armut portakal ve çilek yüksek lifli gıdalardan birkaçıdır. Nişastalı karbonhidrat ise pirinç tam buğday makarna patates yulaf ve muz gibi gıdalarda bulunmaktadır.

Doğru beslenme gut hastalığı tedavisinde önemli bir adımdır. Bunun dışında yeşil çay tüketimi de oldukça önemlidir. Yeşil papaya anti-inflamatuar özelliği ile vücutta ürik asit düzeyini düşürürken alkalin düzeyinin korunmasını sağlar.

8 – Süt ve süt ürünleri

Az yağlı süt ve süt ürünleri ürik asit ile ilişkili olan gut hastalığı riskini azaltır. Orotik asit içeriği ile yağsız süt, böbreklerde ürik asit üretiminin azaltılmasına yardımcı olur. Bu nedenle her gün 5 bardak yağsız süt ve az yağlı süt ürünlerinin tüketimi oldukça önemlidir.

9 – Ürik asit için şifalı bitkiler: Buğday çimi suyu

Buğday çimi suyu azalan alkalinin düzeyinin vücuda yeniden yüklenmesine yardımcı olur. C vitamini klorofil detoksifikasyon fitokimyasallar bakımından zengin olan buğday çimi, hayvansal proteinlerin yerini alarak protein ve amino asit sağlar.

Ürik asit düzeyi azaltılana kadar her gün limon suyuna bir kaşık buğday çimi suyu eklenir ve içilir.

 Yapılması gerekenler:

– Vücudun ürik asit üretiminin ortadan kaldırılması için alkol tüketiminin azaltılması gerekir.

– Ürik asit düzeyinde artışa engel olmak için yüksek glikoz ve fruktozlu besinlerden kaçınılmalıdır.

– Yağ dokularının ürik asit üretimini artırdığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı beslenilmesi gerekmektedir.

– Doğru karbonhidrat ve protein değerlerine sahip besinler ve düzenli diyet yapılmalıdır. Beyaz ekmek, pasta ve şekerleme gibi yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Yüksek yağlı gıdalar ürik asit üretimini artırmaktadır.

Kusmaya Ne İyi Gelir: Kusma için Bitkisel ve Doğal Çözümler

kusmayı engellemenin yolları

kusmaya iyi gelen bitkiler

Kusma neden olur?

Kusma sindirim sorunları nedeni ile oluşur. Midenin kasılması ile karakterize olan kusma kimi zaman rahatlatıcı olsa da sık sık yaşanıyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir. Kusma aslında bir belirtidir. Yani kusmanın arkasında muhakkak bir şekilde kusmaya neden olan mide üşütmesi, bozuk gıda tüketimi, ülser, reflü vb. bir rahatsızlık veya hastalık etkeni vardır. Aşağıda sizlerle paylaşılan bitkisel kusma tedavileri de bu rahatsızlıklar arasında en sık görülenleri yatıştırmak için kullanılan doğal bitki çayları ve sularından ibarettir.  Peki kusmayı önleyen yiyecekler ve bitkiler hangileridir?

 

Kusmaya ne iyi gelir: Kusma için bitkisel çözüm

1. Kusmaya iyi gelen bitkiler: Rezene:

– Rezene tohumu kusmayı engellemek için kullanılan en yaygın çözümlerden biridir. Rezene tohumu tüketmek sindirime yardımcı olurken aynı zamanda midedeki asidi nötralize eder. Bu da kusmayı önler.

– Kusmayı engellemek için yemeklerden sonra yarım çay kaşığı rezene tohumu çiğnenebilir.

2. Kusmayı önlemek için bitkisel çaylar: Zencefil:

– Zencefil, mide bulantısı ve ishal gibi rahatsızlıklarda kullanılır.

– Küçük bir parça zencefil çiğnenebilir. Zencefil çayı da gün içerisinde tüketilebilir.

– Zencefil ezilir. İçerisine limon suyu ve bir tatlı kaşığı bal eklenir. Bu karışım bir bardak sıcak suya eklenir ve tüketilir.

3. Kusmaya nane limon:

– Nane de kusmayı önlemek için kullanılan çözümler arasındadır.

– Nane çayı bağırsak kaslarını yatıştırır ve mide ya da bağırsakta oluşan spazmodik hareketleri azaltır.

– Bir bardak su içine bir çay kaşığı kuru nane yaprakları eklenir. Karışım yemekten yarım saat sonra kaynatılır ve içerisine biraz limon suyu eklenerek içilir.

4. Kusmaya çözüm: Karbonat:

– Karbonat da etkili çözümler arasındadır.

– Bir bardak suya iki çay kaşığı karbonat eklenerek karıştırılır ve içilir.

5. İshal ve kusmaya çözüm: Papaya:

– Kusmayı engellemek için bir kase kıyılmış papaya tüketilmesi önerilir.

– Papaya sindirim sürecine yardımcı olur ve mide içindeki gaz oluşumunu engelleyen papain enzimi içerir.

6. Kusma için ne yapmalı: Limon suyu:

– Limon, zencefil gibi sindirim süreci için mükemmel bir çözümdür. Bir çay kaşığı limon suyu ile bir bardak suya yarım çay kaşığı karbonat eklenerek tüketilebilir.

– Karılımın yemeklerden 10 dakika sonra tüketilmesi önerilir.

– Her yemekten sonra bir bardak su ile limon suyu ve elma sirkesi karıştırılarak da tüketilebilir. Bu karışım aynı zamanda gaz oluşumunu engeller.

7. Kusmaya iyi gelen baharatlar: Kimyon:

– Eşit miktarda kimyon, kereviz tohumu ve rezene tohumu kızartılır.

– Soğuması beklenir ve karışım çiğnenir. Ardından bir bardak ılık su içilir.

8. Kusmayı  önleyen yiyecek: Kakule:

– Kusma sindirim sisteminde kas spazmı nedeniyle oluşur. Kakule, bu kasılmaları kontrol etmeye yardımcı olarak kusmayı engeller.

– Her yemekten sonra biraz kakule tüketilebilir.

9. Kusmayı önlemenin yolları: Karanfil:

– Karanfilde kusmayı engellemek için kullanılan etkili çözümler arasındadır.

– Sindirim sistemini yatıştırmaya yardımcı olurken gaz üretimini kontrol altına alır.

– Her yemekten sonra bir adet karanfil çiğnenebilir. Karanfil aynı zamanda mide bulantısını mide bulantısını da engeller.

10. Kusmayı önlemek için yoğurt:

– Yoğurt sindirim sürecine yardımcı olur ve irritabl bağırsak sendromu belirtilerini yatıştırır. Kusmayı engelleyen lactobacillus bulgaricus bakteri kültürleri içerir.

11. Kusmayı önleyen içecekler:  Süt:

– Sindirim sürecine yardımcı olan bir diğer besin de süttür.

– Sıcak ya da soğuk süt mide kaslarını rahatlatır ve geğirmeyi kolaylaştırır.

– Büyük bir bardak süt içilebilir.

12. Kusmayı önleyen doğal karışım:

– Sadece biraz limon suyu, su ve karbonat karıştırılarak tüketilebilir. Bu karışım midede gaz üretimini engellerken aynı zamanda mide bulantısını da kontrol altına almaya yardımcı olur.

13. Çay tedavisi:

– Meyveli bitkisel çay ya da yeşil çay gün içerisine birkaç bardak kadar tüketilebilir.

14. Yemek yeme alışkanlıkları:

– Yemek çok hızlı yenmemelidir. Tüm besinler iyice çiğnenmelidir. Aksi takdirde ağır yiyeceklerin hızlı yenmesi mide bulantısına neden olabilir.

– Yemek sırasında içecek tüketirken pipet kullanılmamalıdır. Pipet kullanımı hava yutulmasına neden olur ve mide bulantısını tetikler.

15. Beslenme alışkanlıkları:

– Vücutta biriken aşırı gazın nedeni sağlıksız beslenme olabilir.

– Özellikle süt ürünleri ve haşlama yeşil yapraklı sebzelerin tüketimi önerilir.

– Gazlı içeceklerin tüketilmesi önerilmez.

– Ayrıca sigara kesinlikle içilmemelidir. Sigara içilmesi de bulantıyı tetikleyebilir.

16. Dar kıyafetlerden kaçınmak:

– Sürekli dar elbiseler giyilmesi midede baskı oluşmasına neden olur ve kusma ya da bulantıyı tetikleyebilir. Daha rahat ve bol kıyafetlerin giyilmesi önerilir.

Göz Kaşıntısı Nasıl Geçer: Göz Kaşıntısına Bitkisel Çözüm

göz kaşıntısına bitkisel çözüm

göz kaşıntısına bitkisel çözüm

Göz kaşıntısı neden olur?

Gözlerdeki kaşıntının nedeni genellikle alerjidir. Göz kaşınması ile birlikte öksürme, hapşırma ve boğazda da kaşıntı görülebilir. Kaşıntı sırasında gözlerin ovulması göz içerisinin tahriş olmasına ya da çizilmesine neden olabilir. Bu kaşıntıdan kurtulmak için doktorun önerdiği göz damlalarının ve diğer ilaçların yanı sıra bitkisel ve doğal çözümler de denenebilir. Uygulanabilecek başlıca doğal çözümler şunlardır:

Göz kaşıntısına ne iyi gelir: Göz kaşıntısı için doğal çözüm

1. Göz kaşıntısına ne yapılır: Soğuk kompres:

– Yapılması gereken ilk şey kaşınan gözü biraz soğuk su ile yıkamaktır. Soğuk kaşıntının azalmasına yardımcı olur ve tahrişi önler.

– Soğuk kompres de göz ve göz çevresine uygulanabilir. Temiz pamuklu bir beze birkaç buz küpü konur ve kompres olarak göze uygulanır.

– Bu işlem gün içerisinde gerektikçe birkaç kez yapılabilir.

2. Göz kaşıntısına neler iyi gelir: Salatalık dilimleri:

– Kaşınan gözde tahrişi ve inflamasyonu hafifletmek için salatalık dilimleri de kullanılabilir.

– Birkaç adet salatalık dilimi buzdolabında bekletilir. Soğuduktan sonra gözlere kompres olarak uygulanır. Göz üzerine 10 dakika kadar bekletilmesi yeterli olacaktır.

– Soğuk salatalık gözlerde rahatlatıcı bir etki yaratır ve olası ağrıları hafifletir.

3. Göz kaşıntısını ne geçirir: Çay poşetleri:

– Çay viral ve bakteriyel enfeksiyonlar ile mücadeleye yardımcı olan bioflavonoid içerir. Bu madde etkin bir şekilde göz iltihabını azaltır.

– Nemli bir yeşil çay poşeti ya da siyah çay poşeti birkaç dakikalığına göz üzerinde bekletilebilir. Bu işlem günde 5 ya da 6 kez tekrar edilebilir.

– Eğer gözler şişmişse çay poşeti soğuk su ile nemlendirilmelidir. Çay içinde mevcut tanenli asit kaşınan gözün yatışmasına yardımcı olur.

– Çay ılık halde gözleri yıkamak için de kullanılabilir.

4. Su:

– Bol bol su tüketilmesi önerilir. Gün içerisinde 2 buçuk ya da 3 litre su içilebilir.

– Su tüketimi gözlerin nemli kalmasına yardımcı olurken aynı zamanda kaşıntıyı hafifletir.

5. Göz kaşıntısı ve yanması için soğuk kaşık:

– Metal kaşık bir bardak soğuk su içine konulur ya da buzdolabında bekletilir. Ardından gözler kapatılır ve kaşın göze kompres olarak uygulanır.

– Kaşık ısındığında diğer soğuk kaşıklar uygulanmaya devam edilir.

– Kaşık uygulaması kaşıntı ile birlikte şişliklerin de hafiflemesine yardımcı olur. Aynı zamanda kızarıklıkları da hafifletir.

6. Göz kaşıntısını ne giderir: Cadı fındığı:

– Cadı fındığı göz iltihabı için en etkili çözümler arasındadır.

– Pamuğa ya da temiz pamuklu bir beze biraz cadı fındığı yağı sürülür. Bu bez etkilenen göze kompres olarak uygulanır. Gözlerde oluşan şişlik ve kaşıntının hafiflemesine yardımcı olurken aynı zamanda sıkıştırıcı özellikler içerir.

7. Gözlerdeki kaşıntı nasıl geçer: Aloe vera suyu:

– Aloe vera çok amaçlı bir bitkidir. Alerjik reaksiyon durumlarında acıma varsa, aloe vera bitkisinin yapraklarının suyu sıkılarak kullanılabilir.

– Biraz aloe vera suyu soğuk su ile karıştırılır ve etkilenen alanlara uygulanır. Tahrişi hafifletirken aynı zamanda yatıştırıcı özellikleri vardır.

8. Gözdeki kaşıntı bitkisel çözüm: Dondurulmuş sebzeler:

– Soğuk kompres dondurulmuş sebzeler ile de uygulanabilir. Havluya sarılan donmuş sebze paketi göze kompres olarak uygulanır. 10 dakika kadar bekletildiğinde rahatlama sağlayacaktır.

9. Hint yağı:

– Steril bir damlalık ile % 100 saf Hint yağı alınır. Bir damla kadar etkilenen göze damlatılır.

– Bu işlem günde 3 kez tekrar edilebilir.

– Hint yağı gözleri yatıştırır ve şişlik ile tahrişi azaltmaya yardımcı olur. Aynı zamanda Hint yağının olağanüstü anti enflamatuar özellikleri vardır.

10. Patates:

– Bir adet patates rendelenir ve etkilenen göze yerleştirilir. Bu çözüm inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.

– Patates püre halinde de gözlere uygulanabilir. 15 dakika kadar kapalı göz kapakları üzerinde bekletilir. 3 gün boyunca düzenli kullanıldığında etkili sonuçlar alınacaktır.

Ülser Ağrısı Nasıl Geçer: Ülser Ağrısına Bitkisel Çözüm

ülser ağrısına bitkisel çözüm

ülser ağrısına bitkisel çözüm

Ülser neden olur?

Peptik ya da gastrik ülser olarak da bilinen mide ülseri, mide astarında açık yaraların oluşması durumudur. Midede bulunan asit nedeni ile bu hastalık midede acıma hissine neden olur. Mide ülserine steroid olmayan anti inflamatuar ilaçlar ve aspirin gibi ağrı kesicilerin kullanımı neden olabilir. Mide ülseri enfeksiyona neden olduysa ya da çok sık yaşanıyorsa mide asidini nötralize etmek ve yarayı hızla iyileştirmek için antibiyotik ilaçlar verilebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra mide ülseri belirtilerini hafifletmek ve iyileştirmek için yardımcı olan bitkisel çözümler de kullanılabilir.

Ülsere ne iyi gelir: Ülser için doğal çözüm

– Ülser için ne yapmalı: Flavonoidler

Araştırmalara göre flavonoidler mide ülserleri için etkili bir tedavi yöntemidir. Bu madde birçok meyve ve sebzede doğal olarak zaten bulunmaktadır. Bu nedenle flavonoidler açısından zengin besinler tüketilmesi önerilir. Flavonoid açısından zengin besinler şunlardır; soya fasulyesi, baklagiller, kırmızı üzüm, lahana, brokoli, elma, çilek ve bitkisel çaylar, özellikle yeşil çay. Ayrıca narenciye ve kırmızı şaraptan kaçınılmalıdır. Bu besinler midede oluşan yaraları tahriş edebilir.

– Ülsere iyi gelen bitkiler: Meyankökü

Meyan kökü ülser tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Yapılan araştırmalarda ülser belirtilerini hafiflettiği ortaya çıkmıştır. Ancak bazı kişilerde belirtileri şiddetlendirebilir. Bu nedenle kişiye uygun olup olmadığı öğrenmek için doktora danışarak kullanılması önerilir.

– Ülsere iyi gelen yiyecekler: Sağlıklı beslenme düzeni

Kızarmış ve yağlı gıdalar gibi bazı gıdalar ülserin daha da kötüye gitmesine neden olabilir. Ayrıca boğazı ve mideyi tahriş edebilir. Yağlı gıdalar obeziteye neden olurken aynı zamanda bağışıklık sisteminin de zayıflamasına neden olur. Vücutta oluşan enfeksiyon ile mücadelenin güçlenmesi için bu tür gıdalar yerine taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Beslenme düzeni içerisinde mutlaka kepekli tahıllara da yer verilmelidir. Özellikle vitamin açısından zengin besinlerin tüketilmesi ülserin iyileşme sürecini kısaltır.

Ülseri tetikleyen yiyecekler:

– Kahve, kafeinsiz kahve de dahil

– Gazlı içecekler

– Baharatlı gıdalar

– Yüksek şeker içeren gıdalar

– İşlenmiş gıdalar

– Tuzlu kırmızı et

– Alkol ve süt-

Alkol ve süt mide astarının daha da tahriş olmasına neden olabilir. Özellikle sütün mide içerisinde koruyucu bir tabaka oluşturduğu düşünülür. Ancak tam tersine bir etki yapar. İçerisindeki kalsiyum ile midede bulunan asidin artmasına neden olur ve mide astarındaki yaralarda yanmayı artırır.

Mide ülserini hafifletmek için meditasyon ne yazık ki doğrudan işe yaramaz. Yani midedeki yaraları yok etmez. Ancak mide ülserine neden olan önemli bir faktörü, stresi azaltmaya yardımcı olur. Tuh sağlığının gelişmesini sağlar ve stresi kontrol altına almada son derece etkilidir.

Düzenli egzersiz de vücudun fonksiyonlarının iyileşmesine yardımcı olurken stresi azaltmayı sağlar. Her gün 30 dakika kadar yürüyüş ya da koşu ve bisiklet gibi egzersizler yapılabilir. Genellikle hafif egzersizlerin yapılması önerilir.

Sigara kesinlikle bırakılmalıdır. İçerisindeki nikotin mide astarında oluşan yaraların daha da büyümesine neden olabilir. Ayrıca sigara mide asidini artırır ve mide de yanma hissinin artmasına neden olur. Eğer kişide mide ülseri varsa mutlaka sigara bırakılmalıdır.

Ülser nasıl anlaşılır: Ülser belirtileri

– Mide ülseri bazı belirtiler gösterir. Karın bölgesinde rahatsızlık ve karın ağrısı, mide ülserinin ilk belirtileridir. Aynı zamanda mide bulantısı, kusma, mide yanması, iştahsızlık ve kilo kaybına da neden olabilir.

– Mide ülseri ağrısı genellikle bıçaklama tipi ağrı olarak tanımlanır.

– Bazı durumlarda ülser kanser nedeni ile oluşabilir. Bu nedenle ülser belirtileri görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmesi önerilir.

Reflü Nasıl Geçer: Reflüye Doğal Tedavi

reflüye doğal tedavi

reflüye doğal tedavi

Reflü neden olur?

Asit reflü yutak kapağının zayıflamasına bağlı olarak ortaya çıkan bir çeşit sindirim sorunudur. Midede bulunan asit önce yemek borusuna oradan yutağa oradan da ağıza gelir. Ağızda kötü bir tat bırakır. Reflü için ilaç tedavilerinin yanı sıra bitkisel çözümler de uygulanabilir. Bu bitkisel çözümler reflü belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olur.

Reflü için ne yapmalı?

– Sigara içilmemelidir.

– Alkol alınmamalıdır.

– Uyku düzenine dikkat edilmelidir.

– Uyku sırasında baş yüksekte tutulmalıdır.

– Mide ekşimesini engellemek için sakız çiğnenebilir.

– Düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.

Beslenme düzeni değişiklikleri:

Beslenme düzeni içerisinde bazı gıdalardan kaçınılması önerilir. Reflü belirtilerini tetikleyen başlıca gıdalar şunlardır:

– Narenciye meyve ve meyve suları

– Domates, marinara sosu ve domates suyu

– Kızarmış ya da yağlı gıdalar

– Çikolata

– Soğan ve sarımsak

– Gazlı meşrubatlar

– Kafeinli içecekler (hatta kafeinsiz kahve)

– Nane

– Alkol

Yenilen besinler günlük olarak not edilmelidir. Hangi besin belirtileri şiddetlendiriyorsa bu besinden uzak durulmalıdır. Mide ekşimesine çoğu zaman mide yanması, yutmada zorluk, göğüs ağrısı veya boğaz ağrısı eşlik eder.

Tetikleyici besinler anlaşıldıktan sonra öğünler ayarlanmalıdır. Sık ama az yemek yemek gerekir. Çok fazla yemek yenmesi midede aşırı asit üretilmesine neden olabilir. Öğünlerde küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.

Ayrıca bazı gıdalar beslenme düzeni içerisine özellikle dahil edilmelidir. Antioksidan açısından zengin meyveler, böğürtlen, yaban mersini ve kiraz gibi besinler belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir. Aynı zamanda vitamin B 6 içeren gıdalar da reflü için faydalı olabilir. B 6 vitamini içeren gıdalar şunlardır:

– Badem

– Ispanak

– Fasulye

– Tahıllar

Reflüye ne iyi gelir: Reflüye bitkisel çözüm

1. Reflüye iyi gelen bitkiler: Zencefil kökü

– Zencefil kökü Asya’da reflü için yüzyıllardır kullanılan geleneksel bir çözümdür. Bu bitki çay şeklinde ya da kuru toz halinde tüketilebilir.

– Zencefil yanı zamanda mide bulantısı için de kullanılmaktadır. Midede var olan asidi dengeler ve yanma hissini azaltır.

2. Reflü nasıl tedavi edilir: Portakal kabuğu ekstresi

– Portakal kabuğu ekstresi ve diğer narenciye yağlar da reflü için son derece etkilidir. Narenciyeler asit içeriği ile reflüyü şiddetlendireceği düşünülse de bazı durumları belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir.

– Eğer reflü belirtilerini şiddetlendirmiyorsa narenciye besinler de tüketilebilir.

3. Reflüye iyi gelen besinler: Nane

– Reflü tedavisinde nane yağı ve aromasına kullanılmaktadır. Bazı hastalarda olumlu sonuçlar gözlemlenmiştir.

– Peptik ülser (mide astarında açık yaralar) ile ilgili reflüden şikayetçi olan insanlara nane kaplı tabletler günde 2 ya da 3 kez önerilir. Ancak kullanılmadan önce doktora danışılmalıdır.

4. Reflü karbonatlı su

– Karbonat bilimsel adıyla sodyum bikarbonat en etkili asit gidericidir. Mide asidinin nötralize olmasına yardımcı olur.

– Karbonat ve su karışımı asidin azalmasına yardımcı olurken aynı zamanda hazımsızlık gibi sindirim sorunlarında da kullanılmaktadır.

– 2 bardak ılık suya bir çay kaşığı karbonat eklenerek tüketilebilir. Oranlar eşit miktarda azaltılabilir.

5. Reflüye elma sirkesi iyi gelirmi?

– Elma sirkesi asidik doğası ile mide asidinin azalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda mide astarını korur.

– Yapılan araştırmalarda elma sirkesinin asit reflü belirtilerini azalttığı ortaya çıkmıştır.

– Elma sirkesi mide için kullanılan en etkili çözümler arasındadır. Bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi eklenerek tüketilebilir. Ancak elma sirkesi de kullanılmadan öce doktora danışılması önerilir.

Bu bitkisel çözümler ile reflü belirtileri hafifletilebilir. Ancak reflü uzun zamandır varsa ve şiddetli mide yanmalarına neden oluyorsa mutlaka doktora gidilmeli ve ilaç tedavisine başlanmalıdır.

Sağlıklı Kahvaltı Nasıl Olur: Kahvaltı İçin Sağlıklı Öneriler

kahvaltı için sağlıklı öneriler

kahvaltı için sağlıklı öneriler

Sağlıklı kahvaltılık tarifler:

Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Ancak günümüzde zamansızlık nedeni ile bu öğün geçiştirilmektedir. Kahvaltıda besleyici ve sağlıklı besinler tüketilmemesi pek çok sağlık sorununa neden olabilir. Özellikle obezite, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve diyabete neden olabilir.

Kahvaltıda birçok insan yanlış gıdalar tercih etmektedir. Sağlıklı kahvaltı için lif, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer gerekli besinlerin yüksek olduğu gıdalar tercih edilmelidir. Rafine edilmiş tahıllar, şeker, tuz ve doymuş yağlardan uzak durulması önerilir. Uygulanabilecek sağlıklı kahvaltı önerileri şunlardır:

Sağlıklı kahvaltı nasıl olur: Sağlıklı bir kahvaltı için ne yemeli?

1. Sağlıklı kahvaltı nasıl olmalı: Yulaf ezmesi

– Yulaf lif açısından zengin bir besindir. Aynı zamanda yüksek miktarda omega 3 yağ asitleri, folat ve potasyum içerir. Bu içerdiği ile kahvaltıda tüketilebilecek besinler arasındadır.

– Yağsız ya da az yağlı süt ile biraz yulaf yemek tüketilebilir. İçerisine biraz bal da eklenebilir.

– Ayrıca yulaf ezmesi pekmez, kuru meyve, fındık ya da elma gibi taze meyveler ile de tüketilebilir.

2. Sağlıklı kahvaltı için öneriler: Yumurta

– Yumurta en popüler kahvaltı seçenekleri arasındadır. Protein ve vitamin D içeren yumurta enerji seviyesinin artmasına yardımcı olur. Gün boyunca kişinin açlık hissetmesini engeller.

– 2 adet tam tahıllı ekmek ile 1 ya da 2 katı yumurta tüketilebilir.

– Ayrıca sebze ve peynir ile omlet de yapılabilir. Eğer zaman varda yumurtalı ekmek de yapılabilir.

– Eğer kilo verilmek isteniyorsa yumurta sarısı yerine sadece yumurta akı tüketilmelidir.

3. Sağlıklı kahvaltıda neler olmalı: Yunan yoğurdu

– En sağlıklı kahvaltı seçeneklerinden biri de Yunan yoğurdudur. Kaymaklı yoğurt kalsiyum, protein ve diğer yararlı mineraller açısından zengindir. Besleyici bir besin olduğu için kahvaltı da tüketilebilir.

– Bir kâse Yunan yoğurduna biraz badem ve meyve; taze armut, elma, çilek veya muz eklenerek tüketilebilir.

4. Sağlıklı bir kahvaltı için: Tam buğday ekmeği ile sandviç

– Sandviç yapmak kolaydır hem de hızlı bir çözüm olacaktır. Tam buğday ekmeği genel sağlık için son derece faydalıdır. Diğer ekmeklere göre daha fazla lif ve besin öğesi içerir.

– Biraz fıstık ezmesi ya da badem ezmesi eklenerek tam buğday ekmeği ile besleyici bir sandviç hazırlanabilir.

– Ayrıca içerisine biraz salatalık, marul, domates, ıspanak, süzme peynir ve benzeri ürünler de konabilir.

– Bir bardak süt ile tüketildiğinde besleyiciliği artacaktır.

5. Kahvaltı için meyveler

– Meyveler lif, vitamin ve mineraller açısından zengindir ve vücut işleyişini optimum seviyede tutmaya yardımcı olur.

– Kahvaltı menüsüne muz, kayısı, avokado, ananas, kiraz, greyfurt, elma ve çilek, böğürtlen, böğürtlen, ahududu gibi meyveler eklenebilir.

– Biraz çedar peyniri veya süzme peynir ile elma tüketilebilir.

– Ayrıca taze meyve suları da tüketilebilir.

– 1/2 bardak yağsız süt ve 1/2 bardak taze meyve suyu tam buğday tahıllı besinler ile birlikte tüketilebilir.

– Muzlu krep de besleyici bir kahvaltı seçeneği olacaktır.

Besleyici ve sağlıklı bir kahvaltı için ne yapmalı:

– Kahvaltıda çok fazla şeker ve rafine karbonhidratlar tüketilmemelidir.

– Yüksek yağ içeriği olan besinlerden kaçınılmalıdır.

– Kahvaltıda çok tatlı besinlerden kaçınılması önerilir.

– Yağda kızartılmış aperatifler yenmemelidir.

– Kahve tüketiminde kaçınılmalıdır. Bunun yerine bir bardak süt veya yeşil çay tüketilebilir.

– Kahvaltıda yenecek olan besinler; meyveler, salatalık, az yağlı yoğurt, süt, yumurta, peynir ve kavrulmuş fındık taze olarak tüketilmelidir.

– Sabahları 15 dakika kadar daha erken uyanmak sağlıklı bir kahvaltı için yeterli zamanı sağlayacaktır.

– Yatmadan önce kahvaltı planı oluşturulabilir.

Kahvaltının atlanmaması gereken bir öğün olduğu unutulmamalıdır. Bu öneriler dikkate alınarak daha besleyici bir kahvaltı menüsü hazırlanabilir.

Fit Kalmak İçin Ne Yapmalı: Fit Kalmanın Sırları

fit kalmanın sırları

fit kalmanın sırları

Fit kalmanın yolları:

1. Fit kalmak için beslenme: Doyduktan sonra yemek yenmemelidir.

– Yemek yerken doyulduğunda bırakılmalıdır. Daha fazla devam edilmesi halinde kilo alınılması kaçınılmazdır. Ayrıca çok fazla yemek yendiğinde midede sindirim salgıları üretilir ve mide genişler.

– Yemek yavaş yavaş yenmeli ve doyma noktasında bırakılmalıdır. Beynin doyma hissini anlaması 20 dakika sürer. Bu nedenle hızlı yemek yendiğinde beyin doyduğunu anlamaz ve gerekenden daha fazla besin tüketilebilir.

  • Bunun yanı sıra bazı temel beslenme kurallarına da özen gösterilmelidir:
  • Sadece aç olunduğunda yemek yenmelidir. Stresli ve sıkıntılı anlarda yemek yenmesi önerilmez.
  • Yemek sırasında ara verip bir kahve içilebilir. Bu şekilde doygunluk hissi daha iyi anlaşılır ve daha fazla besin tüketilmez.
  • Gece geç saatlerde yemek yenmemelidir. Yatmadan 2 ila 3 saat öncesinde kadar yemek yenmesi önerilmez.
  • Atıştıracak bir şeyler yedikten sonra yemek yemek için 3 saat beklenmelidir. Ağır bir yemek sonrasında ise atıştırmalıklar için 5 saat beklenmesi önerilir.
  • Bir öğün atlandığında arada atıştırmalık olarak meyve tüketildiğinde bir sonraki öğün daha az açlık hissedilebilir.
  • Mümkünse, haftada bir kez detoks görevi gören diyetler uygulanmalıdır.

2. Fit kalmak için ne yemeli: Porsiyon miktarlarına dikkat edilmelidir.

– Porsiyon kontrolü kilo kontrolünün vazgeçilmezidir. Porsiyon kontrolü için şu ipuçları izlenebilir:

  • Yemeklerde küçük tabaklar, kaseler ve hatta kaşıklar kullanılmalıdır.
  • Daha fazla sıvı tüketilmelidir. Bu nedenle büyük bardak ve kupalar ile servis yapılabilir.
  • Cips ve diğer paketlenmiş çerezler tüketilmemelidir.
  • Bir restoranda sipariş verilirken her zaman küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.

3. Fit kalma yolları: Detoks içecekler

– Ilık su 1/2 limon suyu ile karıştırılarak her gün içilebilir. Sabah erken saatlerde içilmesi önerilir. Bu karışım sindirimi geliştirir ve toksinlerin dışarı atılmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda vücutta pH seviyelerini dengeler ve sağlıklı kiloda kalmaya yardımcı olur.

– 1 ya da 2 çay kaşığı çiğ, filtre uygulanmamış elma sirkesi bir bardak su ile karıştırılarak her gün iki kez tüketilebilir. İçerisine tatlandırmak için ham bal veya doğal tatlandırıcılar eklenebilir.

– Elma sirkesi ve limon doğada asidik olmasına rağmen vücutta alkalize bir etkisi yaratır. Ancak çok sık tüketilmeleri halinde mide ekşimesi ve yanması oluşabilir.

– Detoks etkisi gösteren içecekler diğer sebze ve meyveler ile de hazırlanabilir.

– Alkol ve sigara gibi sağlığa zararlı alışkanlıklardan mutlaka uzak durulmalıdır.

4. Fit kalmak için spor hareketleri:

– Fiziksel aktivite eksikliği kilo alınmasına neden olabilir. Bu nedenle sağlıklı kiloda fit kalmak için mutlaka düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.

– Egzersiz kilo verilmesine yardımcı olur ve kalori yakımını artırır.

– Egzersiz için yoğun bir çalışma gerekmez. Aslında, seçtiğiniz tempolu yürüyüş, koşu, yüzme, dans, aerobik veya bisiklet egzersizlerinden birini yapabilirsiniz.

– Bahçe işleri ile uğraşmak da saatte 300 kaloriden fazla yakılmasına yardımcı olur.

– Düzenli ve ılımlı egzersiz aynı zamanda ruh sağlığını geliştirir ve stresi azaltır. Bir kez seçtiğiniz etkinliği günlük rutine çevirmeli ve düzenli olarak yapmalısınız.

– Ayrıca gün içerisinde asansöre binmek yerine merdivenleri kullanabilir, markete arabayla gitmek yerine yürüyüş yapabilirsiniz.

5. Fit kalmak için sağlıklı bir kahvaltı yapılmalıdır.

– Yapılan bilimsel çalışmalara göre kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Kesinlikle atlanmamalıdır. Kahvaltıda sağlıklı ve besleyici gıdalar tüketilmesi önerilir.

– Bilim adamları, yüksek protein kahvaltının iştahı da kontrol altına aldığını savunmaktadırlar. Bu şekilde gün içerisinde daha az yemek yenir ve kilo kontrolü sağlanmış olur. Protein açısından zengin bu gıdalar kahvaltıda tüketilebilir:

  • Haşlanmış yumurta
  • Süzme peynir
  • Meyve
  • Yunan yoğurdu
  • Süt ile güçlendirilmiş mısır gevreği

– Ayrıca lif yönünden zengin besinler; yulaf ezmesi ve sandviç gibi tam tahıllı ekmekler de tüketilebilir.

– İçerisinde güçlü antioksidanlar ile sabahları yeşil çay tüketilmesi de önerilmektedir.

– Kahvaltı evde hazırlanacaksa organik besinler kullanılabilir.

6. Fit kalmaya yardımcı öneriler Açlık ve susuzluğu ayırt etmek gerekir.

– Bazı insanlar susuzluğu açlık sanabilir. Bu nedenle bu ikisinin ayrımı doğru yapılmalıdır.

– Hipotalamus, açlık ve susuzluk kontrolleri için beyne aynı sinyali gönderir.

– Açlık ya da susuzluk hissinin belirlenmesi için açlık hissedildiğin su içilmelidir. Bir 15 dakika kadar beklenir. Hala aç hissediliyorsa o zaman atıştırmalıklar tüketilebilir.

7. Fast food gıdalar tüketilmemelidir.

– Abur cubur ve gazlı içecekler obezite sorununun baş faktörleridir. Bu gıdalar içerdiği yüksek kalori ile kilo alınmasına neden olur. Bunun yerine aşağıdaki önerilere uyulabilir:

– Patates kızartması yerine bir adet meyve, yoğurt veya salata tüketilebilir.

– Kızarmış gıdaların haşlama ya da ızgara şeklinde olanları tercih edilmelidir.

– Yağlı patlamış mısır yerine tuzsuz ve yağsız mısır tüketilebilir.

– Rafine edilmiş tahıl ürünleri yerine tam buğday makarna, tam tahıllı ekmek, tam buğday hububat ve kahverengi pirinç gibi ürünler seçilmelidir. Ayrıca yulaf, çavdar, tam buğday, karabuğday, tam buğday arpa ve darı ürünleri de tercih edilebilir.

– Yüksek kalorili soslar, mayonez yerine düz sandviç tüketilmelidir.

– Gazlı içecekler yerine hafif limonata, yeşil çay veya bitkisel çaylar tüketilebilir.

8. Stres kontrolü sağlanmalıdır.

– Stres, vücutta yağ depolanmasına neden olurken aynı zamanda yağ yakımını da azaltır. Bu nedenle kilo alınmasına neden olabilir.

– Serbest kortizol stres sırasında iştahı artırır. Ayrıca kişiyi daha kalorili ve yağlı gıdalara yöneltebilir.

– Stresi kontrol altına almak için nefes egzersizleri, yoga ve meditasyon gibi gevşeme egzersizleri yapılabilir.

– Ayrıca vitamin B ve C, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin besinler tüketilmelidir. Bu besinlerin eksikliği de kortizol seviyelerinde artışa neden olabilir.

– Omega 3 yağ asitleri aynı zamanda stres ve saldırganlığı azaltır. Metabolizmayı hızlandırır ve kilo kaybını destekler. Yani daha fazla yulaf ezmesi, badem, avokado, portakal, çilek, tam tahıllar, ıspanak, yağsız süt ve yoğurt tüketilebilir.

9. Uyku düzeni önemlidir.

– Uykusuzluk kilo almaya ve obeziteye neden olabilir. Uykusuzluk durumunda metabolizma yavaşlar ve böylece artan açlık ile azalan hormonlar kilo dengesini olumsuz etkiler.

– Düzgün uykuyu teşvik etmek için meditasyon yapılabilir. Gece yatmadan önce sıcak bir duş alınabilir.

– Ayrıca uyunan ortama da dikkat edilmesi önerilir. Karanlık ve sessiz bir ortamda uyunmalıdır.

10. Düzenli olarak tıbbi check-up yaptırılmalıdır.

– Kiloyu izlemek ve ani veya açıklanamayan kilo alımlarını analiz etmek için düzenli olarak tıbbi kontrollerden geçilmelidir. Bazı durumlarda şeker hastalığı, hipotiroidi, polikistik over sendromu, menopoz ve depresyon gibi sağlık sorunları kilo almaya neden olabilir.

– Tiroid hastalıklarında özellikle hipotiroidizmde metabolizma yavaşlar ve kilo alma eğilimi görülür.

– Antidepresan, antipsikotik, yüksek tansiyon ilaçları, şeker hastalığı ilaçları, kortikosteroidler ve oral kontraseptifler gibi bazı ilaçlar da yan etki olarak kilo almaya neden olabilir.

Kanser Nasıl Anlaşılır: Kanserin Belirtileri

kanserin belirtileri

kanserin belirtileri

Kanser nasıl oluşur?

Sağlık uzmanları kanserin bazı uyarı işaretleri olduğunu belirtmektedirler. Genellikle kanser ilk aşamalarda olduğunda kontrol altına alınması daha kolaydır. Ancak ilerlediğinde ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kanser belirtilerine önceden önem verilirse erken teşhis ile hastalığın atlatılma olasılığı da artacaktır.

Kanser belirtileri: Kanserin erken belirtileri

Eğer bu belirtiler ile karşılaşıyorsanız mutlaka bir doktora görünmeniz tavsiye edilir:

1. Kanserin ilk belirtileri: Açıklanamayan kilo kaybı

– Açıklanamayan kilo kaybı genellikle kanserin ilk göze çarpan işaretlerinden biridir. Özellikle meme ve akciğer kanseri gibi kanser türlerinde kişide kilo kaybı yaygın olarak görülür.

– Kanser karaciğer içine yayılır ve onun işleyişini etkilediğinde özellikle iştahı düzenleyen alanları etkiler. Toksinleri ortadan kaldırarak kilo kaybına neden olur. Kilo kaybı kolon veya diğer sindirim sistemi kanser çeşitlerinde de görülebilir.

– Açıklanamayan kilo kaybı o kadar yaygın ki, kanser hastalarının yüzde 40’tan fazlası kilo kaybı nedeni ile hastaneye başvurmaktadır.

– Egzersiz ve diyet yapılmadan ani ve yoğun miktarda kilo kaybı yaşanıyorsa mutlaka doktora danışılması önerilir. 10 kilonun üzerinde olan kilo kayıplarında özellikle dikkat edilmelidir.

2. Kanser ateş yaparmı?

– Ateşi basitçe vücudun enfeksiyona karşı verdiği mücadeleyi gösterir. Uzun süren ve kalıcı ateş lenfoma gibi kanser türlerinin belirtisi olabilir. Lösemi durumunda kan hücrelerindeki kanser sık sık enfeksiyona, ateşlenmeye, yorgunluğa, ağrılara ve grip gibi belirtilere neden olabilir.

3. Halsizlik ve yorgunluk kanser belirtisi mi?

– Halsizlik ve yorgunluk uyku ve dinlenme ile geçmiyorsa bu da kanser belirtisi olabilir. Doktora danışarak bu durumun nedeni analiz edilmelidir.

4. Kanser hastalarında nefes darlığı ve hırıltı

– Hırıltı ve nefes darlığı başka sağlık sorunları nedeni ile oluşabilirken akciğer kanserine de işaret ediyor olabilir.

– Bir akciğer tümörü hava yollarına baskı yaparak bu yolları daraltır. Bunun sonucunda da kişinin sesinde kısılma ya da nefes darlığı ve hırıltı ortaya çıkar.

5. Göğüs ağrısı ve öksürük kanser belirtisi midir?

– Bazen kanserler özellikle lösemi ve akciğer tümörleri gibi kanser çeşitleri; kronik öksürük ya da bronşiti taklit eden belirtiler gösterebilir. Sorun kalıcı ise mutlaka doktora gidilmesi önerilir.

– Ayrıca göğüs ağrısı ya da omuz ve kollarda da ağrı oluşabilir. Bu durumda da doktora gidilmesi önerilir.

– Ayrıca, özellikle eğer sigara içiliyorsa ya da geçmişte de öksürük ve seste boğuklaşma gibi belirtiler yaşandıysa muayene olunmasında yarar olacaktır. Ses boğukluğu altı haftadan fazla süredir devam ediyorsa nedeni tiroid, özofagus veya akciğer kanseri olabilir.

6. Midede şişkinlik kanser belirtisi mi?

– Açıklanamayan abdominal şişkinlik uzun bir süredir devam ediyorsa yumurtalık kanseri belirtisi olabilir. Pelvik ağrılar, karında şişkinlik, görülebilen şişlikler de belirtiler arasındadır.

– Benzer şekilde yemek yedikten sonra midede şişkinlik ve ağrı oluşması da mide kanseri belirtisi olabilir.

7. Mide yanması kanser belirtisi mi?

– Mide ekşimesi genellikle asit reflü hastalığı belirtisi olarak kabul edilir. Ancak kalıcı ise yemek borusu veya özofagus kanseri ile ilişkili olabilir.

– Yapılan bilimsel çalışmalarda kronik mide ekşimesinin yemek borusu iltihabı ya da özofagus kanseri riskini artırdığı ortaya çıkmıştır.

8. Bağırsak sorunları

– Dört hafta veya daha uzun süren hiçbir belirgin nedeni olmayan bağırsak alışkanlıklarındaki değişikler de kanser belirtisi olabilir. Özellikle dışkı kıvamındaki değişiklikler bağırsak kanseri belirtisi olabileceğinden doktora danışılmalıdır.

9. Yutmada güçlük

– Bir şey yerken yutmada güçlük yaşanıyorsa ya da gıda boğazda sıkışmış gibi bir his oluşuyorsa bu durum, özofagus ya da gırtlak kanseri belirtisi olabilir. Aynı zamanda yemek yerken yanma hissi de görülebilir.

– Özofagus kanseri genellikle belirtilerini başlangıç durumunda gösterir. Bu nedenle fark edilmesi daha kolaydır.

– Benzer şekilde, yutma güçlüğü bir akciğer kanserinin de ilk belirtileri olabilir.

10. Sarılık

– Sarılık, cilt ve göz akında oluşan sarımsı görüntü ile karakterizedir. Çoğunlukla karaciğer ve safra kesesi hastalığı belirtisi olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda pankreas kanseri belirtisi de olabilir.

11. Gövdede alışılmadık şişlik veya yumru

– Özellikle üç hafta veya daha uzun bir süre göğüsler, testisler, kasık, boyun, karın, koltuk altı veya vücudun diğer parçaları üzerinde olağandışı topaklar oluşuyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir.

– Bazen genişlemiş lenf nodülü veya yumru kol altında meme kanserinin belirtisi olabilir. Kırmızılık, ağrı ve şişkinlik de meme kanseri işaretleri arasındadır.

12. Yeni cilt lekeleri ya da var olan cilt lekelerinde değişiklikler

– Cilt üzerinde var olan benlerde herhangi bir değişiklik görülüyorsa doktora gidilmesi önerilir. Yeni oluşan cilt lekeleri ya da benlerin boyutunda ve renginde oluşan değişiklikler cilt kanseri belirtisi olabilir.

13. Tırnaklardaki değişimler

– Tırnaklarda oluşan sıra dışı değişimler; cilt, deri, karaciğer ve akciğer kanseri gibi kanserlerin belirtisi olabilir. Başlıca belirtiler şunlardır:

– Tırnakların altında siyah veya kahverengi lekeler cilt kanserini işaret ediyor olabilir.

– Parmaklardaki şişlikler ile birlikte ayak tırnaklarındaki genişleme akciğer kanseri ile ilişkili olabilir.

– Soluk veya beyaz tırnaklar ise karaciğer kanseri de dahil olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle olabilir.

14. Pelvik bölgede ya da karında ağrı

– Pelvik bölgede ya da alt karın bölgesinde ağrı oluşması yumurtalık kanseri belirtisi olabilir. Genel olarak kadınlarda yumurtalık kanserine yakalanma riskini artıran faktörler şunlardır:

– Hiç hamile kalmamış olmak.

– Yumurtalık, meme, kalın bağırsak ya da rektum, kolon ve rahim kanserinin aile üyelerinde olması.

– Ayrıca pelvik bölgede ağrı rahim kanseri veya lösemi belirtisi de olabilir.

15. Dört haftadan fazla süren açıklanamayan ağrı

– Ağrıların genellikle bir nedeni vardır. Nedeni belli olmayan ve uzun süren ağrılar kanser belirtisi olabilir.

– Eğer bir ağrı 4 haftadan daha uzun sürüyorsa bir doktora görünülmesi önerilir.

– Ağrı genellikle kemik ya da testis kanserinin erken bir belirtisidir.

16. Anormal kanama

– İdrarda kan görülmesi bazen bir idrar yolu enfeksiyonu belirtisi olabilir. Ancak bazı durumlarda mesane ya da böbrek kanseri belirtisi olarak da ortaya çıkabilmektedir.

– Benzer şekilde dışkıda kan görülmesi hemoroid belirtisi olabilse de kolon ve bağırsak kanseri belirtisi de olabilir.

– Vajinadan gelen adet dışı kanama ise rahim kanseri belirtisi olabilir. Nadir durumlarda, vajinal kanama nedeniyle vajinal kanserden söz edilebilir.

– Kan kusmak ya da öksürme sırasında ağızdan kan gelmesi ise yemek borusu kanseri ve akciğer kanseri ile ilgili olabilir.

– Lösemi belirtileri arasında ise aşırı morarma ve durmayan kanamalara gösterilebilir. Anormal kanama diğer hastalıklardan da kaynaklanabilir iken, yine de bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Dişler Nasıl Fırçalanmalı: Dişleri Fırçalamanın Önemi

dişleri fırçalamanın önemi

dişleri fırçalamanın önemi

Dişler nasıl temizlenir?

Sabah akşam alışkanlık haline getirilmesi gereken diş fırçalama, ağız hijyeni için son derece önemlidir. Ağız ve dişlerde bakterilerin üremesini engellerken aynı zamanda biriken yemek artıklarının atılmasını sağlar. Düzgün diş fırçalama teknikleri ile diş üzerine biriken plak oluşumları engellenir ve diş çürüklerinin önüne geçilebilir.

Ağız sağlığı genel sağlığı da etkiler. Solunum hastalıklarını, kalp hastalıklarını ve inme riskini azaltmak için dişler mutlaka düzenli olarak fırçalanmalıdır. Çoğu zaman diş fırçalama sırasında bazı yanlışlar yapılmaktadır. Dişlerin doğru bir şekilde nasıl fırçalanacağı konusunda bilgi sahibi olmak için yapılan yanlışlara göz atılması gerekir.

Dişler nasıl fırçalanır: Diş fırçalama tekniği

Diş fırçalama konusundan yapılan en yaygın hatalar şunlardır:

Hata #1: Diş fırçalama hataları: Yanlış diş fırçası kullanmak.

– Diş fırçaları farklı boyutlarda ve sertliktedir. Kişi yaşına ve diş yapısına uyguna olan diş fırçasını seçmelidir. Ağız yapısına büyük gelen ya da çok sert olduğu için diş minesini çizen diş fırçalarından uzak durulması önerilir.

– Büyük diş fırçaları ağzın ve dişlerin zorlanmasına neden olurken dişleri derinlemesine temizleyemez. En arkadaki dişlere ulaşmadığı için bu alanlar temizlenemeyebilir. Aynı şekilde diş fırçası çok küçük ise yine tam bir temizlik sağlanamayacaktır.  Diş fırçasının sapı da ele tam olarak oturmalıdır.

– Elektronik diş fırçası kullanılacaksa kullanma talimatları iyice okunmalıdır. Ellerinde ya da kollarında eklem sorunları ya da artrit olan kişiler için elektronik diş fırçası daha iyi bir seçenek olacaktır.

Hata #2: Diş fırçalarken yapılan hatalar: Diş fırçasının sertliğine dikkat edilmelidir.

– Diş fırçaları farklı boyutlarda olduğu gibi farklı kıl yapısına sahiptirler. Düz, yuvarlak, açılı ya da zikzak kıllara sahip olabilir. Diş hekimlerine göre düz fırçalardan ziyade açılı kıllara sahip olan diş fırçaları daha etkili bir temizlik sağlamaktadır.

– Deseni ile birlikte kılların kalitesini de dikkate almak gerekir. Bazı fırçalar diş minesini aşındırabilir ve diş etlerini tahriş edebilir. Bu nedenle kalitesiz ve sert kıllı diş fırçalarını kullanmaktan kaçınması önerilir. Yumuşak ya da orta sertlikteki markalı ürünler kullanılmalıdır.

Hata #3: Yanlış fırçalama tekniği kullanılması.

– Diş fırçalarken kullanılan teknik yani diş fırçasının konumu da önemlidir. Şu tekniğin kullanılması önerilmektedir:

– Diş fırçası dişeti hattına 45 derecelik bir açıyla hizalanmalıdır.

– Kısa, hafif vuruşlar kullanarak, diş fırçası diş çevresinde ileri geri hareket ettirilmelidir.

– Daha sonra fırça dairesel hareketler ile yatay ya da dikey olarak tüm dişlere uygulanmalıdır. İç ve dış yüzeyler iyice fırçalanmalıdır.

– Diş fırçalama kısmı bittiğinde bakterilerin üremesini ve ağız kokusunu engellemek için dil de fırçalanmalıdır.

– Ardından ağız iyice çalkalanır.

– Bu yöntem dişlerin daha temiz olmasına yardımcı olurken plak oluşumunu engeller ve diş çürüklerini önler.

Hata #4: Yeterince zaman ayırmamak.

– Genel olarak ağız sağlığı için en az günde iki kez ya da üç kez dişler fırçalanmalıdır. Sabah, öğlen ve gece yatmadan önce mutlaka fırçalanması önerilir. Yemek yedikten sonra da dişler fırçalanabilir. Bu şekilde ağız içerisindeki plak birikimi önlenmiş olur. Aynı zamanda pH dengesini korunur ve ağız içi asidi nötralize edilir.

– Dişler her fırçalamada yaklaşık 2 dakika kadar fırçalanmalıdır. Çoğu insan bu süreçte sıkıldığı için 1 dakikadan daha az sürede dişlerini fırçalar. Ancak fırçalama süresinin 2 dakikadan az tutulması ve üst sol, sağ üst, sol alt ve sağ alt olmak üzere her alanın fırçalanması gerektiği unutulmamalıdır.

Hata #5: Çok sık diş fırçalamak dişlere zarar verebilir.

– Bazı insanlar aşırı hijyen bilinci ile dişlerini sık sık fırçalar. Gün içerisinde 3 kereden fazla fırçalanan dişlerde hasar oluşabilir. Diş minesi aşınır ve yıpranır. Aynı zamanda diş etleri de zarar görebilir.

– Dişlerin çok sık fırçalanmaması tavsiye edilir. Günde 3 kereden fazla fırçalanmamalıdır.

Hata #6: Her zaman aynı yerden fırçalanmaya başlanmamalıdır.

– Çoğumuz dişlerimiz fırçalarken aynı noktadan başlayarak fırçalarız. Ancak fırçalama sürecinin sonuna doğru el yorulması nedeni ile işlem düzgün yapılamayabilir. Bu durumda dişlerin bir tarafı her zaman diğer tarafına göre daha az fırçalanmış olur.

– Bunu engellemek için her diş fırçalama işleminde dişlerin farklı bir noktasından başlanması önerilir. Bu şekilde her alan eşit oranda fırçalanmış olacaktır.

Hata #7: Dişlerin iç yüzeylerini yok saymak.

– Diş fırçalama sırasında yapılan en büyük hata dişin iç kısmının yok sayılmasıdır. Dışarı bakan ve görünen yüzeyler fırçalanırken iç yüzeyler unutulur. Bu durum iç yüzeylerde çürük ve plak birikimine neden olur.

– Her diş fırçalama sürecinde dişlerin iç yüzeylerine de eşit oranda zaman ayrılmalıdır.

Hata #8: Diş fırçasını durulamayı unutmak.

– Dişler fırçalandıktan sonra diş fırçası iyice temizlenmelidir. Ancak çoğumuz temizleme işlemini tam yapmadan diş fırçasını elimizden bırakırız. Bu durumda dişlerde bakteri ve plak birikimi artar. Bakteri birikimi bir sonraki fırçalamada dişlere yayılır. Bu da diş eti hastalıklarına ve çürüklere neden olabilir.

– Her fırçalamanın ardından diş fırçası iyice yıkanmalı; kapağı kapalı şekilde bırakılmadır.

Hata #9: Diş fırçasını ıslak şekilde saklamak.

– Diş fırçası kullanımın ardından iyice durulandıktan ve temizlendikten sonra ıslak şekilde bırakılır. Bu da yapılan en yaygın hatalardan biridir. Islak kalan diş fırçasının üzerinde bakteriler çok daha çabuk ürer. Bir sonraki kullanımda dişlere bakterilerin bulaşmasına ya da ağız kokusuna neden olabilir. Bazı durumlarda diş eti hastalıklarına da neden olmaktadır.

-Diş fırçası durulandıktan sonra iyice sallanarak üzerinde su atılmalıdır. Birkaç dakika kurutulduktan sonra kapağı kapatılarak saklanabilir.

– Bu şekilde daha temiz ve bakterilerin üreyemeyeceği bir ortam oluşturulmuş olurç

Hata #10: Eski diş fırçasını değiştirmemek.

– Bir diğer en sık yapılan hata da bir diş fırçasını uzun süre kullanmaktır. Diş fırçası uzun süre kullanıldığında yıpranır ve dişlere zarar verebilir.

– Ayrıca diş fırçası uzun süre kullanıldığında etkinliğini de kaybedecektir.

– Bu hatadan kesinlikle kaçınmak gerekir. Birkaç ayda bir düzenli olarak kullanılan diş fırçası değiştirilmelidir.

– Uzmanlar en fazla 3 ya da 4 ayda bir diş fırçasının değiştirilmesi gerektiğini söylemektedirler. Diş fırçası hijyeni kadar diş fırçasının düzenli olarak değiştirilmesi de son derece önemlidir.

Ağız ve diş sağlığı için dişler düzenli olarak fırçalanmalıdır. Ancak fırçalama sırasında bu konulara özen gösterilmesi önerilir. Yapılan diş fırçalama hatalarının diş çürüklerine, diş minesinin yıpranmasına ya da diş eti enfeksiyonu gibi diş eti sorunlarına neden olabileceği unutulmamalıdır. Diş fırçası yıpranmışsa hemen değiştirilmelidir. Kişiye uygun diş macunu ve diş fırçası seçimi için ise bir diş doktorundan yardım alınabilir.

Sigarayı Bırakmak İçin Ne Yapılmalı: Sigarayı Bırakmanın Bitkisel Yolları

sigarayı bırakmanın bitkisel yolları

sigarayı bırakmanın bitkisel yolları

Sigarayı bırakmanın yolları:

Sigara kötü bir alışkanlıktır. Bağımlılık yapar ve genel sağlık için oldukça olumsuz sonuçlar doğurur. Tüm kanser ölümlerinin ve kalp krizlerinin dörtte biri sigara ile bağlantılıdır.

Sigara içerdiği zararlı kimyasallar ve nikotin ile sağlık sorunlarına neden olur. Bu sağlık sorunları genellikle solunum ile ilgili sorunlardır. Yüksek kan basıncı ve kalp hızının artmasına da neden olur. Bağışıklık sistemini olumsuz etkilerken sperm sayısını ve kalitesini düşürür. Kadınlarda ise doğurganlık düzeyini azaltır.

Sigara mutlaka bırakılmalıdır. Sigarayı bıraktıktan sonra ilk olarak halsizlik, yoksunluk, anksiyete, öfke, konsantrasyon bozukluğu, iştahta artış, baş ağrısı, yüksek tansiyon gibi belirtileri ortaya çıkabilir.

Sigarayı bırakmak için bir sağlık kuruluşundan yardım alınabilir. Bu konuda çok çeşitli yöntemler vardır. Bitkisel çözümler de işe yaramaktadır.

Sigarayı bırakmak için yapılması gerekenler: Sigarayı bırakmanın bitkisel yolu

1. Sigarayı bıraktıran bitki: Kardinal çiçeği:

– Kardinal çiçeği vücuttaki nikotinin atılmasına yardımcı olrn lobeline isimli bir madde içerir. Lobelia sirke ya da tentür şeklinde satılmaktadır. Tentür olarak kullanılması için genelde 20-60 damla kullanılır.

– Öncelikle düşük dozlarda üç beş damla kadar başlanır. Ardından bu doz yavaş yavaş artırılır. Lobelia çok zehirli olabileceği için mutlaka bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Not: Bu bitki kalp hastalığı ya da yüksek tansiyona sahip olan kişiler tarafından kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca hamile kadınlarda ve çocuklarda da kullanılması önerilmez.

2. Sigarayı bıraktıran bitkiler nelerdir: Meyan kökü

– Meyan kökü bir balgam söktürücü olarak davranır. Sigaradan kaynaklanan balgamın dağılmasına yardımcı olur.

– Meyan kökü hafif tatlı bir bitkidir. Aynı zamanda sigaradan kaynaklanan öksürüğü de azaltır.

– Ayrıca kortizol seviyeleri dengede tutar ve yorgunluğu azaltır. Enerjinin geri kazanılmasını sağlar.

– Küçük bir parça meyan kökü çiğnenebilir. Çay şeklinde de günde 2 ya da 3 kez tüketilebilir.

Not: Meyankökü diyabet, yüksek tansiyon, adrenal hastalık ya da böbrek sorunları olan kişilere önerilmez. Karaciğer sorunları yaşayan kişilerde doktor kontolünde kullanılmalıdır.

3. Sigarayı bırakmanın doğal yolları: Acı biber

– Kırmızı acı biber de solunum sistemini temizlemeye yardımcı olur. Nikotinin solunum sisteminde yarattığı tahrişi ve hasarı onarır. Ayrıca, kendi antioksidan özelliği ile akciğerleri korur ve akciğer zarlarını stabilize eder.

– Acı biber, taze biber, kara biber tozu yemeklere eklenebileceği gibi çay şeklinde de tüketilebilir. Sigarayı bırakmak için kullanılan acı biber düzenli olarak tüketilebilir.

– Birkaç tutam acı biber bir bardak suya eklenir ve her gün içilir.

4. Sigara nasıl bırakılır: St john’s wort bitkisi

– Bu şifalı bitki günümüzde ülkemizde de yaygın olarak kullanılmaktadır. İçerdiği bileşenler ile sigarayı bırakmaya yardımcı olur.

– Bu bitki sinirleri olumlu etkiler ve stres düzeyinin azalmasına yardımcı olur. Yatıştırıcı özellikleri de vardır.

– Nikotin yoksunluğu belirtileri gösteren insanlarda depresyon, sinirlilik ve anksiyete gibi belirtiler gözlemlenir. Bu bitki ruhsal anlamda da olumlu sonuçlar vermektedir.

– St John’s wort, sıvı ve kapsül şeklinde satılmaktadır. Doktora danışarak kullanılması önerilir.

Not: Bu bitki ile reçeteli ve reçetesiz ilaçlar kullanılmamalıdır. Bazı ilaçlar ile etkileşime girebilir. Bu nedenle bu bitki kullanılmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamile ve emziren kadınlar ile çocuklarda kullanılması önerilmez.

5. Sigara bırakma yöntemi: Yeşil yulaf

– Yeşil yulaf olarak da bilinen yabani yulaf, sigarayı bırakmaya yardımcı olan bitkisel çözümler arasındadır.

– 1971’de yapılan bir çalışmada yeşil yulaf tüketiminin nikotin yoksunluğu belirtilerini azalttığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca nikotinin vücuttan temizlenmesine de yardımcı olur.

– Ayrıca yeşil yulaf sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkiye sahiptir. Tonik etkisi vardır ve ruh sağlığını olumlu etkiler.

– Yeşil yulaf kapsül şeklinde de alınabilir. Dozaj hakkında mutlaka doktora danışılmalıdır.

6. Sigarayı bıraktıran ot ve bitkiler: Ginseng

– Ginseng de günümüzde ülkemizde sık kullanılan bitkiler arasındadır. Bu bitkinin birçok faydası vardır. Sigarayı bırakmak için de kullanılmaktadır. Nikotin isteğini hafifletmeye yardımcı olur.

– Böbreküstü bezleri için bir tonik olarak çalışır. Aynı zamanda kanda kortizol seviyelerini dengede tutmaya yardımcı olur.

– Ginseng vücudun fiziksel ve duygusal stresle başa çıkmasına da destek verir. Vücutta oluşan yoksunluk belirtilerini dengeler.

– Duygu durum bozukluklarını ve anksiyete belirtilerini azaltır. Konsantrasyonu artırır ve zihinsel stresin kontrol altına alınmasını sağlar.

– Ginseng tozu bir çay kaşığı kadar kahvaltılık gevreğe ya da süte eklenerek tüketilebilir. Sigara isteğini azaltmaya yardımcı olur.

– Ginseng gün içerisinde bir miktar çiğnenebilir.

Not: Eğer kalp sorunları, diyabet, otoimmün hastalıklar ya da şizofreni ve hormon duyarlılığı varsa ginseng kullanılmamalıdır.

7. Kediotu

– Valerian da denilen kedi otu yatıştırıcı özellikleri ile anti-anksiyete etki gösterir. Sigarayı bırakma evresinde yaşanan stres ve olumsuz ruh halini hafifletir.

– Beyindeki GABA reseptörlerini etkileyen kedi otu etkili bir yatıştırıcı olarak bilinmektedir. Ayrıca vücut üzerinde sakinleştirici bir etki yaratır.

– Aynı zamanda yoksunluk belirtileri ile başa çıkmaya yardımcı olur. Özellikle sinirlilik, huzursuzluk, anksiyete ve depresyon gibi durumların kolay atlatılmasını sağlar.

– Bu bitki, kapsül ve tentür formlarda kullanılabilir. Kedi otu kullanılmadan önce mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

8. Çarkıfelek çiçeği

– Rahatlamayı teşvik eden çarkıfelek çiçeği anksiyete ve sigara bırakmaya eşlik eden sinirlilik ile mücadeleye yardımcı olur. Uykusuzluk ve huzursuzluğun da hafiflemesini sağlar. Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

– Çarkıfelek çiçeği çay, tentür ya da kapsül şeklinde alınabilir.

– Ancak, diğer bitkiler gibi bu bitkide bir doktora danışarak kullanılmalıdır. Özellikle hamile kadınlara ve emziren annelere önerilmez.

9. Akupunktur

– Akupunktur günümüzde sigarayı bırakmak için kullanılan etkili çözümlerden biridir. Vücuttaki bazı noktalara ince iğneler batırılarak uygulanan bu yöntem nikotin isteğinin azalmasına yardımcı olur.

– Akupunktur yoksunluk belirtileri ve sinirlilik için de olumlu etkiler gösterir. Huzursuzluğu azaltır ve temizlenme sürecinde yardımcı olur.

– Akupunktur seanslarının süresi uygulamalar ilerledikçe azaltılabilir.

– Akupunktur belgesi olan uzman kişilere yaptırılmalıdır.

10. Kulak masajı

– Kulak masajı nikotin isteği ile başa çıkmanın bir başka yoludur. Kulaklarda bazı alanlar vardır. Akupunktur yönteminde de bu alanlara müdahale edilmektedir.

– Kulak masajında ise bu alanlara hafifçe baskı uygulamak nikotin ihtiyacının azalmasına yardımcı olacaktır.

– Her gün kulak deliği kapatan çıkıntı üzerine hafifçe masaj yapılmalıdır. Düzenli yapıldığında olumlu sonuçlar alınacaktır.

Bu doğal ilaçlar sigarayı bırakmaya yardımcı olur. Ancak sigarayı bırakmak için güçlü bir iradeye sahip olmak gerektiği ve kararlılık gösterilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sigarayı bırakırken beslenme düzenine dikkat edilmeli ve hafif egzersizler yapılmalıdır. Bu şekilde vücut kendini temizleme işlemini daha hızlı yapacaktır. Eğer bu yöntemler ile sigara bırakılamıyorsa bir sağlık kuruluşundan sigarayı bırakmak için yardım alınabilir.