Tırnak Yeme Alışkanlığı Nasıl Önlenir: Tırnak Yemeye Bitkisel Çözüm

tırnak yemeye bitkisel çözüm

tırnak yemeye bitkisel çözüm

Tırnak yeme alışkanlığı nasıl bırakılır?

Tırnak yeme çocuklarda da yetişkinlerde de görülebilen çok yaygın bir oral kompulsif alışkanlıktır. Tıbbi olarak onychophagia adı ile bilinir. Birçok kişi tırnaklarını ısırdığının farkında bile değildir. Hafif iradeli bir alışkanlık olan tırnak yeme zaman içerisinde birçok açıdan daha ciddi bir sorun haline gelebilir.

Tırnak yeme alışkanlığının sebepleri:

Tırnak yeme alışkanlığına neden olabilecek faktörler şu şekilde sıralanabilir:

– Stres

– Sıkıntı

– Hayal kırıklığı

– Anksiyete

– Yalnızlık

– Obsesif – kompulsif bozukluk (OKB)

– Meydan okuyan davranış bozukluğu (tek)

– Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB)

– Ayrılma anksiyete bozukluğu

– Yatak ıslatma sendromu

Tırnak yemenin hem fiziksel hem de duygusal sonuçları vardır.

Tırnak yeme alışkanlığının zararları:

Aşırı tırnak yemenin kişiye verdiği fiziksel zararlar şu şekilde sıralanabilir:

– Tırnaklarda ciddi hasar

– Tırnak çevresindeki ölü deri olan epiderm derisinde kızarıklıklar ve ağrı

– Tırnak etinde ve epiderm altı canlı deride kanamalar

– Tırnakların ısırılması sırasında dişlerin gördüğü zarar

– Tırnakların midede zor sindirilmesi nedeniyle oluşan hazımsızlık ve midenin gördüğü hasar

– Çevreden tırnaklara toplanan pisliklerin de vücuda alımı nedeniyle çok az da olsa kişiye çevreden AIDS ve benzeri ciddi hastalıkların bulaşması da mümkündür.

Tırnak yemenin yol açtığı bazı psikolojik sorunlar da olabilir. Yenen tırnakların görüntüsü kişi özgüven eksikliği ve utanç yaratabilir. Bunun yanı sıra kişide anksiyete ve stres gibi etkenlerin çok fazla olduğu da gözlemlenebilir. Ayrıca, tırnakların yenmesi görüntü olarak sosyal açıdan kabul edilemez ve diğer insanlar üzerinde olumsuz izlenim bırakılmasına neden olur. Sonuç olarak kişinin psikolojik açıdan etkilendiği gözlemlenir.

Tırnak yemek her ne kadar basit gibi gözükse de vazgeçilmesi oldukça zor ve güçlü irade gerektiren bir olaydır.

Tırnak yeme alışkanlığı nasıl geçer: Tırnak yeme alışkanlığına bitkisel çözüm:

Tırnak yemeyi önlemek için uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1- Tırnak yeme alışkanlığını bırakma yolları: Hint leylağı yağı

Hint leylağı yağı, diğer bir adıyla neem yağı acı tadı nedeniyle kişinin tırnak yemesinin engellenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, bir antiseptik olarak da neem yağı kullanılabilir. Tırnakların enfeksiyondan uzak tutulmasına yardımcı olur.

– Bir pamuk topağı neem yağına daldırılarak ıslatılır ve bu pamukla yağ tırnakların üzerine sürülür.

– Yağın tırnaklar üzerinde kendi kendine kuruması beklenir.

– Kişi ne zaman bilinçsizce tırnaklarını yemeye kalkarsa acı bir tatla karşılaşarak bundan vazgeçecektir. Uzun süreli uygulandığında alışkanlıktan tamamen kurtulmak mümkündür.

2 – Tırnak yemeyi bırakmanın bitkisel yolları: Sarımsak

Sarımsak tırnak yeme alışkanlığı ile savaşmak için kişiye yardımcı olabilecek başka bir doğal madde olarak kullanılabilir. Birçok insan sarımsağın güçlü tadını ve aromasını sevmez. Sarımsak doğal bir antiseptik olduğu gibi ayrıca tırnakları güçlendirecek ve enfeksiyonlar uzak tutacak etkilere de sahiptir. Tadı ve kokusu itibari ile kişiyi tırnak yeme alışkanlığından da kurtarabilir. Çiğ sarımsak ya da sarımsak yağı bu amaçlarla kullanılabilir.

– Sarımsağın bir dişi boyuna olmak üzere yarıya kesilir. Tek parçasının iç kısmı tırnakların üzerine sürülür. Sürüldükten sonra 5 dakika kadar beklenir ve ardından tırnaklar yıkanır. Tırnaklarda kalan sarımsak tadı kişinin tırnaklarını yemesini engelleyebilir.

– Ayrıca, bir pamuk topağı sarımsak yağına batırılır ve ıslanan pamuk ile tırnaklar ovulur. 5 dakika kadar beklendikten sonra tırnaklar yıkanır. Bu şekilde de tırnaklarda sarımsak kokusu bırakmak ve kişinin tırnaklarını yemesini engellemek mümkündür.

3 – Tırnak yeme alışkanlığına nasıl son verilir: Acı kabak

Tırnak yeme alışkanlığından kurtulmak için uygulanabilecek bir başka etkili ve doğal ürün acı kabaktır. Bir diğer adı bitter kabak olan besin, adından da anlaşılacağı üzere tadı acı olan bir kabak türüdür.

– 1 adet acı kabak ezilerek hamur kıvamına getirilir.

– Hamurun suyunu ayırabilmek için bir elek ile elenir.

– Tırnak ve parmak üzerinde elde edilen acı kabak suyu sürülür ve kurumasını beklenir.

– Tırnaklarda oluşacak olan acı tat tırnaklarını yenmesini engeller.

4 – Tırnak yemeyi önlemenin yolları: Acı oje

Kadınların vazgeçilmez alışkanlıklarından biri ojedir. Tırnak cilası olarak da bilinen bu kozmetik ürününün birçok rengi güzellik için kadınlar tarafından kullanılır. Senelerdir süregelen ojenin sağlıklı olup olmadığı tartışmasına rağmen bir oje türünün sağlıklı olduğu konusunda kesin kanı vardır: Acı oje. Acı oje genellikle şeffaftır. Rengi olmaması kimyasal renk maddesi bulunmadığındandır. Özel olarak hazırlanmış içeriği kişiyi son derece rahatsız eden acı bir tada sahiptir. Bu ojelerin sürülmesi ile de tırnak yeme alışkanlığından kurtulmak mümkündür.

– Acı oje tırnaktan kendiliğinden çıkana kadar kullanılabilir ancak en etkili sonuca ulaşmak için 8 saatte bir yenilenmesi önerilmektedir.

– Bu yöntemin yanı sıra normal oje de kullanılabilir. Tadı acı oje kadar olmasa da kötüdür ancak tedavinin amacı daha farklıdır. Siyah ya da koyu kahverengi gibi hoşlanılmayabilecek renklerde ojeler sürülerek tırnakların yenmesi engellenebilir. Temeli tırnakların kişiye güze gözükmemesine dayanır.

5 – Tırnak yeme alışkanlığına çözümler: Tırnakların kesilmesi

Tırnakların düzenli olarak kesilmesi de oldukça etkili bir yöntemdir. Tırnakların kesilebileceği en kısa şekilde kesilmesi kişi için yenecek bir tırnak kalmamasını sağlar. Ancak tırnak çabuk uzar. Bu yüzden düzenli olarak sürekli tırnakların kesilmesi gerekir. Aynı zamanda tırnakların en dipten kesimi biraz dikkat gerektirir. Tırnak etinin kesilerek tırnağa zarar verme ihtimali olduğundan son derece dikkatli kesilmelidir. Bu işlem tırnak yemeyi önleyebileceği gibi aynı zamanda kişinin el ve tırnaklarının sürekli temiz kalmasını da sağlar.

Not. Ayrıca şeytan tırnağı olarak adlandırılan tırnakların yan kısmının kesimine dikkat edilmesi gerekir. Bu bölgeler tırnakta dolama ve benzeri ciddi sorunların oluşmasına ve hatta tırnağın olduğu parmağın işlevsiz kalmasına kadar giden birçok soruna yol açabilir. Bu yüzden çok dikkat edilmelidir.

6 – Tırnakları yememek için ne yapmalı: Düzenli manikür

Tırnak yeme alışkanlığını engellemeye yardımcı olmak için mümkün oldukça sık bir şekilde profesyonel kişilere manikür yaptırmak etkili olur. Profesyonel manikürcü akrilik olarak doğal tırnakların üzerinde uygulamalar yapar ya da tırnak yüzeyini temizler ve düzene sokar. Bu da tırnağın güzel gözükmesini sağlar. Bu güzel görüntünün bozulması istenmez ve tırnak yeme alışkanlığından vazgeçilebilir.

7 – Tırnak yeme sorunu nasıl çözülür: Yapay tırnaklar

Yapay tırnaklar ile tırnak yeme alışkanlığının engellenmesi de mümkündür. Kişi yapay tırnakları yiyemeyeceğinden dolayı istemsiz tırnak yeme girişimlerinin hepsinde başarısız olur ve zamanla beyin tırnak yemeyeceğini benimseyerek alışkanlıktan vazgeçer.

Yapay tırnakların piyasada birçok farklı türü vardır. Bu türler şu şekilde sıralanabilir:

– Akrilikler

– Şal modelleri

– Jeller

– Basın temelliler

Yapay tırnakların her zaman düşme riski vardır. Bu riski en aza indirmek için bir uzman yardımı ile mutlaka doğru boyutun seçilmesi gerekir. Aksi takdirde sürekli düşen tırnaklar ile uğraşmak hem tırnak yeme alışkanlığını engellemeyebilir hem de hijyenik açıdan birçok ortamda uygun olmaz.

Ciltteki Kistlere Ne İyi Gelir: Ciltteki Kistler İçin Doğal Çözüm

ciltteki kistler için doğal çözüm

ciltteki kistler için doğal çözüm

Yüzdeki kistler neden oluşur?

Sebasöz kistler deri altında yuvarlak şeklinde oluşan ve farklı boyutlarda oluşan şişliklerdir. Bu kistler dokunulduğunda pürüzsüz bir dokuya sahiptir. En sık görülen yerler kafa derisi, kulak, yüz ve üst kol bölgeleridir. Avuç içi ve ayak tabanında da oluşabilir. Erkeklerde, sebasöz kistler genellikle skrotum ve göğüs alanları üzerinde olabileceği için hemen fark edilir. Sebasöz kistler yağ bezlerinden kaynaklandığında içerisinde sebum bulunur. Bu tür kistler çok seyrek ortaya çıkar.

Yüzdeki kist nasıl geçer: Deri altındaki yağ bezeleri nasıl geçer?

Sebasöz kistler genellikle ciddi bir durum değildir ve tedavi gerektirmez. Bir süre sonra kendiliğinden geçer. Bu kistlerden kurtulmak için bazı doğal çözümler uygulanabilir:

1. Ciltteki yağ kistleri için sıcak kompres:

– Sebasöz kistler için en etkili çözümlerden ilki sıcak kompres uygulamalardır. Bu uygulamalar iyileşme sürecini hızlandırır ve kan damarlarının rahatlamasını sağlar. Bölgedeki kan dolaşımını artırmaya yardımcı olur.

Gerekli malzemeler:

– Temiz bir havlu

– Sıcak su

Yapılışı:

– Havlu sıcak suda bekletilir.

– Ardından fazla suyu sıkılır ve kist oluşan alan üzerinde yaklaşık 10 ya da 20 dakika kadar bekletilir.

– İşlem günde 2 ya da 4 kez tekrar edilir.

2. Yüzdeki yağ bezesi bitkisel tedavi: Çay ağacı yağı:

– Fazla sebum üretiminden kaynaklanan kistlerde çay ağacı yağı kullanılabilir. Bu yağ gözeneklerimn tıkanmasını engeller ve kist oluşumunu azaltmaya yardımcı olur. Çay ağacı yağı güçlü anti mikrobiyal, anti inflamatuar ve anti bakteriyel özelliklere sahiptir.

Gerekli malzemeler:

– 1 ya da 2 damla çay ağacı yağı

– Yara bandı

Yapılışı:

– 1 ya da 2 damla çay ağacı yağı enfekte olan kist alanlarına uygulanır.

– Ardından alan yara bandı ile kapatılır.

– 8 ya da 10 saat sonra yara bandı çıkarılır.

– Düzenli olarak uygulandığında etkili sonuçlar alınacaktır.

3. Yüzde yağ bezesi bitkisel çözüm: Hint yağı

Hint yağı inflamasyon ve kaşıntı karşısında son derece etkilidir. Bu yağ karıncalanma hissi oluşturur ve bakteriyel özellikleri ile alanın temizlenmesine yardımcı olur.

Gerekli malzemeler:

– Hint yağı

– Temiz bir bez

– Sıcak kompres

Yapılışı:

– Temiz bir bez parçası biraz Hint yağı ile ıslatılır.

– Ardından bu bez kist olan alanlara yerleştirilir.

– Bez parçası üzerine de sıcak kompres yerleştirilir.

– Bu şekilde en fazla yarım saat beklenmelidir.

– Her gün birkaç kez etkilenen alan biraz Hint yağı ile hafifçe ovulabilir.

4. Yüzdeki yağ bezelerine bitkisel çözüm: Aloe vera

Aloe vera cilt bakımında yaygın olarak kullanılan çözümler arasındadır. Genel sağlık için de son derece faydalıdır. Anti bakteriyel ve ağrı giderici özellikleri ile aloe vera kistin kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur.

Gerekli malzemeler:

– Aloe vera jel

Yapılışı:

– Taze aloe vera yaprakları kesilir ve içerisindeki jel çıkarılır. Bu jel kist oluşan alanlara uygulanır ve hafifçe masaj yapılır.

– İşlem günde 1 ya da 2 kez yapılabilir.

5. Yüzdeki yağ bezelerini nasıl yok edebiliriz: Cadı fındığı

Cadı fındığı bitki özü mükemmel bir büzücüdür. İçerisindeki tanen ile aşırı yağ üretimini engeller. Cildin gözeneklerini sıkılaştırır ve böylece sivilce ile kist oluşumunu engeller.

Gerekli malzemeler:

– Cadı fındığı yağı

Yapılışı:

– 1 ya da 2 damla cadı fındığı yağı kistin üzerine uygulanır. Alan hafifçe ovulur.

– Bu işlem her gün tekrar edilir.

6. Yüzdeki yağ bezelerini ne geçirir: Elma sirkesi

Elma sirkesi güçlü anti-bakteriyel, anti-mantar ve antiseptik özelliklere sahiptir. Ayrıca antimikrobiyal nitelikleri ile cildin temizlenmesine yardımcı olur.

Gerekli malzemeler:

– Elma sirkesi

– Pamuk

Yapılışı:

– Pamuk elma sirkesi içinde bekletilir.

– Ardından bu pamuk bir süre cilt üzerine basılı tutulur.

– Eğer batma hissi oluşuyorsa cilt hassas olabilir. Bu durumda elma sirkesinin biraz su ile seyreltilmesi önerilir.

– Bu işlem günde 3 ya da 4 kez yapılabilir.

7. Yüzdeki yağ bezelerine çözüm: Dulavratotu

Dulavratotu etkili bir antibakteriyel, anti-mantar ve anti-inflamatuar bitkidir. Geleneksel olarak kronik cilt rahatsızlıkları için kullanılmaktadır. Bu bitki kist tedavisinde kullanılmasının yanı sıra ciddi cilt hastalıkları; egzama, sedef hastalığı, kurdeşen gibi durumlarda da kullanılabilir.

Gerekli malzemeler:

– 2 yemek kaşığı taze dulavratotu kökü (kıyılmış) ya da 1 yemek kaşığı kurutulmuş dulavratotu kökü

– 3 bardak su

– Bal (isteğe bağlı)

Yapılışı:

– Dulavrat otu kökü bir tencereye konulur. Üzerine su eklenir.

– Karılım kaynatılır ve düşük ısıda yaklaşık 30 dakika kaynatılmaya devam edilir.

– Ardından ocak kapatılır ve 10 ya da 15 dakika kadar daha beklenir.

– Bu karışım çay şeklinde günde 2 ya da 3 bardak kadar tüketilebilir.

Not: Bu çay çok sık tüketildiğinde idrar söktürücü olarak çalışacağı için dikkatli kullanılması önerilir.

– Dulavratotu çayı topikal olarak da kullanılabilir. Hızlı iyileşme için bu çay ile bir bez ile ıslatılır ve ardından daha hızlı iyileşmesi için sıcak kompres olarak sebasöz kist üzerine uygulanır.

8. Kırmızı yonca

Kırmızı yonca öncelikle doğal bir kan temizleyicidir. Kandaki zararlı toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Cilt hastalıklarında da bitkisel çözüm olarak kullanılmaktadır. Hatta kanser tedavisinde de etkili olduğu söylenmektedir. Kırmızı yonca; akne, egzama, sedef hastalığı tedavisinde kullanılabilir.

– 1 ya da 3 çay kaşığı kırmızı yonca çiçeği 1 ya da 3 bardak sıcak su ile karıştırılarak çay şeklinde demlenir. 15 dakika kadar demlenmesi beklendikten sonra günde 3 kez tüketilir.

– Kırmızı yonca çiçekleri doğranır ve bir miktar su eklenerek bir hamur haline getirilir. Elde edilen hamur kist üzerine yayılır.

– Kırmızı yonca tentürü de kullanılabilir. 2-6 ml tentür (çeyrek tatlı kaşığından daha az) günde 3 kez tüketilebilir.

Not: Bu bitki hamile ve emziren kadınlara kesinlikle önerilmez. Ayrıca kan inceltici ilaç kullanan kişilere de önerilmez.

9. Altın mühür bitkisi

Altın mühür bitkisi güçlü anti mikrobiyal etkilere sahiptir. İçerisindeki berberine denilen bileşen ile birçok mikroorganizma, bakteri ve mantar durumlarında da kullanılabilir. Ayrıca topikal olarak uygulandığında antibiyotik etkisi vardır.

Gerekli malzemeler:

– ½ ya da 1 su bardağı kuru altın mühür bitkisi

– Bir miktar zeytinyağı

– 4 ya da 6 tatlı kaşığı balmumu

Yapılışı:

– Bir tencereye zeytinyağı dökülür. İçerisine bitki eklenir ve kızartılır. 3 ya da 5 saat boyunca kısık ateşte ısıtılmaya devam edilir.

– Ardından karışım soğumaya bırakılır.

– Karışım tülbentten geçirilir ve süzülür.

– İçerisine balmumu eklenir ve eriyene kadar karıştırılır.

– Karışım koyu bir kıvam aldığında merhem gibi kavanozda saklanır. Bu merhem kist üzerine güden 2 ya da 3 kez uygulanır.

– Bu merhem küçük yaralar ve kesikler için de kullanılabilir.

Yağ Yakmak İçin Ne Yapmalı: Yağ Yakmanın Kolay Yolları

yağ yakmanın kolay yolları

yağ yakmanın kolay yolları

Yağ yakmak için doğal çözümler şunlardır:

Yağ yakmak için ne yapmalıyım: Yağ yakmanın yolları:

1. Yağ yakmanın en kolay yolu: Yemek porsiyonlarına dikkat edilmelidir.

– Yapılması gereken ilk şey öğünlerde porsiyonlara dikkat etmektir. Fazla yağlı besinler tüketildiğinde vücutta depolanan yağ miktarı da artar.

– Kilo verilmek isteniyorsa sık sık yemek yenmeli ancak az miktarda yenmelidir. Aç kalınmamalıdır. Bu şekilde yağ yakımı hızlandırılabilir.

2. Yağ yakmak için su içmek:

– Vücutta bulunan yağın daha hızlı yakılması için daha çok su tüketilmesi önerilir. Su vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olurken aynı zamanda hücrelerin yenilenmesini sağlar.

– Su hücrelerin daha sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Her gün 2 buçuk ya da 3 litre kadar su tüketilmesi önerilir.

3. Yağ yakmaya yarayan bitkiler: Yeşil çay:

– Yeşil çay da yağ yakımına yardımcı olmaktadır. Aşırı yağlı hücrelerin vücuttan atılmasını sağlarken aynı zamanda kilo vermeyi de kolaylaştırır.

– Her gün 2 ya da 3 bardak yeşil çay tüketilebilir.

4. Yağ yakmaya yardımcı yiyecekler: Limon ve bal:

– Limon ve bal ılık su ile karıştırılarak her sabah aç karna tüketilebilir.

– Bu şekilde toksinler vücuttan daha hızlı dışarı atılır. Aynı zamanda vücut için etkili bir detoks olacaktır.

5. Yağ yakmaya yardımcı içecekler: Elma sirkesi:

– Elma sirkesi sindirimi hızlandırır ve yağ yakımını artırır.

– İki çorba kaşığı elma sirkesi suya eklenerek tüketilebilir.

6. Yağ yakmak için kürler: Karabiber:

– Hücreleri kaplayan yağ hücrelerinin yakılmasına yardımcı olmak için karabiber de kullanılabilir. Karabiber içerisinde bulunan alkaloit kimyasal olan piperine ile kilo vermede son derece etkilidir.

– Ayrıca moleküler düzeyde yağ azaltmaya yardımcı olur. Yeni yağ hücrelerinin oluşmasını da engeller.

7. Yağ yakmanın doğal yolları: Kimyon:

– Kimyon da yağ yakan besinler arasındadır.

– Aşırı yağın vücutta depolanmasını engeller. Aynı zamanda metabolizma hızını artırır ve gazı durdurur.

– Kimyon su içerisinde kaynatılır ve içilir.

– Yemeklere de eklenebilir.

8. Yağ yakmak için maydanoz suyu:

– Maydanoz suyu yağın dışarı atılmasına yardımcı olur. Ayrıca vücutta detoks etkisi yaratır.

9. Yağ yakmanın bitkisel yolları: Kızılcık suyu:

– Kızılcık suyu kilo kaybı için en etkili çözümler arasındadır. Bir bardak kızılcık suyu limon veya sirke ile karıştırılarak içilebilir. Yağ yakımına yardımcı olur.

10. Yağ yaktıran besinler: Elma:

– Haşlama elma da yağ yakımına yardımcı olur. Elma içerisinde bulunan pektin maddesi ile sindirime yardımcı olur. Yağ hücrelerinin emilimini azaltır ve yeni yağ hücrelerinin oluşmasını destekler.

11. Yağ yakan yiyecekler: Fındık:

– Badem ve fındık gibi besinler yağlı besinler olsa da kilo verilmesine yardımcı olur. Gün içerisinde atıştırmalık olarak birkaç fındık ya da badem tüketilebilir.

12. Yağ yakan sebzeler: Salatalık:

– Salatalığın % 90’ı sudur. Ayrıca içerisinde sadece 13 gr kalori vardır.

– Yağ hücrelerinin vücuttan atılmasına yardımcı olurken aynı zamanda kilo verilmesini kolaylaştırır.

– Biraz salatalık üzerine limon suyu eklenerek tüketilebilir. Metabolizma hızını artırmaya yardımcı olur.

13. Kakule:

– Bu baharat yağ yakımına yardımcı olur. Yemeklerde baharat olarak sık sık kullanılabilir.

İstenmeyen kilolardan kurtulmak için beslenme düzenine mutlaka dikkat edilmelidir. Beslenme düzeninin yanı sıra düzenli olarak egzersiz yapılabilir. Yaşam tarzı ve beslenme düzeninde küçük değişiklikler yapılması gerekebilir. Hızlı kilo vermek için bu bitkisel çözümler de denenebilir. Sağlıklı ve dengeli beslenme programının yanı sıra bu bitkisel çözümler ile yağ yakımını hızlandırmak mümkündür.

Eğer kilo vermekte zorluk yaşanıyorsa bir diyetisyene başvurulabilir. Ayrıca düzenli egzersiz programları için spor merkezlerine gidilebilir. Eğer tüm bunlara rağmen kilo vermekte zorlanılıyorsa bir doktora gidilmesinde yarar olacaktır. Bazı durumlarda başta hormonal rahatsızlıklar olmak üzere bazı sağlık sorunları da kilo artışına neden olabilir.

Soğan Kokusu Nasıl Yok Edilir: Soğan Kokusuna Doğal Çözümler

soğan kokusuna doğal çözümler

soğan kokusuna doğal çözümler

Soğan kokusu nasıl gider?

Yemeklere ve salatalara güzel bir keskin tat ekleyen soğan, mutfakların vazgeçilmezidir. Soğan, içeriğinde B vitamini,C vitamini, folik asit ve lifler bulundurmaktadır. Bu özellikleri ile soğan en iyi doğal ev ilaçlarındandır.

Ancak sık sık soğan tüketmek nefesin kötü kokmasına neden olabilir ve kişiler bundan şikayetçi olabilir. Soğanın içeriğindeki sülfürlü bileşikler şikayet edilen bu kokuların asıl nedenidir. Yemeklerin dışında soğanı çiğ olarak tüketmek daha fazla koku oluşumuna neden olabilir. Çiğ soğan sindirimi sırasında koku molekülleri hızlı bir şekilde solunum sistemine dağılır. Soğanı çiğ tüketmek yerine pişirerek tüketmek kokunun azalmasını yardımcı olacaktır.

Ağız kokusunun nedenleri:

Ağız kokusunun birçok nedeni olabilir. Bunlardan bazıları ağız kuruluğu, diş eti hastalığı ve ilaçlar gibi nedenlerdir. Soğan kokusu bu tür doğal koku oluşumu değildir. Ancak doğal yollardan da yapay yollardan da oluşan ağız kokuları doğal ev tedavileri ile bastırılabilir.

Soğan kokusunu ne geçirir: Soğan kokusu için ne yapılır?

Soğan kokusundan kurtulmak için en etkili ev tedavileri şunlardır;

1 – Soğan kokusuna çözüm: Yeşil çay

Yeşil çay soğan kokusundan kurtulmak için en etkili doğal ev ilaçlarındandır. İçinde bulunan polifenoller ve antioksidanlar sülfürlü bileşiklerin, yani soğan kokusunu oluşturan moleküllerin yok edilmesini sağlar. Bir fincan sıcak suya 1 çay kaşığı yeşil çay yaprakları eklenir. Yaprakların süzülmesi için 5 dakika bekletilir. İsteğe bağlı olarak yeşil çaya bal eklenir. Hastalığa bağlı ağız kokularından ve soğan kokusundan kurtulmak için gün içinde birkaç kez yeşil çay içilir.

Ağız kokuları için güçlü bir kuru kahve de tercih edilebilir.

2 – Soğan kokusunu ne bastırır: Limon

Limon, soğan kokusunun ağızda nötralize edilmesine yardımcı olur. Antibakteriyel özellikleri ile ağız kokusuna neden olan bakterilerin öldürülmesini sağlar.

Bir bardak suya 1 çorba kaşığı limon suyu eklenir. Ağız günde 2-3 kez limon suyu ile çalkalanır. Düzenli olarak yapılan ağız çalkalama işlemi kısa zamanda ağız kokusunun yok olmasını sağlar. Bunun dışında 1 veya 2 bardak ev yapımı limonata tüketmek ve limon kabuğunu çiğnemek, ağız kokusunun yok edilmesine yardımcı olur.

3 – Soğan kokusunu ne yok eder: Hardal sosu

Hardal soslu soğan kokusundan kurtulmak için basit ve etkili bir başka tedavidir. Hardal sosunun güçlü kokusu soğan kokusunu maskeler ve etkisini azaltır.

1 çay kaşığı hardal sosu ağız içinde çalkalanır ve sonra tükürülür. Daha sonra yine bir çay kaşığı hardal sosu alınır ve bu sefer çalkaladıktan sonra yutulur. İşlem yapıldıktan sonra ağız su ile iyice temizlenir. Ağız kokusundan kurtulana kadar bu tedaviye devam edilir.

4 – Soğan kokusunu ne alır: Süt

Süt, soğan kokusunu etkisiz hale getiren bir başka doğal ev tedavisidir. Koku moleküllerini besleyen kükürt, tam yağlı süt ile etkisiz hale getirilir. Tam yağlı süt kullanımı bu konuda önemlidir ve yağsız süte göre daha iyi sonuçlar verir. Soğan kokusundan kurtulmak için sadece tam yağlı süt içmek yeterlidir. İçinde soğan bulunan yemekleri yemeden önce veya sonra süt içilebilir.

5 – Soğan kokusunu gidermek için kakule

Kakule güçlü soğan kokusu ile mücadele etmeye yardımcı olabilen bir besindir. İçerisindeki bileşenler ile soğan kokusunun bastırılarak nefesin tazelenmesini sağlar.

– Bir tutam kakule soğan yedikten sonra iyice çiğnenerek tüketilmelidir.

– Ayrıca 1 ya da 2 bardak kakule çayı içilebilir.

6 – Soğan kokusunu bastırmak için elma

Elma, soğanın yarattığı kötü nefes ile mücadele etmek için kullanılabilecek bir başka doğal yöntemdir. Elmadaki doğal enzimler ve kükürt bileşikleri soğan kokusunun kırılmasına yardımcı olabilir. Böylece soğan kokusu sorunun önüne geçilebilir.

– Soğan içeren yemekler yendikten sonra soğan kokusun önlemek için bir elma yemek etkili olur.

– Ayrıca 1 bardak taze elma suyu içmek yeterli olacaktır.

7 – Soğan kokusunu ne çıkarır: Nane

Klorofil ile dolu olan nane de nefesini tazelemek ve soğan kokusu maskelemek için kullanılabilecek oldukça etkili bir bitkidir. Ayrıca, bakterilerin neden olduğu kötü nefesi de antiseptik özellikleri ile yok edebilir.

– 1 bardak sıcak suya 1 yemek kaşığı ezilmiş nane yaprağı eklenir. Üstü kapatıldıktan sonra 10 dakika kadar demlenir ve içerisine biraz bal eklenerek güzelce karıştırılır. Bu çaydan günde 2 ya da 3 kez içmek soğanın yarattığı kötü kokulu nefesten kurtulmaya yardımcı olur.

– Birkaç taze nane yaprağı ezilerek elde edilen suyu ile ağız çalkalanır ya da direk taze yapraklar 5 dakika boyunca güçlü bir şekilde çiğnenir. Bu işlem çiğ soğan yedikten hemen sonra uygulandığında etkin bir koku giderici görevi görür.

– Nane aromalı şekerler tüketmek de keskin ve çirkin soğan kokusundan kurtulmak için yeterli olabilir.

8 – Karbonat

Karbonat da soğan kokan nefes için çözüm teşkil edebilir. Bu madde soğanın kokmasına neden olan bileşenleri nötralize eder ve ağız pH dengesini korur. Sonuç olarak ağız koku oluşumu engellenir ve bunla birlikte bakterilerin büyümesi de engellenir.

– 1 çay kaşığı karbonat 1 bardak ılık suyun içerisine eklenir ve güzelce karıştırılır.

– Bu karışım günde birkaç ağzın çalkalanması için kullanılabilir. Özellikle soğan yendikten 10 dakika kadar sonra bu karışım ile ağzın 1 ya da 2 kez çalkalanması kokudan kurtulmak için yeterli olacaktır.

9 – Elma sirkesi

Elma sirkesi de soğan kokusunu nötralize etmeye yardımcı olur. Ayrıca ağız kokusuna katkıda bulunan diğer bir etkeni, bakterileri yok etmeye yardımcı olur.

– Yarım çorba kaşığı elma sirkesi 1 bardak ılık suya eklenerek iyice karıştırılır. Bu çözümle sorun giderilene kadar bir defada 10 saniye olması şartıyla gargara yapılır.

– 1/4 bardak elma sirkesi, 1 çorba kaşığı bal ve 3 damla karanfil yağı ve 3 damla tentür bir bardağın içerisinde güzelce karıştırılır. Biraz sıcak su eklenir ve karıştırmaya devam edilir. Bu karışım ile gargara yapmak soğan kokusundan kurtulmak için yeterli olacaktır.

Dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

– Tükürük üretimi ne kadar hızlı olursa ağzın kokudan arınması o kadar hızlı olur. Sakız çiğnemek tükürük üretimi hızlandırır ama şekersiz sakız çiğnenmelidir. Şeker ağzını içine yapışır ve temizlenmesini engeller.

– Soğan kokusundan kurtulmak için güçlü nane aromalı diş macunu ile dişlerin fırçalanması gerekir. En az 2 dakika boyunca fırçalamak yeterli olacaktır. Ayrıca narenciye ya da nane aromalı sıvı ile gargara yapmak da ağzın temizlenmesi için faydalı olacaktır. En az 3 defa tekrarlanması gerekir.

– Votka da kötü nefesten kurtulmak için son derece etkili bir maddedir. İçerisindeki bileşenler sayesinde tüm ağzın bakterilerden arınması sağlanabilir.

– Kötü ağız kokusuna neden olan küçük gıda parçalarından kurtulmak için diş ipi kullanılabilir.

– Kokuya neden olan mikroplardan kurtulmak için dilin de iyice fırçalanması gerekir.

Doğum Kontrolü Nasıl Yapılır: Doğum Kontrolünde Doğal Yöntemler

doğum kontrolünde doğal yöntemler

doğum kontrolünde doğal yöntemler

Doğum kontrolü için bitkisel çözümler şunlardır:

Doğum kontrolü nasıl sağlanır: Doğum kontrol doğal yöntemleri

1. Doğal doğum kontrol yöntemi: Yaban havucu

– Yaban havucu en iyi doğum kontrol yöntemleri arasındadır. Gebeliği önleyen özellikleri vardır. Tohumları progesteron sentezi ve implantasyon sürecinin etkilenmesini sağlarken en etkili çözümler arasında yer almaktadır.

– Yabani havuç tohumu döllenmiş yumurtanın implantasyonunu zorlaştırır.

– Bazı insanlarda birkaç gün kabızlık gibi hafif yan etkilere neden olabilir. Ayrıca bu besin böbrek veya safra taşı öyküsü olanlar için uygun olmayabilir.

– İlişki sonrasında ilk sekiz saat içinde yabani havuç tohumu bir çay kaşığı kadar alınmalıdır. 1 hafta boyunca günde 1 kez alınmaya devam edilmelidir. Tohumlar çiğnenir.

– Bu besin çay biçiminde de kullanılabilir.

2. Hamile kalmayı engelleyen bitkiler: Aslan kulağı kökü

– Aslan kulağı kökü de en etkili doğal doğum kontrolü yöntemlerinden biridir. Rahimde yumurtanın döllenmesini engeller.

– Bir hormon olan oksitosin içerir ve son derece etkili bir çözümdür.

– İlişki sonrasında çay şeklide tüketilebilir.

– Bir çay kaşığı aslan kulağı kökü bir şişe kaynar suya eklenir.

– 5 dakika kadar demlenmesi beklenir.

– Bu karışım günde en fazla üç kez (veya en fazla 300-400 mg her gün) çay şeklinde içilir.

Not: Bu bitki bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bazı yan etkileri vardır.

3. Hamile kalmayı engelleme yöntemleri: Yarpuz çayı

– Yarpuz, doğum kontrolü için eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından da kullanılan nane cinsi bir bitkidir. Bu bitki abortifacient ve menstrüel akışı artıran emmenagogue içerir.

– Bu bitkinin taze ve kurutulmuş yaprakları, doğum kontrolü için kullanılabilir. Yarpuz çayı hamile kalmayı önlemede son derece etkilidir.

– 2 bardak artırılmış su kaynatılır.

– İçerisine bir çay kaşığı kurutulmuş yarpuz eklenir ve 10 ya da 15 dakika boyunca demlenmesi beklenir.

– Süzülür ve bal eklenerek tüketilir.

– Cinsel ilişkinin hemen ardından tüketilmesi tavsiye edilir. Ancak bu şekilde maksimum etki yaratılır.

Not: Yarpuz doğal doğum kontrolü olarak karaciğer ve böbrek hasarına nenden olabilir. Bazı kişilerde sinir sistemine de zarar verebilir. Bu nedenle dikkatli kullanılması önerilir. Günde üç bardak fazla tüketilmemelidir. Eğer adet dönemine 10 günden daha fazla varsa bu çay içilmemelidir.

4. Hamile kalmayı engellemenin yolları: Neem yaprakları

– Neem yaprakları diğer adıyla Hint leylağı hem erkekler hem de kadınlar için etkili bir doğum kontrol çözümüdür. Yaygın olarak kullanılmaktadır.

– Doğum kontrol yöntemi olarak neem yaprağı, neem yaprağı özü ve neem yağı kullanılabilir.

– Kadınlarda tek bir enjeksiyon ile neem yağı rahim (uterus ve fallop tüpleri buluştuğu nokta) boynuzlarında dakikalık bir miktarda tesir eder ve uzun süre koruma sağlar. Ayrıca bunu siklus ya da yumurtalık işlevlerinde değişikliklere neden olmadan yapar.

– Araştırmacılar neem yağının sperm motilitesi yavaşlattığını söylemektedir. Yavaşlayan spermler hedeflerine ulaşmakta güçlük çeker ve yumurtayı dölleyemez. Neem yağı spermleri sadece 30 saniye içinde öldürebilir.

– Erkekler için bir ay kadar neem yaprağı tabletleri kullanılması önerilir. Bu şekilde üreme fonksiyonları askıya alınır.

– Neem yapraklarının bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılması, sperm üretimini veya libidoyu etkilemez.

– Gebelik önlemenin yanı sıra neem bitkisi etkili antibiyotik, anti viral ve bağışıklık uyarıcı özelliklere sahiptir. Vajinal ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma da sağlar.

Doğum kontrol haplarının zararları olabilir. Bu nedenle bitkisel çözümlerin denenmesi önerilir. Ancak bazı durumlarda bitkisel çözümler de yan etkilere neden olabilir. Bu nedenle tüm bitkisel çözümlerin mutlaka bir doktora danışarak kullanılması önerilir.

Cilt Çatlaklarına Ne İyi Gelir: Cilt Çatlakları İçin Bitkisel Çözümler

cilt çatlakları için bitkisel çözümler

cilt çatlakları için bitkisel çözümler

Cilt çatlakları için doğal çözüm önerileri şunlardır:

Cilt çatlakları neden oluşur: Cilt çatlaklarının nedenleri:

1. Cilt çatlaması kimlerde olur: Sadece kadınlarda çatlaklar oluşur.

Gerçek: Çatlaklarda gebeliğin doğal bir etkisi vardır ve bu nedenle sadece kadınlarda ortaya çıktığına inanılır. Kadınların yaklaşık % 90’ında gebelikte özellikle altıncı veya yedinci aydan sonra çatlaklar oluşabilir. Ancak bu durum erkeklerde çatlak oluşmayacağı anlamına gelmez.

Temel olarak, kısa bir süre içinde hızla esnemeye çalışan ve gerilen ciltte çatlaklar görülür. Elastin altında bulunan liflerde oluşan bu çatlaklar erkeklerde özelikle büyüme evresinde ve ergenlik döneminde görülebilir.

2. Cilt çatlağı neden olur: Çatlaklar cildin gerilmesinden kaynaklanır.

Gerçek: Cilt gerildiğinde çatlaklar oluşur. Bu doğru bilgi olsa da çatlakların tek nedeni bu değildir. Cildin dermis tabakası güçlü ve destekleyici bir yapıya sahiptir. Koruyucu maddeler içerir. Ancak, hormonal faktörler dermiste kollajen ve elastin oluşumua zarar verir. Bu da lif oluşumunu azaltır. Bu sürecin sonunda da çatlaklar gözlemlenebilir.

Ayrıca yüksek düzeyde glukokortikoid ve diğer hormonlar nedeniyle de çatlaklar oluşabilir. Böbreküstü bezi hormonu üretimi gebelik, ergenlik, vücut geliştirme ve hızlı kilo alma süreçlerinde vücutta çatlaklara neden olabilir.

3. Cilt çatlaması nerede olur: Çatlaklar sadece karın bölgesinde oluşur.

Gerçek: Cilt çatlakları en sık karın bölgesinde oluşur. Ancak sadece bu bölge ile sınırlı değildir. Özellikle gebelik döneminde kalça, göğüsler, uyluk gibi alanlarda da görülebilir. Ayrıca dirsek ve diz arkalarında oluştuğu da gözlemlenmiştir.

4. Kilo vermek cilt çatlaklarından kurtulmaya yardımcı olur.

Gerçek: Çatlaklar kilo alınması ile ilgili olabilir. Ancak bu durumda dahi kilo verildiğinde çatlakların görünümünde azalma olmaz. Zarar gören cilt yapısı kilo verildiğinde eski haline dönmez. Aksine bu alanlara deri daha gevşek bir hal alarak sarkabilir. Ayrıca deri incelmesi de görülmektedir.

Çatlakların giderilmesi için kilo verilmesi yeterli değildir. Beslenme düzenine dikkat edilmeli ve belirli egzersiz programları uygulanmalıdır.

5. Zayıf insanlarda cilt çatlağı oluşmaz.

Gerçek: Çatlaklar genellikle hormonal ve genetik faktörler nedeniyle oluşur. Bu nedenle zayıf insanlarda da çatlak oluşumları görülebilir.

6. Çatlaklar zamanla renk değiştirir.

Gerçek: Cilt çatlakları başlangıçta kırmızı, pembe veya kırmızımsı kahverengi olabilir. Bu aslında dermisin (derinin orta katmanı) yırtılması ile kan damarlarının renk değiştirmesinden kaynaklanır. Bu renk kırmızıdan yavaş yavaş beyaz veya gümüşi çizgilere dönebilir. Renk daha da soluklaşır. Ayrıca cilt çatlağı rengi genellikle kişinin cilt rengine bağlıdır.

7. Bronzlaşma cilt çatlaklarının izlerini giderir.

Gerçek: Bu bilgi kesinlikle yanlıştır. Cilt tonu koyulaştığında çatlak görünüm daha da belirginleşebilir. Bazı durumlarda özellikle bu alanlar beyaz kalırken diğer alanların rengi koyulaşır.

8. Çatlak tedavisi yoktur.

Gerçek: Cilt çatlakları kozmetik bir sorun olarak kabul edilir. Bu nedenle kozmetik ürünlerin kullanımı ile hafifletilebilir. Ayrıca lazer cerrahisi, microdermabrasion ve diğer kozmetik prosedürler de kullanılmaktadır.

9. Cilt çatlakları tamamen ortadan kaldırılabilir.

Gerçek: Cilt çatlakları bazı tedavi yöntemleri ile hafifletilebilir. Ancak kesinlikle tamamen ortadan kaldırılamaz. Hatta lazer tedavisi bile bu izleri tamamen ortadan kaldırmaz. Cilt yapısı onarılmaz bir hasar görür. Bu nedenle sadece görünüm hafifletilebilir.

10. Su tüketiminin çatlaklar üzerinde bir etkisi yoktur.

Gerçek: Günde 8 ya da 10 bardak su tüketilmesi önerilir. Bu cilt sağlığı için son derece faydalıdır. Su tüketimi cildin esnekliğini geliştirir ve cildin her zaman nemli kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, besleyici bir besin öğesi olan protein, çinko ve C vitamini açısından zengin besinler cildin gençleşmesine yardımcı olur. Bu tür besinler ciltte kolajen üretimini artırırak cilt esnekliğinin korunmasına yardımcı olur.

Sağlıklı Olmak İçin Neler Yapılmalıdır: Sağlıklı Olmanın Püf Noktaları

sağlıklı olmanın püf noktaları

sağlıklı olmanın püf noktaları

Pratik sağlık önerileri:

Sağlıklı olmak için neler yapmalıyız: Sağlıklı olmanın yolları

1. Eklem ağrısı nasıl geçer: Balık yağı eklem ağrılarını azaltır.

– Balık yağı eklemlerdeki ağrı ve iltihabı azaltmada son derece etkilidir. Ağrılar üzerinde de son derece etkilidir.

– Balık yağı omega 3 yağ asitleri ile birlikte ağrı ve şişlilerin azaltılmasına yardımcı anti enflamatuar özellikler içerir. Özellikle eklem iltihabı ve artrit tedavisinde kullanılması önerilir.

2. Göz sağlığı için havuç tüketimi:

– Havuç içerdiği antioksidanlar nedeniyle genel vücut sağlığı için önemli olduğu kadar göz sağlığı için de önemlidir.

– Ayrıca havuç içerisinde bulunan A vitamini glokom ve görme kaybı gibi durumlar ile başa çıkmaya yardımcı olur. Göz sorunlarının ilerlemesini yavaşlatır ve beta-karoten içerir.

– A vitamini aynı zamanda korneanın daha sağlıklı ve temiz kalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda vücut hücrelerini korur. Ayrıca, lutein içeriği ile olası makula dejenerasyonu riskini düşürür.

3. Sağlıklı besinler nelerdir: Her gün düzenli olarak bir adet elma tüketilmelidir.

– Elma antioksidanlar açısından zengin bir besindir. Her gün düzenli olarak tüketilebilir.

– Ayrıca elma içerisinde bulunan C vitamini kemikleri, kasları, kıkırdağı ve kan damarlarının gelişimini destekler.

– Elma çok düşük miktarda kolesterol ve pektin içerir. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme düzeninin yanı sıra her gün düzenli olarak tüketildiğinde vücut sağlığını korumaya yardımcı olur.

4. Kitap okumak için ortam nasıl olmalı: Loş ışıkta kitap okuma gözlere zarar verebilir.

– Loş ışıkta kitap okunmamalı ya da çizim yapılmamalıdır. Aksi takdirde göz bozukluklarında ilerleme oluşabilir.

– Odaklanılan herhangi bir aktivite söz konusu ise yeterli ışık kaynağının olması tavsiye edilir.

5. Parmak çıtlatma artrite neden olabilir.

– Parmak çıtlatma alışkanlığı rahatsız edici seslere neden olabilir. Ancak çok sık ve uzun süre yapıldığında artrit gibi eklem sorunlarına neden olabilir.

6. Tok karna yüzülmemelidir.

– Tok karna yüzmek ağırlık yaratacağı için ayaklarda kramplara neden olabilir. Ayrıca boğulma riskini yükseltir.

– Yapılan çalışmalarda boğulma vakalarının % 80’inin tok karna olduğu ortaya çıkmıştır.

hala midelerinin içinde yiyecek vardı.

– Yemek yedikten sonra yüzmek için yaklaşık yarım saat beklenmelidir.

7. Soğuk algınlığı sırasında tavuk çorbası tüketilmelidir.

– Bu yöntem eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Tavuk çorbası vücudun bağışıklık sistemini hastalığın erken aşamalarında güçlendirir. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde tüketilmelidir.

– Sıcak tavuk çorbası iltihabi beyaz kan hücrelerinin engelleyerek iltihabı da azaltır. Soğuk algınlığı ve grip tedavisi için

8. Terleme vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur.

– Terleme, vücut ısısını düzenlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda vücutta bulunan zararlı toksinlerin atılmasını sağlar. Sindirim sistemi yoluyla zararlı toksinlerin atılmasını da destekler.

9. Şeker çocukları hiperaktif yapar.

– Şeker tüketimi ile hiperaktivite arasında küçük bir bağlantı olduğu söylenmektedir.

– Çok kapsamlı bir çalışmada bu durumun gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır. Şeker tüketimi ile çocuğun hiperaktif olması arasında hiçbir bağlantı yoktur.

10. Yakından TV ekranına bakmak gözleri acıtır.

– Televizyondan yüksek enerjili radyasyon yayılır. Bu da göz sağlığının bozulmasına neden olabilir.

– Ayrıca radyasyon beyin sağlığını da tehdit eder. Televizyonun kimi kişilerde epilepsi nöbetlerini tetiklediği de görülmüştür.

– Televizyon izlerden ekrandan uzak bir mesafede durulması önerilir. Ayrıca televizyonu çok uzun süre izlemek göz yorgunluğu ve genel yorgunluğa neden olabilir.

Sağlık önerileri eski olsa da bazıları gerçek iken bazıları da bir efsane gibi nesilden nesile aktarılmıştır. Bu konularda doğru bilgiye sahip olunduğunda daha doğru bir yaşam tarzı benimsenebilir.

Mango Nelere İyi Gelir: Mangonun Faydaları

mangonun faydaları

mangonun faydaları

Mango neye iyi gelir?

Dünya geneline bakıldığında ekvatoral bölgelerde yazın en sıcak dönemlerinde bol bol mango tüketilir. Türkiye’de üretimi olmayan bir meyve olsa da ithal edildiği için manavlarda bulunabilmektedir. Sağlığa faydaları açısından yurtdışında “King fruits” olarak adlandırılan ve Türkçeye “Kral meyveler” olarak çevrilen meyve grubunda bulunmaktadır. Bu meyve her yaştan insan tarafından sevilen ve dünyada daha sağlığa faydaları açısından çok çeşitli şekilde tüketilen bir meyvedir. Mango şekerli ve aromatik bir tada sahip olduğu için kişiye yerken zevk verir.

Mangonun farklı şekil ve boyutlarda birçok türü bulunur. Aslına bakılırsa bu tropikal meyvenin yaklaşık olarak 1.000’den fazla farklı çeşidi vardır.

Mango sağlığa yararları besinler arasında gösterilir. Biyoaktif bileşikleri ve lif açısından zengin olan içeriği bunun nedenidir.

Mangonun içindeki vitaminler:

Mangonun içerisinde diğer meyvelere oranla çok daha fazla bulunan maddeler şu şekilde sıralanabilir:

– A vitamini

– C vitamini

– E vitamini

– Potasyum

– Magnezyum

– Bakır

– Kalsiyum

– Fosfor

Mango bu mineraller açısından en zengin kaynaklarından biri olarak bilinir. Dolayısıyla birçok hastalığın tedavisi için ilaç olarak kullanılabilecek bir meyvedir.

Mango faydaları nelerdir: Mangonun yararları

Mangonun vücut sağlığı açısından faydaları şu şekilde sıralanabilir:

1 – Kolesterole iyi gelen meyveler: Mango kolesterol ilişkisi:

Düzenli olarak mango tüketmek kolesterol seviyesinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir. Mango düşük kolesterol düzeyinin normal düzeyine gelerek dengelenmesine yardımcı olur. Özellikle de kötü kolesterol olan LDL seviyesinin azaltılmasına ve kandaki trigliseriti yüksek tutmayı sağlar. Bunu içeriğindeki C vitamini, pektin ve fiber ile sağlar. Aynı zamanda tabii ki iyi kolesterol olan HDL seviyesini arttırır.

Ayrıca, mangodaki potasyum içeriği sırasıyla kalp hızı ve kan basıncı kontrol eden sinir sistemini dengeler. Kan akışını arttırmada önemli bir rol oynayan zengin bir kaynaktır. Bu özellikleri sayesinde kalp krizi ve felç riskini azaltır.

2 – Cilde iyi gelen meyveler: Mangonun cilde faydaları:

Mango cilt için şaşırtıcı derece etkili bir yüz maskesi olarak kullanılabilir. Cildin sağlıklı ve parlak tutulmasına yardımcı olan mango, bunu içeriğindeki antioksidanlar ve özellikle C vitamini ile sağlar.

Ayrıca, A vitamini ve beta-karoten içeriği ile de cildin gençleşmesini ve canlılığını korumasını sağlar. Cildi canlandırmanın yanı sıra etkili bir parlaklık da verir. Siyah noktaları, lekeleri ve akneleri de ciltten söküp atar.

Mangonun kabuğu soyulur ve iç kısmından bir dilim kesilir. Bu dilim ile yüzün her bölgesine sıra sıra masaj yapılır. Masajın ardından 10 – 15 dakika kadar mango suyunun kuruması beklenir ve daha sonra ılık su etkilenen bölge durulanır. Bu basit ilaç cildin yumuşamasına ve aknelerden arınmasına yardımcı olacaktır.

3 – Mango ne işe yarar: Güneş çarpmasını önler:

Güneş çarpması riskini azaltmak için vücuttaki sıvı düzeyini korumak oldukça önemlidir. Potasyum açısından zengin bir kaynak olan mango, vücudun sıvı seviyesini düzenleyen ve güneş çarpmasına karşı koruyan özelliklere sahiptir. Ciltteki sodyum düzeyinin korunmasına yardımcı olur.

Yaz günlerinde olgun mango tüketilmesi kişinin yaz günlerinde kaybettiği suyun geri kazanılmasına yardımcı olur. Bu sayede güneş çarpması önlendiği gibi aynı zamanda kişinin birçok mineral ve vitamin eksikliği de giderilir.

Olgun bir mango yemek yerine bu mangonun suyu sıkılabilir ve posası ile beraber tüketilebilir.

Dağılacak kıvama gelene kadar iki ham mango iki bardak suyun içinde kaynatılır. Soğuyunca haşlanmış olan mangolar ezilerek suyu çıkarılır. Bu suyun içerisine 1 bardak soğuk su eklenir. Meyvenin kendi şekeri çok tatlı gelirse içerisine daha fazla su eklenerek bu tadın giderilmesi sağlanabilir. Her gün bu karışımdan iki bardak içilmesi gereklidir.

4 – Mangonun sağlığa faydaları: Kişinin vizyonunu geliştirir:

Mango göz sağlığı için de etkili bir şekilde kullanılabilecek bir meyvedir. Mangonun içinde mevcut bulunan yüksek miktardaki A vitamini göz sağlığı için çok önemli bir kaynaktır. A vitamini iyi görme yeteneği teşvik eden ve göz ile ilgili çeşitli bozuklukların iyileşmesine katkıda bulunan bir vitamindir.

Tedavisi katkıda bulunduğu göz hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:

– Gece körlüğü

– Katarakt

– Glokom

– Yumuşak kornea

– Genel göz rahatsızlıkları

Ayrıca kişinin gözlerinin çok daha iyi görmesini sağlayan şu maddeleri de içermektedir:

– Flavonoidler:

  * Beta – karoten

  * Alfa – karoten

  * Beta – cryptoxanthin

Her gün mango tüketerek kalıcı olmayan göz kusurları %25 oranında iyileştirilebilir. Bu etki mangonun içerisinde A vitamini ile sağlanır.

5 – Mango nasıl bir meyvedir: Tüm vücudu alkalize eder

Popüler bir yaz meyvesi olan mango tüm etkilerinin yanı sıra vücut üzerinde alkalize bir etki de gösterir. Tartarik asit, malik asit ve sitrik asit gibi maddeler mangonun içerisinde bolca bulunduğundan dolayı vücudun sağlıklı alkali düzeyinin sağlanmasına yardımcı olur.

Bu durum kronik metabolik asidoz, böbrek hastalığı, kas bozukluğu gibi çeşitli sağlık sorunlarını önler ve kemiklerin güçlenmesini sağlar.

Düzenli olarak mango tüketmek 7,35 – 7,45 arasındaki kan pH değerini ve hafif alkali pH düzeyini korumaya yardımcı olur.

Bu dengenin sağladığı faydalar şu şekilde sıralanabilir:

– Oksijenin akciğerler tarafından emilimin artması

– Kilo vermeye yardımcı olma

– Çeşitli sindirim sorunlarını engelleme

– Osteoporoz artışını engelleme

6 – Mangonun faydaları nelerdir: Sindirime yardımcı olur:

Mango yüksek lif içeriği ile bağırsak hareketlerini normal düzeyde tutar. Bunun yanı sıra sindirime ve atık ürünlerin boşaltımına yardımcı olur. Yapılan bazı araştırmalara göre bu özellikleri sayesinde Crohn hastalığı ve benzeri gastrointestinal bozuklukları önleyici etkiler gösterir. Bu etkisi 2013 yılında yapılan bir deney ile kanıtlanmıştır.

Ayrıca mango, kabızlık ve mide ülseri gibi sağlık sorunlarına karşı çözüm sunabilir. Bu meyvenin içerisindeki karbonhidrat ve protein sindirimini kolaylaştırıcı enzimler sindirimi kolaylaştırır. Öyle ki protein ve yağ sindirimi bile %100’ e yakın oranda bir verimle tamamlanabilir.

Olgunlaşmış ve olgunlaşmamış mangonun düzenli olarak tüketilmesi ile sindirimi geliştirir ve gastrointestinal bozukluklar görülme riskini azaltır.

7 – Bağışıklık sistemini güçlendirir:

Mangoda yüksek miktarda bulunan C vitamin ve A vitamini bağışıklık sistemini sağlıklı ve güçlü tutmada önemli rol oynar. A vitamini, bağışıklık sisteminin doğru çalışması için gerekli olan maddelerdendir.

Ayrıca, sağlıklı deri ve mukozal membran oluşumunu da destekler. Bu şekilde vücudun herhangi bir bölgesinde bakteri ve mantar birikmesi riskini en aza indirir. C vitamini cildi sağlıklı tutar ve bulaşıcı hastalıkların hava ve temas yolu ile bulaşmasını yüksek oranda engeller. Aynı zamanda bağışık sisteminin güçlenmesini sağlayan beyaz kan hücrelerinin üretimi artırır.

Bağışıklık sistemini güçlendiren diğer bir madde sınıfı karotenlerdir. Bu durumu sağlayan 25 çeşit karotenoidler mangonun içerisinde mevcuttur. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için düzenli olarak mango tüketilmesi etkili olacaktır. Bu şekilde bağışık sistemi güçlü olacağı için kişi viral ve bakteriyel hastalıklar olan grip ve nezle gibi hastalıklara daha düşük oranda yakalanır.

Panik Atağa Neler İyi Gelir: Panik Atak İçin Doğal Çözümler

panik atak için doğal çözümler

panik atak için doğal çözümler

Panik atak nasıl olur?

Panik atak sinirsel olarak ani dalgalanmaların olduğu bir ruh halidir. Kişide şiddetli anksiyete belirtileri ve yoğun bir korku olduğu gözlemlenir. Genellikle ortamda bir tehdit unsuru varken ortaya çıkan bu durum kişinin savunmasız kalmasına ve mantık dışı kalmasına neden olur.

Panik atağın belirtileri nelerdir?

Panik atak, aniden, öncesinde uyarı olarak nitelendirilebilecek bir belirti olmadan ve herhangi bir uyarı olmadan meydana gelir. Sadece birkaç dakika ya da biraz daha uzun sürer. Nadiren bir saatten az sürer. Kişinin kendini tehlikede ve çıkmazda hissettiği herhangi bir anda gelişebilir. Bu sırada sakin olmak ve mantıklı düşünmek imkansız olduğu gibi çevredekilerin telkinlerini duymak da bir hayli zordur. Bu yüzden çevreden gelen telkinler de cevapsız kalabilir.

Panik atak belirtileri:

Panik atağın neden olabileceği sağlık sorunları ve belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

– Anksiyete

– Korku

– Nefes darlığı

– Hiperventilasyon

– Hızlı kalp atışı

– Terleme

– Titreme nöbetleri

– Sıcak ya da soğuk basmaları

– Mide bulantısı

– Uyuşma ya da karıncalanma hissi

– Nefes darlığı nedeniyle gelişen boğulma hissi

– Göğüs ağrısı

– Öksürük nöbetleri

Bazı insanlarda panik atak gerçek dışı durumların hayal edilmesi ve düşünülmesine neden olabilir. Bu durumlarda insanlar genellikle başkaları tarafından sakinleştirilmeli ve kendine zarar vermemesi için önlem alınmalıdır.

Panik atağın kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak, kişileri bu denli yıpratan bu psikolojik sorunun aşırı stres ve benzeri faktörlerle tetiklenebildiği kanıtlanmıştır. Ek risk faktörleri olan çocuklukta yaşanan istismarlık durumları, travmatik bir olay, hamilelik ve sevilen birinin ölümü gibi ciddi psikolojik durumlar da kişinin panık atak geçirmesine neden olabilir.

Sık sık yinelenen panik atak krizlerinin tedavisi için doğru tanı yapılmış olması zorunludur. Bu sorun tedavi edilmezse, panik atak krizlerinin kişinin hem duygusal hem de fiziksel sağlığına zarar verecek kadar önemli olduğu kötü deneyimler ile gözlemlenebilir.

Panik atak nasıl geçer: Panik atağa bitkisel çözüm:

Panik atak için uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1 – Panik atak için nefes egzersizleri: Yavaş nefes alma

Doğru nefes alma teknikleri uygulayarak bir panik atağa başlamadan önce için bir son konabilir. Vücuda daha fazla oksijen girdiğinde, zihin ve beden üzerinde sakinleştirici etkisi gözlemlenir. Yavaş ve derin nefesler alınabildiğinde panik atak belirtileri çok daha kolay geçen nöbetler haline gelebilir. Ayrıca, nefes egzersizleri uygulamalarının her gün mutlaka tekrarlanması gerekir.

– Rahat bir pozisyonda oturarak kasları geliştirmek gerekir.

– Burnundan derin nefes alınır.

– Daha sonra yavaş yavaş ağızdan nefes alınır.

– Aynı zamanda, var olan sorunun üzerine asla odaklanmamaya yardımcı olur.

– Sakin ve rahat hissedene kadar tedavi tekrarlanmalıdır.

2 – Panik atağa iyi gelen çaylar: Papatya

Klinik Psikofarmakoloji dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, papatyanın içerisindeki bileşenler kişi üzerinde rahatlatıcı etki göstererek panik atak ve anksiyete gibi sorunların belirtilerinin en aza indirgenmesini sağlar. Papatya kalsiyum ve magnezyum açısından zengin bir kaynaktır. Panik atak şiddetinin oldukça azalmasını hatta krizin önlenmesini sağlayabilir.

– 2 çay kaşığı kurutulmuş papatya çiçeği bir fincan sıcak suyun içerisine eklenir. 10 dakika kadar demlenmesi beklenir. Eğer tadı güzel değilse içine bal eklenerek içilebilir. Panik atak, anksiyete ve benzeri sorunların neden olduğu gerginliği yok etmek için bu hazırlanan papatya çayından günlük olarak İki fincan içmek yeterlidir.

– Günlük olarak belirli dozda papatya özü takviyesi de kullanılabilir. (400-1600 mg). Uygun doz için doktora danışmak gerekir.

Not: Papatyanın içerisindeki bileşenler çok kuvvetli olduğundan dolayı kişi üzerinde olumsuz etkilere de yol açabilir. Bu etkiler alınan doza bağlıdır. Bu yüzden papatya çayının günde 2 fincandan fazla içilmemesi çok önemlidir. Takviye tabletler kullanılacaksa da asla doktorun söylediği doz aşılmamalıdır.

3 – Panik atak iyi gelen bitkiler: Kediotu

Panik atak için kullanılabilecek bir başka popüler bitkisel tedavi ürünü kediotudur. Sinirlerin gevşemesine ve kişinin sakinleşmesine yardımcı olur. Yurtdışında yapılan araştırmaların sonuçları, kediotundaki bileşenler panik atak belirtilerini azaltmaya doğrudan yardımcı olduğunu kanıtlamaktadır. Ayrıca uykuyu teşvik edici özelliği de vardır.

– 2 çay kaşığı kıyılmış kediotu kökü geniş bir kâsedeki soğuk suda 8 – 10 kadar saat ıslatılır. Su bu şekilde kediotu bileşenlerini içine almış olur. Gün boyunca bu su yudumlanarak içilir ve o gün içinde bitirilir.

– Alternatif olarak, 400 – 900 mg dozlarında kediotu özünü yatmadan bir kaç saat önce almak gerekir. Kişiye göre uygun dozu belirlemek için mutlaka doktora danışılmalıdır.

Not: Kediotunun düzenli olarak dört haftadan fazla alınması kişinin sağlığına zararlıdır. Ayrıca, hamile ve emziren annelerin bu otu kullanmaktan kaçınması gerekir.

4 – Panik atak için bitkisel kür: Ginseng

Bir adaptogen olarak görev yapan ginseng panik atak krizlerinin tedavisi için kullanılabilir. Vücudun olaylara tepkisini ve stresler yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olur. Bu şekilde panik atak krizinin önüne geçilebilir. Bunun yanı sıra diğer anksiyete ve benzeri sorunlar ile başa çıkmak için de ginseng kullanılabilir. Ayrıca, sinirler üzerinde de rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.

– 3 su bardağı su içine 5 – 8 adet kadar ince dilim şeklinde ginseng eklenir. Düşük ateşte 15 dakika kadar kaynatılır. Eğer tadı beğenilmezse içerisine 1 çay kaşığı bal eklenerek de tüketilebilir. Güçlü etkileri nedeniyle günlük olarak 3 fincandan fazla içilmemesi gerekir.

– Ginseng takviyeleri de mevcuttur. Doktora danışılarak uygun dozda kullanıldığı zaman panik atak krizlerinin önüne geçilmesi mümkündür.

Not: Yüksek kan basıncı için ilaç kullanılıyorsa ginseng tüketmekten kaçınmak gerekir.

5 – Panik atak için sıcak banyo

Sıcak su ile duş almak da kişinin rahatlamasına yardımcı olabilir. Panik atak krizlerinin hızlı bir şekilde son bulmasını sağlayabilir. Sıcak su kan damarlarını genişleterek kan akışını hızlandıracağı için vücudu dinçleştirir ve bununla beraber kişinin rahatlayarak gevşemesini sağlar. Bu özelliği panik atak krizlerinin geçmesini sağlar.

– Sıcak su dolu bir küvetin içine birkaç damla lavanta yağı, papatya yağı ya da gül yağı eklenerek güzelce karıştırılır.

– Ayrıca jojoba yağı gibi bazı taşıyıcı yağlar da eklenebilir.

– Bu rahatlatıcı banyonun içinde 15 – 20 dakika kadar beklenmesi gerekir.

– İçerisindeki yağların ve suyun sıcaklığının verdiği etki ile vücut rahat ve kişi sakinleşir.

6 – Panik atak masaj uygulaması

Masaj yaparak vücudu rahatlatmak da kişideki panik atak krizinin ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Güzel koku üreten bitkilerin (aromatik bitkilerin) yağları (esansiyel yağlar) rahatlamayı teşvik etmesi için kullanılır. Bu yağlar ile vücudun özellikle göğüs ve ayakaltı bölgelerine yapılan masajlar kişinin rahatlamasına ve varsa panik atak krizinin geçmesine yardımcı olur.

Bu amaçla kullanılabilecek yağlar şu şekilde sıralanabilir:

– Susam

– Zeytinyağı

– Hindistan cevizi yağı

Karpuz Neye İyi Gelir: Karpuzun Faydaları

karpuzun faydaları

karpuzun faydaları

Karpuz neye yarar?

Karpuz insanların yaz aylarında yemeyi sevdiği gıdaların en başlarında gelir. Bunun en önemli nedeni yaz ayındaki güneşin vermiş olduğu harareti alarak kişiyi ferahlatmasıdır. Lezzetli ve susuzluğu gideren bir meyvedir. Zengin içeriği ve doyurucu özelliği de kişinin sağlığı açısından oldukça önemli ve faydalıdır.

Karpuzun içinde neler var?

Karpuzun içerisinde bulunan besin maddeleri şu şekilde sıralanabilir:

– Karbonhidrat

– Protein

– Lif

– C vitamini

– A vitamini

– B vitamini

– B kompleks vitaminleri

– Demir

– Kalsiyum

– Magnezyum

– Potasyum

– Fosfor

– Organik asitler

– Doğal şekerler

Karpuzdaki bol su içeriği kişiyi yaz aylarında susuz kalmaktan kurtarır. Aynı zamanda lezzetli içeriği sayesinde yenmesi de zevkli bir meyvedir.

Karpuz ne işe yarar: Karpuzun yararları:

1 – Karpuz tansiyonu düşürür mü?

Karpuz yüksek kan basıncının kontrol edilerek dengelenmesine yardımcı olabilir. Karpuzdaki potasyum, magnezyum ve amino asitler damar sağlığının korunmasında oldukça etkilidir. Skleroz ile beraber kan akışının hızının ve içeriğinin düzenlenmesini sağlar.

Karpuzdaki uygun elektrolit ve asit-baz dengeleri, yüksek tansiyon riskini azaltmaya yardımcı olur. Vücudun kan basıncı dengesini korur.

Karpuzun önlediği kan basıncı ile ilgili hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:

– Depresyon

– Anksiyete

– Yersiz stres hali

– Hipertansiyon

– Hipotansiyon

Bir amerikan dergisinin yayınlandığı Florida Eyalet Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yapılan bir araştırmaya göre karpuz tüm bu hastalıkların şiddetini ve belirtilerini önemli ölçüde azaltabilir.

Yüksek tansiyon muzdarip kişiler kan basıncını kontrol altında tutmak için her gün 1 bardak karpuz suyu içmelidir.

2 – Karpuz yağ yakar mı?

Karpuz kalori, yağ ve kolesterol açısından oldukça zayıf bir besindir. Bu da onu mükemmel bir diyet besini haline getirir. Kilo vermek isteyen kişilerin mutlaka beslenme planlarına karpuz eklemesi gerekir. Kişinin kilo vermesine yardımcı olan maddenin adı citrulline olarak bilinir. Bu madde vücuttaki yağları yakarak vücuda enerji sağlar. Kilo vermek isteyenler için çok önemli bir maddedir.

Tabii ki bu etkileri aynı zamanda kalp ve damar sağlığı açısından önemlidir. Çünkü kilo alan kişilerin risk taşıdığı en önemli konu kalp damar sağlığıdır. Hele ki kısa bir dönemde hızlı bir şekilde kilo alan kişilerin kalbi başta olmak üzerine birçok organın etrafı kalın yağ tabakaları ile çevrelenir. Bu da kişinin organlarının düzgün çalışmasına engeller ve herhangi bir anda kalbin durmasına neden olabilir.

Tabi ki aynı zamanda vücudun su ihtiyacını karşıladığından doygunluk hissi yaratması da kişinin kilo vermesine yardımcı olan bir özelliktir. Bu özellikleri nedeniyle diyetisyenlerin kilo verdirmek için yaptıkları beslenme planlarına ilk ekledikleri meyvelerdendir. Karpuzun beslenme planlarındaki yeri genellikle aperatif öğünlerdir.

3 – Karpuzun vücuda faydaları: Vücudu nemlendirir:

Susuz olan vücudun su ihtiyacını karşılamasına yardımcı olur. Karpuzun içeriğinin % 90’ı sudur. Bu su vücut dokularının ve organların su ihtiyacını karşılayarak elektrolit durumlarını dengeler.

Ayrıca temel rehidrasyon tuzlarının neden olduğu cildin hidrat ve dehidratasyon seviyelerini büyük ölçüde azaltmaya yardımcı olur.

Bu rehidrasyon tuzları şu şekilde sıralanabilir:

– Kalsiyum

– Magnezyum

– Potasyum

– Sodyum

Aberdeen Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2009 yılında yapılan bir çalışmada vücuda gerekli olan tuzların, minerallerin ve diğer besin maddelerinin büyük ölçüde karpuzdan karşılanabildiği kanıtlanmıştır. Hatta yüksek su içeriğinin de olması nedeniyle belirli sayıda karpuzla uzun süre yaşanabileceği iddiası ortaya atılmıştır.

Sıcak yaz günlerinde, günlük su ihtiyacının çoğu 1 ya da 2 bardak karpuz suyu içerek karşılanması oldukça sağlıklı olur.

4 – Karpuz göz sağlığını geliştirir:

Karpuzun içindeki besin maddeleri göz sağlığı için son derece etkilidir. Vücutta A vitaminini beta-karotene dönüştürülerek kullanılır. Karpuz A vitamininin dönüşmüş hali olan beta-karoten açısından oldukça zengin bir kaynaktır. Beta-karotenin vücutta kullanıldığı alan göz sağlığıdır. Bu şekilde karpuz tüketilmesi göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.

A vitamini ile birlikte likopen de gözün retina pigmentlerini üreten yardımcı bir maddedir.

Karpuzun bu özellikleri sayesinde tedavisinde yardımcı olduğu göz hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:

– Makula dejenerasyonu

– Gece körlüğü

– Göz damarlarındaki gevşeme ve çatlamalar

Ayrıca, C vitamini, lutein ve zeaksantin gibi birçok besin maddesi sayesinde gözü çevreden bulaşabilecek enfeksiyonlara karşı korur.

Her gün 1 bardak karpuz suyu içmek bu etkilerin elde edilmesi için yeterli olacaktır.

5 – Karpuzun böbreklere faydası

Doğal bir idrar söktürücü olan karpuz böbrekler için son derece yararlıdır. Vücuttaki zararlı toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Bu sayede karaciğer temizlenir, böbrek fonksiyonları uyarılır ve kandaki ürik asit miktarı azaltılır.

Karpuz karaciğer işlevindeki amonyağın ayrıştırılmasına yardımcı olur. Elde edilen atık böbrekler üzerindeki yük kolaylaştırır. Vücuttaki fazla sıvılardan kurtulmayı kolaylaştırır ve proteinin tamamen sindirilmesine yardımcı olur.

Ayrıca böbrek iltihabını büyük ölçüde hafifleterek böbrek taşı riskini azaltır.

Normalden daha az idrar üreten ya da idrar atımı sırasında zorlanan kişilerin karpuz tüketmesi idrar sorununun ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Not: Gelişmiş böbrek hastalıkları olan kişiler karpuz tüketmekten kaçınmalıdır.

6 – Karpuzun sağlığa faydaları: Kişinin ruh halini destekler

Karpuz kişinin depresyon, anksiyete ve benzeri ruh bozukluklarının iyileşmesine yardımcı olur. Yüksek B6 vitamini içeriği ile kişinin sakinleşmesi sağlanır. Ruh sağlığından sorumlu bazı nörotransmitter maddelerin sentezini sağlayan önemli temel enzimler içerir.

Ayrıca, yüksek C vitamini içeriği sayesinde serbest radikallere karşı vücudu korur. Karpuzun vücut sağlığına kattığı etkiler şu şekilde sıralanabilir:

– Serbest radikallerin hasarına karşı korur

– Bilişsel gerileme riskini azaltır

– Sinirlilik ve depresyon hallerine karşı kişiyi rahatlatır

– Ruh dengesinin iyileşmesini sağlayacak hormonal etkiler gösteren bileşenler içerir.

Her gün birkaç dilim karpuz yiyerek stresi azaltmak ve anksiyete, depresyon gibi hastalıkların belirtilerini hafifletmek mümkündür.

7 – Karpuz kalp krizini önlüyor: Karpuz kalp sağlığı için gereklidir.

Karpuz tüketen kişilerin kalp sağlığı gelişir. İçerisindeki bileşenler ile kalp hastalıkları ile mücadele edilmesin yardımcı olur. Bunun için sağladığı en önemli etki potasyum depolanmasını teşvik etmektir.

Ayrıca içerdiği citrulline ve arginin adındaki aminoasitler ile arterlerdeki kan akışını ve genel kardiyovasküler işleyişini güçlendirir. Uzmanlar tarafından dünya çapında yapılan araştırmaların sonuçlarına göre karpuzdaki bu iki aminoasidin kalp ve damar sağlığına iyi geldiği kanıtlanmıştır.

Kalp ve damar sağlığını korumanın yanı sıra kolesterol düzeyini dengede tutmayı sağlayan içerikleri şu şekilde sıralanabilir:

– Likopen

– Beta-karoten

– C vitamini

Sağlıklı bir kalbe ve damarlara sahip olmak için etkili olan karpuz antioksidan açısından zengin ve yağ ve kolesterol açısından düşük bir besindir. Bu özellikleri sayesinde vücudun tüm ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayabilir.