Papatya Çayı Neye İyi Gelir: Papatya Çayının Faydaları Nelerdir?

 

papatya çayı faydaları

papatya çayı faydaları

Dünyanın neredeyse her yerinde yetişen ve faydaları ile kıyaslandığında oldukça mütevazi bir bitki olan papatyadan elde edilen papatya çayı bir çok hastalığa ve rahatsızlığa adeta şifa dağıtan mucizevi bir bitki çayıdır. Eski Yunan, Mısır ve Roma medeniyetlerinde papatya çayının şifa amacıyla değişik hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. İçerisinde bulundurduğu çok sayıda şifavi madde nedeniyle papatya çayı, bir çok değişik alternatif tıp uygulamasında kullanılmaktadır. Aşağıdaki yazıda Papatya Çayının Faydaları ve kullanımı ile ilgili ilginç bilgileri sizlerle paylaşacağız.

Papatya çayında esansiyel yağlar, tanin, flavonoidler, acı ve aromatik bitkisel bileşikler,organik asitler,resin ve inulin bulunur. Bu organik bileşikler sadece bitkinin çiçeğinde değil, kökünde ve gövdesinde ve hatta yapraklarında da bulunur.

Papatya çayı hem yangı ve iltihap giderici hem de damar büzücü etkisi nedeniyle özelikle bronşit ve soğuk algınlığı ve de üst solunum yolu hastalıklarına bitkisel çözüm sunmaktadır.

1. Yara ve kesikleri iyileştirmek için Papatya Çayı: – Bu çay eski yunanlılar tarafından savaşta kılıç ve ok yaralarının iyileşmesini hızlandırmak için kullanıldığı bilinir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda yaranın olduğu gibi iyileşmeye bırakılması veya papatya çayı ile pansuman yapılması arasındaki iyileşme hızındaki fark incelenmiş ve papatya sürülen yaralı bölgenin daha hızlı iyileştii görülmüştür. Ayrıca hafif yanıkların iyileşmesinde de önemli ölçüde tedavi edici etki oluşturmaktadır. Bunun en önemli nedeni ise Papatya bitkisinin anti-inflamatuar, antimikrobiyal ve antioksidan etkileri olmasıdır.

2. Papatya Çayı Şeker Hastalığına Bitkisel Çözümdür: – Bazı araştırmalar Papatya’nın şeker hastalığına yakalananlarda bitkisel çözüm sunarak hastalığın tedavisine yardımcı olabileceğini göstermiştir. Ayrıca hiperglisemi adı verilen kanda yüksek düzeyde kan şekeri rahatsızlığını tedavi edip kan şekerinin düşürülmesine de yardımcı olur.
3. Papatya Çayı Antibakteriyal ve Mikrop Kırıcıdır – Papatya çayını içmek soğuk algınlıklarını önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir. Bunun nedeni ise papatya çayının mikrop öldürücü ve antibakteriyel etkileri, bakteriyel hastalıklara ve enfeksiyona karşı koruma sağlarken soğuk algınlıklarını önlemeye ve tedavi etmeye yardımcıdır.

4. Kas Spazmlarına İyi Gelir – İngiltere’den yapılan bir araştırmada, papatya çayı içildiğinde kas spazmlarını dengeleyen bir bileşim olan glisinin idrardaki seviyesinin yükseldiği tespit edilmiştir. Araştırmacılar, bu nedenle papatya çayın menstrüel krampların etkili bir bitkisel çözüm olduğuna inanmaktadırlar.

5. Mide Ekşimesine İyi Gelir – Papatyanın yukarıda sayılan faydalarına ek olarak, bu bitki çayı mide ekşimesini geçirmesi nedeniyle mideyi yatıştırmak amacıyla da kullanılan bir bitkidir. Papatya, iyi bir kas gevşetici olduğu için mide kasları ve bağırsak çeperlerini gevşetmede kullanılır. Bu nedenle sindirim yetersizliği ve hatta irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim sorunları çekenler için kesin bitkisel çözümdür.
6. Uyumayı Sağlar – Papatya çayı, sinir sistemini rahatlatarak daha iyi uyumanızı sağlar. Papatya çayı uykusuzluk için yüzyıllar boyunca bir doğal çözüm olarak kullanılmıştır. Papatya çayı baş ağrısı şikayetlerini de azaltır ve teskin edici etki sağlar.
7. Doğal Hemoroit Tedavisi – Papatyadan elde edilen papatya merhemi hemoroide iyi gelmekte ve hemoroid ağrısını rahatlatmaya yardımcıdır.
8. Kanserle Savaşır – Papatya çiçeği kanserli hücreleri yok eder ve kanserin yayılmasına engel olur. Bu yönüyle kanser tedavisine yardımcı bir bitki çayıdır. Son zamanlarda papatya çayının kanser hücrelerinde küçültme yaptığı ve kanseri durdurmakla kalmayıp yok ettiği de görülmüştür. Bununla ilgili bilimsel çalışmalar devam etmektedir.
9. Cilt bakımı için papatya çayı- Papatya çayı antienflamatuar ve anti-septik özellikleriyle egzama, sivilce, akne ve alerjik hastalıklar gibi cilt sorunlarını gidermeye yardımcı olur. Yani papatya çayı alerjiye iyi gelir mi sorusunun cevabı evettir. papatya çayı cildi beyazlatırmı? Özellikle koltukaltı kararması, dirsek kararması ve cilt lekeleri gibi cilt sorunları olan bölgelere papatya çayı masajı yapılması önerilir. Zamanla cilt beyazlatıcı ve cilt rengini açıcı etkisini göreceksiniz. Eski mısırda Kleopatra nın cildinin rengini açmak için papatya çiçeği süt karışımı banyolarının meşhur olduğu bilinir.

10. Papatya çayı zayıflatırmı Papatya çayının hoş kokusu ve mide bağırsak düzenleyici etkisi, hazmı düzenlemesi nedeniyle özellikle yeşil çay diyeti gibi diyetlerde alternatif zayıflama çayı olarak kullanılabilir.

10. Papatya çayı adet söktürürmü: Papatya çayında bulunan doğal östrojenler hem adet söktürmek hem de adet düzensizliği olan kadınlarda adeti düzene sokmak için kullanılabilir. Bunun için günde 3 kez sabah, öğle ve akşam papatya çayı içmek yeterli olacaktır. papatya çayı adet geciktirirmi? Adet söktürücü etkisi olan papatya çayının adeti geciktirici herhangi bir özelliği tespit edilmiş değildir.

Papatya çayı iştahı açarmı?

Papatya çayının özellikle kilo alma sorunu olan kişilerde sabahları tüketildiğinde öğle ve akşam yemekleri için iştah açıcı etkisi vardır. Bu nedenle gerekirse öğünlerden 1 saat ila 45 dakika öncesinden içilecek bir fincan papatya çayı, tüketilecek besinlerden alınacak protein, yağ, karbonhidrat ve vitamin minerallerin mide ve bağırsaklarda daha iyi sindirilmesine yardımcı olur.

Kuru papatyada bulunan tentürler ve uçucu yağlar nedeniyle bitkisel kürler arasında neredeyse en kolayı ve en sık kullanılan çaydır. Karın rahatsızlıkları, kas spazmları ve uykusuzluk gibi bir çok şikayeti iyi etmek için bir bardak su içerisine yaklaşık bir çorba kaşığı kurutulmuş papatya atılması yeterlidir. Veya kaynar vaziyette suyu kurutulmuş papatya üzerine dökerek ve yaklaşık 5 dakika kadar demlemeye bırakarak tüketime hazırlanması mümkündür. Ardından suyun içerisindeki papatya çıkartılarak sıkılır ve içime hazır hale getirilir. Papatya tek başına kullanılabileceği gibi lavanta, fesleğen gibi bitki çaylarıyla karıştırılarak kullanılabilir.

Papatya Çayı Günde Kaç Bardak İçilmeli?

Papatya çayı içerken özellikle anemi, demir emilimi sorunu olan kişilerin günde 3 fincan (büyük bardak) ile tüketimi sınırlamalarında fayda vardır. Sağlıklı bireylerin günde 5-6 bardak papatya çayı tüketmelerinde herkangi bir beis yoktur. papatya çayı aç mı tok mu içilir? Bu tamamen papatya çayının hangi amaçla içildiğine bağlı olarak değişir. Kilo alma haricinde papatya çayının tok içilmesi faydalı ve hatta gereklidir.

Evde Bitkisel Göz Altı Torbası ve Kırışıklığı Kremi Tarifi

göz altı torbası ve kırışıklığı için bitkisel krem

göz altı torbası ve kırışıklığı için bitkisel krem

Göz altı bölgesinde oluşan torbacıklar ve morluklar bazen aşırı tempo, yanlış beslenme, stres, sıcak iklim, uykusuzluk gibi nedenlerle ortaya çıkabilirken çoğu kişide ise genetik etkenler nedeniyle hiç bir dış etken olmaksızın görülebilir. Göz altındaki sarkmalar, torbalar ve göz altı morlukları herşeyden önce hem kadın hem de erkekler için oldukça ciddi bir estetik görünüm sorunu oluşturur. Bu sorunu aşmak için ise ev yapımı doğal yöntemler doğru uygulandığında kesin ve kalıcı etki verebilir. Yakın bir arkadaşımın 6 aylık kullanım sonrasında göz altı torbaları ve morluklarından kalıcı ve kesin bir şekilde kurtulduğu Hindistan cevizi yağı ve lavanta kremi uygulamasını sizlere de öneriyorum. Şahsen ben de denedim ve sadece göz altı bölgesine değil tüm yüzüme uyguladım. 3 aylık kür sonunda cildim aynı hindistan cevizinin içi gibi bembeyaz, ve pırıl pırıl oldu. Bunda hindistan cevizi yağı içerisinde bulunan antioksidan maddeler, lavantada da bulunan uçucu yağ asitleri, vitaminler ve minerallerin etkisi oldukça yüksektir. Lavanta, tüm cilt tiplerine mükemmel uyum sağlayan ve anti-inflamatuar özellikleri ile sivilce, kırışıklıklar, sedef, egzama, derin kırışıklıklar, yara izleri, güneş yanığı, kepek, deri döküntüsü ve böcek ısırmaları gibi çeşitli cilt problemlerini iyileştirmeye yardımcı olduğu için bitkisel göz altı kremi tarifinde kullanılabilecek  mükemmel bitkisel iksirdir. İsteyenlerin ekleyebileceği diğer iki bitkisel yağ ise yaşlanmayı yavaşlatıp cildi gençleştirmeye yardımcı olan pırasa yağı ve cilt hücrelerinin çoğalmasını hızlandıran Turnagagası yağı olacaktır. Bu yağların türkyede bulunması biraz zor olabilir. Alternatif yağlar da kullanılabilir. Argan yağı gibi.

Peki bu mucize göz altı kremi nasıl yapılır bir öğrenelim.

Ev yapımı Göz Altı Kremi ve Göz Makyajı Temizleyici

Gerekli Malzemeler:

Yarım fincan organik saf  hindistancevizi yağı
1 adet Vitamin E kapsülü
3-4 damla Lavanta yağı ve pırasa tohumu yağı
Kapsülü delmek için çatal iğne
Küçük lens kabı

Yapılışı

Hindistancevizi yağını 15 saniye boyunca küçük bir kap içerisinde mikrodalgaya koyun. Bu yağı sıvı hale getirmek için gereken tek şey bu. (Veya küçük bir tencere veya cezvede düşük sıcaklıkta birkaç dakika da ısıtılabilir.)

Sıvılaştırılmış hindistan cevizi yağını lens kutusu içerisine koyun. Ben kullanım kolaylığı açısından lens kutusu seçtim. Sizler bir çay altı tabağı da kullanabilirsiniz.

Daha sonra bir tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı üzerine bir kapsül içindeki sıvı vaziyetteki e vitamini karışımını dökün.Kapsülü parçalamamak için çataliğne yardımıyla küçük bir delik açarak bu işlemi yapabilirsiniz. En sonunda da bir iki damla lavanta yağı veya pırasa tohumu yağı ilave edin ve 5 dk kadar karıştırın. Elde ettiğiniz bu karışımı geceleri yatmadan evvel göz altı  bölgesine sürün. Özellikle yoğun göz makyajı yapan kişilerin de bu karışımı kullanmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Zira yoğun göz makyajı göz çevresini zamanla harap eder ve yüzünüzün diğer bölgelerine nazaran daha yaşlı bir görünüm sergilemesine neden olur.

Ürik Asit Nasıl Düşürülür: Ürik Aside İyi Gelen Yiyecekler

ürik aside iyi gelen yiyecekler

ürik aside iyi gelen yiyecekler

Ürik asit yüksekliği nelere sebep olur?

Hyperuricemia adı da verilen kandaki ürik asit düzeyi yüksekse bunun nedeni ürik asidin vücuttan atılım bölgesi olan böbreklerin düzgün çalışmaması olabilir.

Şiddetli artrit, böbrek taşları ve böbrek yetmezliği gibi sorunlar ürik asit düzeyinin birikmesine yol açabilir. Yapılan son çalışmalarda kandaki ürik asit düzeyinin hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları nedeni ile ilişkili olabileceği de kanıtlanmıştır.

Ürik asit kaç olmalıdır: Normal ürik asit düzeyleri şunlardır:

– Erkeklerde: 3.4 – 7.0 mg/dL

– Kadınlarda: 2.4 – 6.0 mg/dL

Değerler farklı laboratuvarlarda değişiklik gösterebilir.

Yüksek ürik asit düzeyine katkıda bulunabilen bazı faktörler vardır. Pürinlerin emilim eksikliği ürik asit birikimine yol açabilir.

Ürik asit neden yüksek çıkar?

Ürik asit birikimine neden olabilecek başlıca faktörler şu şekilde sıralanabilir:
– Pürin miktarı yüksek gıdaların tüketilmesi

– Aşırı alkol tüketimi

– Böbrek yetmezliği

– Obezite

– Hipotiroid

– Genetik faktörler

– Asidoz

– Diyabet ve benzeri endokrin üretimini etkileyen metabolik koşullar ve hastalıklar

– Bazı kanser türleri

– Kemoterapi tedavisi

– Diüretikler ve benzeri ilaçlar

Ürik asit birikiminin geçici olduğu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

– Egzersiz

– Oruç

– Yanlış beslenme planı

Ürik asit nasıl azaltılır: Ürik asit yüksekliği bitkisel tedavisi:

Ürik asit birikimin önlenmesi için uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

1 – Ürik asit için elma sirkesi

Doğal temizleyici ve detoxifier olarak elma sirkesi, ürik asit gibi atıkları vücuttan atılmasına yardımcı olabilir. Besinleri sindirmek ve elde edilen ürik asidi ortadan kaldırmak için gerekli olanlardan en önemlisi malik asittir. Elma sirkesi de vücudun alkali asit dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur. Kişiye anti-enflamatuar ve antioksidan faydalar sağlar.

– 1 çay kaşığı elma sirkesi (mümkünse organik elmadan yapılmış sirke) 1 bardak suyun içine eklenir ve iyice karıştırılır.

– Bu karışım günde 2 ya da 3 defa tüketilmelidir.

Yavaş yavaş elma sirkesi miktarı arttırılabilir ve 2 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Bu şekilde ürik asit birikimi minimum seviyeye indirilebilir.

Not: Elma sirkesi vücuttaki potasyum düzeyini düşebileceğinden doktor kontrolü olmadan çok fazla elma sirkesi tüketilmemesi gerekir. Ayrıca fazla kullanılmasında idrar söktürücü ilaçlar ile aynı etkiyi gösterebilir.

2 – Ürik asite iyi gelen besinler: Limon suyu

Limon suyu vücut normale göre çok daha asidik bir ortam haline getirir. Ürik asit birikimini engelleyecek bir alkali etkisi üretir ve ürik asit bu şekilde nötralize edilmiş olur. Ayrıca içerisinde C vitamini de ürik asit düzeyini düşük halinde korumaya yardımcı olur.

– 1 bardak ılık su ile 1 limonun suyu sıkılarak güzelce karıştırılır. Sabah aç karnına bu karışımın içilmesi gerekir. En az 2 hafta boyunca bu tedaviye devam edilmelidir.

– Ayrıca C vitamini takviyeleri de alabilir. Kişinin metabolizması açısından uyguluğu ve bu doğrultuda uygunsa dozunun ne kadar olması gerektiğine doktora danışarak karar verilmesi gerekmektedir.

3 – Ürik asite iyi gelen yiyecekler: Kiraz

Kiraz ve çileğin içerisindeki bileşenler ürik asit seviyelerini azaltmaya yardımcı olan kimyasallar içerir. Ayrıca genel olarak söylenebilecek şey; mor ve mavi renkli meyvelerin daha düşük ürik asit birikimi sağlayacağı ve aynı zamanda inflamasyon ve sertliği azaltacağıdır. Bunu içerisindeki çokça bulundurdukları antosiyanin olarak adlandırılan flavonoidler ile sağlar.

– Birkaç hafta boyunca günde yarım fincan kiraz tüketilmesi yeterli olacaktır. Ayrıca dört hafta boyunca bu meyvelerinin herhangi birinin suyundan günde 1 bardak içmek de etkili olabilir.

– Beslenme planına eklenebilecek C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler şu şekilde sıralanabilir:
* Yaban mersini

* Çilek

* Domates

* Biber

4 – Ürik asit düşürmek için ne yapmalı: Karbonat

Karbonat da içerisindeki bileşenler doğrultusunda ürik asit birikiminin engellenmesine yardımcı olabilir. Tabii ki karbonat ile yapılan gıdaların tüketilmesi az da olsa etkili olabilir ancak karbonat ile hazırlanan özel karışımlar sorunun çözülmesi açısından oldukça önemlidir ve hızlı etki eder.

– Yarım çay kaşığı karbonat 1 bardak suyun içine eklenerek karıştırılır.

– Bu karışım 4 saat arayla günde 2 kez içilmelidir. Tedaviye 2 hafta boyunca devam edildiğinde sorundan tamamen kurtulmak mümkündür.

5 – Su

Bol miktarda su tüketimi ürik asit üretiminin azaltılmasına yardımcı olur. Su tüketimi vücuttaki ürik asitin seyreltilmesi ne sağlar ve idrar yolu ile böbreklerden atarak vücudun temizlenmesini sağlar.

Ayrıca düzenli olarak yapılan su tüketimi gut hastalığı riskini en aza indirir. Romatoloji Amerikan Koleji nin 2009 da yaptığı araştırmalar sonucunda günde 5 ila 8 bardak arasında su tüketiminin gut hastalığını kısa bir sürede ortadan kaldırdığı görülmüştür.

Günde en az 8 10 bardak su tüketimi oldukça önemlidir. Suyun yanında gün içinde ayrıca taze meyve ve sebze suyu da tüketilmelidir.

6 – Ürik asit yüksekliğinde ne yemeli: Pürin diyeti

Pürin tüketiminden kaçınılmalıdır.

Pürinler azot içeren bileşiklerdir. Bu azot bileşikleri ürik asit düzeyinin vücutta artmasına neden olur. Pürinler genel olarak hayvansal gıdalarda daha fazla bulunmaktadır. Bu nedenle et ve organlar gibi hayvansal proteinlerden kaçınması gerekir. Bunun dışında baklagiller mantar kuşkonmaz ve fasulye gibi sebzelerde de pürin oranı yüksektir. Bununla bağlantılı olarak birada da pürin oranının yüksek olduğu görülmektedir.

7 – Ürik asit hastaları ne yemeli: Yüksek lifli gıdalar ve nişastalı karbonhidrat

Yüksek lifli gıdalar ürik asitin emilmesini sağlar ve vücuttaki ürik asit düzeyini azaltır. Aynı zamanda nişasta ve karbonhidrat içeren yiyecekler ile vücuttaki ürik asit düzeyi azaltılabilir. Tahıllar elma armut portakal ve çilek yüksek lifli gıdalardan birkaçıdır. Nişastalı karbonhidrat ise pirinç tam buğday makarna patates yulaf ve muz gibi gıdalarda bulunmaktadır.

Doğru beslenme gut hastalığı tedavisinde önemli bir adımdır. Bunun dışında yeşil çay tüketimi de oldukça önemlidir. Yeşil papaya anti-inflamatuar özelliği ile vücutta ürik asit düzeyini düşürürken alkalin düzeyinin korunmasını sağlar.

8 – Süt ve süt ürünleri

Az yağlı süt ve süt ürünleri ürik asit ile ilişkili olan gut hastalığı riskini azaltır. Orotik asit içeriği ile yağsız süt, böbreklerde ürik asit üretiminin azaltılmasına yardımcı olur. Bu nedenle her gün 5 bardak yağsız süt ve az yağlı süt ürünlerinin tüketimi oldukça önemlidir.

9 – Ürik asit için şifalı bitkiler: Buğday çimi suyu

Buğday çimi suyu azalan alkalinin düzeyinin vücuda yeniden yüklenmesine yardımcı olur. C vitamini klorofil detoksifikasyon fitokimyasallar bakımından zengin olan buğday çimi, hayvansal proteinlerin yerini alarak protein ve amino asit sağlar.

Ürik asit düzeyi azaltılana kadar her gün limon suyuna bir kaşık buğday çimi suyu eklenir ve içilir.

 Yapılması gerekenler:

– Vücudun ürik asit üretiminin ortadan kaldırılması için alkol tüketiminin azaltılması gerekir.

– Ürik asit düzeyinde artışa engel olmak için yüksek glikoz ve fruktozlu besinlerden kaçınılmalıdır.

– Yağ dokularının ürik asit üretimini artırdığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı beslenilmesi gerekmektedir.

– Doğru karbonhidrat ve protein değerlerine sahip besinler ve düzenli diyet yapılmalıdır. Beyaz ekmek, pasta ve şekerleme gibi yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Yüksek yağlı gıdalar ürik asit üretimini artırmaktadır.

Kusmaya Ne İyi Gelir: Kusma için Bitkisel ve Doğal Çözümler

kusmayı engellemenin yolları

kusmaya iyi gelen bitkiler

Kusma neden olur?

Kusma sindirim sorunları nedeni ile oluşur. Midenin kasılması ile karakterize olan kusma kimi zaman rahatlatıcı olsa da sık sık yaşanıyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir. Kusma aslında bir belirtidir. Yani kusmanın arkasında muhakkak bir şekilde kusmaya neden olan mide üşütmesi, bozuk gıda tüketimi, ülser, reflü vb. bir rahatsızlık veya hastalık etkeni vardır. Aşağıda sizlerle paylaşılan bitkisel kusma tedavileri de bu rahatsızlıklar arasında en sık görülenleri yatıştırmak için kullanılan doğal bitki çayları ve sularından ibarettir.  Peki kusmayı önleyen yiyecekler ve bitkiler hangileridir?

 

Kusmaya ne iyi gelir: Kusma için bitkisel çözüm

1. Kusmaya iyi gelen bitkiler: Rezene:

– Rezene tohumu kusmayı engellemek için kullanılan en yaygın çözümlerden biridir. Rezene tohumu tüketmek sindirime yardımcı olurken aynı zamanda midedeki asidi nötralize eder. Bu da kusmayı önler.

– Kusmayı engellemek için yemeklerden sonra yarım çay kaşığı rezene tohumu çiğnenebilir.

2. Kusmayı önlemek için bitkisel çaylar: Zencefil:

– Zencefil, mide bulantısı ve ishal gibi rahatsızlıklarda kullanılır.

– Küçük bir parça zencefil çiğnenebilir. Zencefil çayı da gün içerisinde tüketilebilir.

– Zencefil ezilir. İçerisine limon suyu ve bir tatlı kaşığı bal eklenir. Bu karışım bir bardak sıcak suya eklenir ve tüketilir.

3. Kusmaya nane limon:

– Nane de kusmayı önlemek için kullanılan çözümler arasındadır.

– Nane çayı bağırsak kaslarını yatıştırır ve mide ya da bağırsakta oluşan spazmodik hareketleri azaltır.

– Bir bardak su içine bir çay kaşığı kuru nane yaprakları eklenir. Karışım yemekten yarım saat sonra kaynatılır ve içerisine biraz limon suyu eklenerek içilir.

4. Kusmaya çözüm: Karbonat:

– Karbonat da etkili çözümler arasındadır.

– Bir bardak suya iki çay kaşığı karbonat eklenerek karıştırılır ve içilir.

5. İshal ve kusmaya çözüm: Papaya:

– Kusmayı engellemek için bir kase kıyılmış papaya tüketilmesi önerilir.

– Papaya sindirim sürecine yardımcı olur ve mide içindeki gaz oluşumunu engelleyen papain enzimi içerir.

6. Kusma için ne yapmalı: Limon suyu:

– Limon, zencefil gibi sindirim süreci için mükemmel bir çözümdür. Bir çay kaşığı limon suyu ile bir bardak suya yarım çay kaşığı karbonat eklenerek tüketilebilir.

– Karılımın yemeklerden 10 dakika sonra tüketilmesi önerilir.

– Her yemekten sonra bir bardak su ile limon suyu ve elma sirkesi karıştırılarak da tüketilebilir. Bu karışım aynı zamanda gaz oluşumunu engeller.

7. Kusmaya iyi gelen baharatlar: Kimyon:

– Eşit miktarda kimyon, kereviz tohumu ve rezene tohumu kızartılır.

– Soğuması beklenir ve karışım çiğnenir. Ardından bir bardak ılık su içilir.

8. Kusmayı  önleyen yiyecek: Kakule:

– Kusma sindirim sisteminde kas spazmı nedeniyle oluşur. Kakule, bu kasılmaları kontrol etmeye yardımcı olarak kusmayı engeller.

– Her yemekten sonra biraz kakule tüketilebilir.

9. Kusmayı önlemenin yolları: Karanfil:

– Karanfilde kusmayı engellemek için kullanılan etkili çözümler arasındadır.

– Sindirim sistemini yatıştırmaya yardımcı olurken gaz üretimini kontrol altına alır.

– Her yemekten sonra bir adet karanfil çiğnenebilir. Karanfil aynı zamanda mide bulantısını mide bulantısını da engeller.

10. Kusmayı önlemek için yoğurt:

– Yoğurt sindirim sürecine yardımcı olur ve irritabl bağırsak sendromu belirtilerini yatıştırır. Kusmayı engelleyen lactobacillus bulgaricus bakteri kültürleri içerir.

11. Kusmayı önleyen içecekler:  Süt:

– Sindirim sürecine yardımcı olan bir diğer besin de süttür.

– Sıcak ya da soğuk süt mide kaslarını rahatlatır ve geğirmeyi kolaylaştırır.

– Büyük bir bardak süt içilebilir.

12. Kusmayı önleyen doğal karışım:

– Sadece biraz limon suyu, su ve karbonat karıştırılarak tüketilebilir. Bu karışım midede gaz üretimini engellerken aynı zamanda mide bulantısını da kontrol altına almaya yardımcı olur.

13. Çay tedavisi:

– Meyveli bitkisel çay ya da yeşil çay gün içerisine birkaç bardak kadar tüketilebilir.

14. Yemek yeme alışkanlıkları:

– Yemek çok hızlı yenmemelidir. Tüm besinler iyice çiğnenmelidir. Aksi takdirde ağır yiyeceklerin hızlı yenmesi mide bulantısına neden olabilir.

– Yemek sırasında içecek tüketirken pipet kullanılmamalıdır. Pipet kullanımı hava yutulmasına neden olur ve mide bulantısını tetikler.

15. Beslenme alışkanlıkları:

– Vücutta biriken aşırı gazın nedeni sağlıksız beslenme olabilir.

– Özellikle süt ürünleri ve haşlama yeşil yapraklı sebzelerin tüketimi önerilir.

– Gazlı içeceklerin tüketilmesi önerilmez.

– Ayrıca sigara kesinlikle içilmemelidir. Sigara içilmesi de bulantıyı tetikleyebilir.

16. Dar kıyafetlerden kaçınmak:

– Sürekli dar elbiseler giyilmesi midede baskı oluşmasına neden olur ve kusma ya da bulantıyı tetikleyebilir. Daha rahat ve bol kıyafetlerin giyilmesi önerilir.

Göz Kaşıntısı Nasıl Geçer: Göz Kaşıntısına Bitkisel Çözüm

göz kaşıntısına bitkisel çözüm

göz kaşıntısına bitkisel çözüm

Göz kaşıntısı neden olur?

Gözlerdeki kaşıntının nedeni genellikle alerjidir. Göz kaşınması ile birlikte öksürme, hapşırma ve boğazda da kaşıntı görülebilir. Kaşıntı sırasında gözlerin ovulması göz içerisinin tahriş olmasına ya da çizilmesine neden olabilir. Bu kaşıntıdan kurtulmak için doktorun önerdiği göz damlalarının ve diğer ilaçların yanı sıra bitkisel ve doğal çözümler de denenebilir. Uygulanabilecek başlıca doğal çözümler şunlardır:

Göz kaşıntısına ne iyi gelir: Göz kaşıntısı için doğal çözüm

1. Göz kaşıntısına ne yapılır: Soğuk kompres:

– Yapılması gereken ilk şey kaşınan gözü biraz soğuk su ile yıkamaktır. Soğuk kaşıntının azalmasına yardımcı olur ve tahrişi önler.

– Soğuk kompres de göz ve göz çevresine uygulanabilir. Temiz pamuklu bir beze birkaç buz küpü konur ve kompres olarak göze uygulanır.

– Bu işlem gün içerisinde gerektikçe birkaç kez yapılabilir.

2. Göz kaşıntısına neler iyi gelir: Salatalık dilimleri:

– Kaşınan gözde tahrişi ve inflamasyonu hafifletmek için salatalık dilimleri de kullanılabilir.

– Birkaç adet salatalık dilimi buzdolabında bekletilir. Soğuduktan sonra gözlere kompres olarak uygulanır. Göz üzerine 10 dakika kadar bekletilmesi yeterli olacaktır.

– Soğuk salatalık gözlerde rahatlatıcı bir etki yaratır ve olası ağrıları hafifletir.

3. Göz kaşıntısını ne geçirir: Çay poşetleri:

– Çay viral ve bakteriyel enfeksiyonlar ile mücadeleye yardımcı olan bioflavonoid içerir. Bu madde etkin bir şekilde göz iltihabını azaltır.

– Nemli bir yeşil çay poşeti ya da siyah çay poşeti birkaç dakikalığına göz üzerinde bekletilebilir. Bu işlem günde 5 ya da 6 kez tekrar edilebilir.

– Eğer gözler şişmişse çay poşeti soğuk su ile nemlendirilmelidir. Çay içinde mevcut tanenli asit kaşınan gözün yatışmasına yardımcı olur.

– Çay ılık halde gözleri yıkamak için de kullanılabilir.

4. Su:

– Bol bol su tüketilmesi önerilir. Gün içerisinde 2 buçuk ya da 3 litre su içilebilir.

– Su tüketimi gözlerin nemli kalmasına yardımcı olurken aynı zamanda kaşıntıyı hafifletir.

5. Göz kaşıntısı ve yanması için soğuk kaşık:

– Metal kaşık bir bardak soğuk su içine konulur ya da buzdolabında bekletilir. Ardından gözler kapatılır ve kaşın göze kompres olarak uygulanır.

– Kaşık ısındığında diğer soğuk kaşıklar uygulanmaya devam edilir.

– Kaşık uygulaması kaşıntı ile birlikte şişliklerin de hafiflemesine yardımcı olur. Aynı zamanda kızarıklıkları da hafifletir.

6. Göz kaşıntısını ne giderir: Cadı fındığı:

– Cadı fındığı göz iltihabı için en etkili çözümler arasındadır.

– Pamuğa ya da temiz pamuklu bir beze biraz cadı fındığı yağı sürülür. Bu bez etkilenen göze kompres olarak uygulanır. Gözlerde oluşan şişlik ve kaşıntının hafiflemesine yardımcı olurken aynı zamanda sıkıştırıcı özellikler içerir.

7. Gözlerdeki kaşıntı nasıl geçer: Aloe vera suyu:

– Aloe vera çok amaçlı bir bitkidir. Alerjik reaksiyon durumlarında acıma varsa, aloe vera bitkisinin yapraklarının suyu sıkılarak kullanılabilir.

– Biraz aloe vera suyu soğuk su ile karıştırılır ve etkilenen alanlara uygulanır. Tahrişi hafifletirken aynı zamanda yatıştırıcı özellikleri vardır.

8. Gözdeki kaşıntı bitkisel çözüm: Dondurulmuş sebzeler:

– Soğuk kompres dondurulmuş sebzeler ile de uygulanabilir. Havluya sarılan donmuş sebze paketi göze kompres olarak uygulanır. 10 dakika kadar bekletildiğinde rahatlama sağlayacaktır.

9. Hint yağı:

– Steril bir damlalık ile % 100 saf Hint yağı alınır. Bir damla kadar etkilenen göze damlatılır.

– Bu işlem günde 3 kez tekrar edilebilir.

– Hint yağı gözleri yatıştırır ve şişlik ile tahrişi azaltmaya yardımcı olur. Aynı zamanda Hint yağının olağanüstü anti enflamatuar özellikleri vardır.

10. Patates:

– Bir adet patates rendelenir ve etkilenen göze yerleştirilir. Bu çözüm inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.

– Patates püre halinde de gözlere uygulanabilir. 15 dakika kadar kapalı göz kapakları üzerinde bekletilir. 3 gün boyunca düzenli kullanıldığında etkili sonuçlar alınacaktır.

Ülser Ağrısı Nasıl Geçer: Ülser Ağrısına Bitkisel Çözüm

ülser ağrısına bitkisel çözüm

ülser ağrısına bitkisel çözüm

Ülser neden olur?

Peptik ya da gastrik ülser olarak da bilinen mide ülseri, mide astarında açık yaraların oluşması durumudur. Midede bulunan asit nedeni ile bu hastalık midede acıma hissine neden olur. Mide ülserine steroid olmayan anti inflamatuar ilaçlar ve aspirin gibi ağrı kesicilerin kullanımı neden olabilir. Mide ülseri enfeksiyona neden olduysa ya da çok sık yaşanıyorsa mide asidini nötralize etmek ve yarayı hızla iyileştirmek için antibiyotik ilaçlar verilebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra mide ülseri belirtilerini hafifletmek ve iyileştirmek için yardımcı olan bitkisel çözümler de kullanılabilir.

Ülsere ne iyi gelir: Ülser için doğal çözüm

– Ülser için ne yapmalı: Flavonoidler

Araştırmalara göre flavonoidler mide ülserleri için etkili bir tedavi yöntemidir. Bu madde birçok meyve ve sebzede doğal olarak zaten bulunmaktadır. Bu nedenle flavonoidler açısından zengin besinler tüketilmesi önerilir. Flavonoid açısından zengin besinler şunlardır; soya fasulyesi, baklagiller, kırmızı üzüm, lahana, brokoli, elma, çilek ve bitkisel çaylar, özellikle yeşil çay. Ayrıca narenciye ve kırmızı şaraptan kaçınılmalıdır. Bu besinler midede oluşan yaraları tahriş edebilir.

– Ülsere iyi gelen bitkiler: Meyankökü

Meyan kökü ülser tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir bitkidir. Yapılan araştırmalarda ülser belirtilerini hafiflettiği ortaya çıkmıştır. Ancak bazı kişilerde belirtileri şiddetlendirebilir. Bu nedenle kişiye uygun olup olmadığı öğrenmek için doktora danışarak kullanılması önerilir.

– Ülsere iyi gelen yiyecekler: Sağlıklı beslenme düzeni

Kızarmış ve yağlı gıdalar gibi bazı gıdalar ülserin daha da kötüye gitmesine neden olabilir. Ayrıca boğazı ve mideyi tahriş edebilir. Yağlı gıdalar obeziteye neden olurken aynı zamanda bağışıklık sisteminin de zayıflamasına neden olur. Vücutta oluşan enfeksiyon ile mücadelenin güçlenmesi için bu tür gıdalar yerine taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Beslenme düzeni içerisinde mutlaka kepekli tahıllara da yer verilmelidir. Özellikle vitamin açısından zengin besinlerin tüketilmesi ülserin iyileşme sürecini kısaltır.

Ülseri tetikleyen yiyecekler:

– Kahve, kafeinsiz kahve de dahil

– Gazlı içecekler

– Baharatlı gıdalar

– Yüksek şeker içeren gıdalar

– İşlenmiş gıdalar

– Tuzlu kırmızı et

– Alkol ve süt-

Alkol ve süt mide astarının daha da tahriş olmasına neden olabilir. Özellikle sütün mide içerisinde koruyucu bir tabaka oluşturduğu düşünülür. Ancak tam tersine bir etki yapar. İçerisindeki kalsiyum ile midede bulunan asidin artmasına neden olur ve mide astarındaki yaralarda yanmayı artırır.

Mide ülserini hafifletmek için meditasyon ne yazık ki doğrudan işe yaramaz. Yani midedeki yaraları yok etmez. Ancak mide ülserine neden olan önemli bir faktörü, stresi azaltmaya yardımcı olur. Tuh sağlığının gelişmesini sağlar ve stresi kontrol altına almada son derece etkilidir.

Düzenli egzersiz de vücudun fonksiyonlarının iyileşmesine yardımcı olurken stresi azaltmayı sağlar. Her gün 30 dakika kadar yürüyüş ya da koşu ve bisiklet gibi egzersizler yapılabilir. Genellikle hafif egzersizlerin yapılması önerilir.

Sigara kesinlikle bırakılmalıdır. İçerisindeki nikotin mide astarında oluşan yaraların daha da büyümesine neden olabilir. Ayrıca sigara mide asidini artırır ve mide de yanma hissinin artmasına neden olur. Eğer kişide mide ülseri varsa mutlaka sigara bırakılmalıdır.

Ülser nasıl anlaşılır: Ülser belirtileri

– Mide ülseri bazı belirtiler gösterir. Karın bölgesinde rahatsızlık ve karın ağrısı, mide ülserinin ilk belirtileridir. Aynı zamanda mide bulantısı, kusma, mide yanması, iştahsızlık ve kilo kaybına da neden olabilir.

– Mide ülseri ağrısı genellikle bıçaklama tipi ağrı olarak tanımlanır.

– Bazı durumlarda ülser kanser nedeni ile oluşabilir. Bu nedenle ülser belirtileri görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmesi önerilir.

Reflü Nasıl Geçer: Reflüye Doğal Tedavi

reflüye doğal tedavi

reflüye doğal tedavi

Reflü neden olur?

Asit reflü yutak kapağının zayıflamasına bağlı olarak ortaya çıkan bir çeşit sindirim sorunudur. Midede bulunan asit önce yemek borusuna oradan yutağa oradan da ağıza gelir. Ağızda kötü bir tat bırakır. Reflü için ilaç tedavilerinin yanı sıra bitkisel çözümler de uygulanabilir. Bu bitkisel çözümler reflü belirtilerinin hafiflemesine yardımcı olur.

Reflü için ne yapmalı?

– Sigara içilmemelidir.

– Alkol alınmamalıdır.

– Uyku düzenine dikkat edilmelidir.

– Uyku sırasında baş yüksekte tutulmalıdır.

– Mide ekşimesini engellemek için sakız çiğnenebilir.

– Düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.

Beslenme düzeni değişiklikleri:

Beslenme düzeni içerisinde bazı gıdalardan kaçınılması önerilir. Reflü belirtilerini tetikleyen başlıca gıdalar şunlardır:

– Narenciye meyve ve meyve suları

– Domates, marinara sosu ve domates suyu

– Kızarmış ya da yağlı gıdalar

– Çikolata

– Soğan ve sarımsak

– Gazlı meşrubatlar

– Kafeinli içecekler (hatta kafeinsiz kahve)

– Nane

– Alkol

Yenilen besinler günlük olarak not edilmelidir. Hangi besin belirtileri şiddetlendiriyorsa bu besinden uzak durulmalıdır. Mide ekşimesine çoğu zaman mide yanması, yutmada zorluk, göğüs ağrısı veya boğaz ağrısı eşlik eder.

Tetikleyici besinler anlaşıldıktan sonra öğünler ayarlanmalıdır. Sık ama az yemek yemek gerekir. Çok fazla yemek yenmesi midede aşırı asit üretilmesine neden olabilir. Öğünlerde küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.

Ayrıca bazı gıdalar beslenme düzeni içerisine özellikle dahil edilmelidir. Antioksidan açısından zengin meyveler, böğürtlen, yaban mersini ve kiraz gibi besinler belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir. Aynı zamanda vitamin B 6 içeren gıdalar da reflü için faydalı olabilir. B 6 vitamini içeren gıdalar şunlardır:

– Badem

– Ispanak

– Fasulye

– Tahıllar

Reflüye ne iyi gelir: Reflüye bitkisel çözüm

1. Reflüye iyi gelen bitkiler: Zencefil kökü

– Zencefil kökü Asya’da reflü için yüzyıllardır kullanılan geleneksel bir çözümdür. Bu bitki çay şeklinde ya da kuru toz halinde tüketilebilir.

– Zencefil yanı zamanda mide bulantısı için de kullanılmaktadır. Midede var olan asidi dengeler ve yanma hissini azaltır.

2. Reflü nasıl tedavi edilir: Portakal kabuğu ekstresi

– Portakal kabuğu ekstresi ve diğer narenciye yağlar da reflü için son derece etkilidir. Narenciyeler asit içeriği ile reflüyü şiddetlendireceği düşünülse de bazı durumları belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir.

– Eğer reflü belirtilerini şiddetlendirmiyorsa narenciye besinler de tüketilebilir.

3. Reflüye iyi gelen besinler: Nane

– Reflü tedavisinde nane yağı ve aromasına kullanılmaktadır. Bazı hastalarda olumlu sonuçlar gözlemlenmiştir.

– Peptik ülser (mide astarında açık yaralar) ile ilgili reflüden şikayetçi olan insanlara nane kaplı tabletler günde 2 ya da 3 kez önerilir. Ancak kullanılmadan önce doktora danışılmalıdır.

4. Reflü karbonatlı su

– Karbonat bilimsel adıyla sodyum bikarbonat en etkili asit gidericidir. Mide asidinin nötralize olmasına yardımcı olur.

– Karbonat ve su karışımı asidin azalmasına yardımcı olurken aynı zamanda hazımsızlık gibi sindirim sorunlarında da kullanılmaktadır.

– 2 bardak ılık suya bir çay kaşığı karbonat eklenerek tüketilebilir. Oranlar eşit miktarda azaltılabilir.

5. Reflüye elma sirkesi iyi gelirmi?

– Elma sirkesi asidik doğası ile mide asidinin azalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda mide astarını korur.

– Yapılan araştırmalarda elma sirkesinin asit reflü belirtilerini azalttığı ortaya çıkmıştır.

– Elma sirkesi mide için kullanılan en etkili çözümler arasındadır. Bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi eklenerek tüketilebilir. Ancak elma sirkesi de kullanılmadan öce doktora danışılması önerilir.

Bu bitkisel çözümler ile reflü belirtileri hafifletilebilir. Ancak reflü uzun zamandır varsa ve şiddetli mide yanmalarına neden oluyorsa mutlaka doktora gidilmeli ve ilaç tedavisine başlanmalıdır.

Sağlıklı Kahvaltı Nasıl Olur: Kahvaltı İçin Sağlıklı Öneriler

kahvaltı için sağlıklı öneriler

kahvaltı için sağlıklı öneriler

Sağlıklı kahvaltılık tarifler:

Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Ancak günümüzde zamansızlık nedeni ile bu öğün geçiştirilmektedir. Kahvaltıda besleyici ve sağlıklı besinler tüketilmemesi pek çok sağlık sorununa neden olabilir. Özellikle obezite, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve diyabete neden olabilir.

Kahvaltıda birçok insan yanlış gıdalar tercih etmektedir. Sağlıklı kahvaltı için lif, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer gerekli besinlerin yüksek olduğu gıdalar tercih edilmelidir. Rafine edilmiş tahıllar, şeker, tuz ve doymuş yağlardan uzak durulması önerilir. Uygulanabilecek sağlıklı kahvaltı önerileri şunlardır:

Sağlıklı kahvaltı nasıl olur: Sağlıklı bir kahvaltı için ne yemeli?

1. Sağlıklı kahvaltı nasıl olmalı: Yulaf ezmesi

– Yulaf lif açısından zengin bir besindir. Aynı zamanda yüksek miktarda omega 3 yağ asitleri, folat ve potasyum içerir. Bu içerdiği ile kahvaltıda tüketilebilecek besinler arasındadır.

– Yağsız ya da az yağlı süt ile biraz yulaf yemek tüketilebilir. İçerisine biraz bal da eklenebilir.

– Ayrıca yulaf ezmesi pekmez, kuru meyve, fındık ya da elma gibi taze meyveler ile de tüketilebilir.

2. Sağlıklı kahvaltı için öneriler: Yumurta

– Yumurta en popüler kahvaltı seçenekleri arasındadır. Protein ve vitamin D içeren yumurta enerji seviyesinin artmasına yardımcı olur. Gün boyunca kişinin açlık hissetmesini engeller.

– 2 adet tam tahıllı ekmek ile 1 ya da 2 katı yumurta tüketilebilir.

– Ayrıca sebze ve peynir ile omlet de yapılabilir. Eğer zaman varda yumurtalı ekmek de yapılabilir.

– Eğer kilo verilmek isteniyorsa yumurta sarısı yerine sadece yumurta akı tüketilmelidir.

3. Sağlıklı kahvaltıda neler olmalı: Yunan yoğurdu

– En sağlıklı kahvaltı seçeneklerinden biri de Yunan yoğurdudur. Kaymaklı yoğurt kalsiyum, protein ve diğer yararlı mineraller açısından zengindir. Besleyici bir besin olduğu için kahvaltı da tüketilebilir.

– Bir kâse Yunan yoğurduna biraz badem ve meyve; taze armut, elma, çilek veya muz eklenerek tüketilebilir.

4. Sağlıklı bir kahvaltı için: Tam buğday ekmeği ile sandviç

– Sandviç yapmak kolaydır hem de hızlı bir çözüm olacaktır. Tam buğday ekmeği genel sağlık için son derece faydalıdır. Diğer ekmeklere göre daha fazla lif ve besin öğesi içerir.

– Biraz fıstık ezmesi ya da badem ezmesi eklenerek tam buğday ekmeği ile besleyici bir sandviç hazırlanabilir.

– Ayrıca içerisine biraz salatalık, marul, domates, ıspanak, süzme peynir ve benzeri ürünler de konabilir.

– Bir bardak süt ile tüketildiğinde besleyiciliği artacaktır.

5. Kahvaltı için meyveler

– Meyveler lif, vitamin ve mineraller açısından zengindir ve vücut işleyişini optimum seviyede tutmaya yardımcı olur.

– Kahvaltı menüsüne muz, kayısı, avokado, ananas, kiraz, greyfurt, elma ve çilek, böğürtlen, böğürtlen, ahududu gibi meyveler eklenebilir.

– Biraz çedar peyniri veya süzme peynir ile elma tüketilebilir.

– Ayrıca taze meyve suları da tüketilebilir.

– 1/2 bardak yağsız süt ve 1/2 bardak taze meyve suyu tam buğday tahıllı besinler ile birlikte tüketilebilir.

– Muzlu krep de besleyici bir kahvaltı seçeneği olacaktır.

Besleyici ve sağlıklı bir kahvaltı için ne yapmalı:

– Kahvaltıda çok fazla şeker ve rafine karbonhidratlar tüketilmemelidir.

– Yüksek yağ içeriği olan besinlerden kaçınılmalıdır.

– Kahvaltıda çok tatlı besinlerden kaçınılması önerilir.

– Yağda kızartılmış aperatifler yenmemelidir.

– Kahve tüketiminde kaçınılmalıdır. Bunun yerine bir bardak süt veya yeşil çay tüketilebilir.

– Kahvaltıda yenecek olan besinler; meyveler, salatalık, az yağlı yoğurt, süt, yumurta, peynir ve kavrulmuş fındık taze olarak tüketilmelidir.

– Sabahları 15 dakika kadar daha erken uyanmak sağlıklı bir kahvaltı için yeterli zamanı sağlayacaktır.

– Yatmadan önce kahvaltı planı oluşturulabilir.

Kahvaltının atlanmaması gereken bir öğün olduğu unutulmamalıdır. Bu öneriler dikkate alınarak daha besleyici bir kahvaltı menüsü hazırlanabilir.

Fit Kalmak İçin Ne Yapmalı: Fit Kalmanın Sırları

fit kalmanın sırları

fit kalmanın sırları

Fit kalmanın yolları:

1. Fit kalmak için beslenme: Doyduktan sonra yemek yenmemelidir.

– Yemek yerken doyulduğunda bırakılmalıdır. Daha fazla devam edilmesi halinde kilo alınılması kaçınılmazdır. Ayrıca çok fazla yemek yendiğinde midede sindirim salgıları üretilir ve mide genişler.

– Yemek yavaş yavaş yenmeli ve doyma noktasında bırakılmalıdır. Beynin doyma hissini anlaması 20 dakika sürer. Bu nedenle hızlı yemek yendiğinde beyin doyduğunu anlamaz ve gerekenden daha fazla besin tüketilebilir.

  • Bunun yanı sıra bazı temel beslenme kurallarına da özen gösterilmelidir:
  • Sadece aç olunduğunda yemek yenmelidir. Stresli ve sıkıntılı anlarda yemek yenmesi önerilmez.
  • Yemek sırasında ara verip bir kahve içilebilir. Bu şekilde doygunluk hissi daha iyi anlaşılır ve daha fazla besin tüketilmez.
  • Gece geç saatlerde yemek yenmemelidir. Yatmadan 2 ila 3 saat öncesinde kadar yemek yenmesi önerilmez.
  • Atıştıracak bir şeyler yedikten sonra yemek yemek için 3 saat beklenmelidir. Ağır bir yemek sonrasında ise atıştırmalıklar için 5 saat beklenmesi önerilir.
  • Bir öğün atlandığında arada atıştırmalık olarak meyve tüketildiğinde bir sonraki öğün daha az açlık hissedilebilir.
  • Mümkünse, haftada bir kez detoks görevi gören diyetler uygulanmalıdır.

2. Fit kalmak için ne yemeli: Porsiyon miktarlarına dikkat edilmelidir.

– Porsiyon kontrolü kilo kontrolünün vazgeçilmezidir. Porsiyon kontrolü için şu ipuçları izlenebilir:

  • Yemeklerde küçük tabaklar, kaseler ve hatta kaşıklar kullanılmalıdır.
  • Daha fazla sıvı tüketilmelidir. Bu nedenle büyük bardak ve kupalar ile servis yapılabilir.
  • Cips ve diğer paketlenmiş çerezler tüketilmemelidir.
  • Bir restoranda sipariş verilirken her zaman küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.

3. Fit kalma yolları: Detoks içecekler

– Ilık su 1/2 limon suyu ile karıştırılarak her gün içilebilir. Sabah erken saatlerde içilmesi önerilir. Bu karışım sindirimi geliştirir ve toksinlerin dışarı atılmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda vücutta pH seviyelerini dengeler ve sağlıklı kiloda kalmaya yardımcı olur.

– 1 ya da 2 çay kaşığı çiğ, filtre uygulanmamış elma sirkesi bir bardak su ile karıştırılarak her gün iki kez tüketilebilir. İçerisine tatlandırmak için ham bal veya doğal tatlandırıcılar eklenebilir.

– Elma sirkesi ve limon doğada asidik olmasına rağmen vücutta alkalize bir etkisi yaratır. Ancak çok sık tüketilmeleri halinde mide ekşimesi ve yanması oluşabilir.

– Detoks etkisi gösteren içecekler diğer sebze ve meyveler ile de hazırlanabilir.

– Alkol ve sigara gibi sağlığa zararlı alışkanlıklardan mutlaka uzak durulmalıdır.

4. Fit kalmak için spor hareketleri:

– Fiziksel aktivite eksikliği kilo alınmasına neden olabilir. Bu nedenle sağlıklı kiloda fit kalmak için mutlaka düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.

– Egzersiz kilo verilmesine yardımcı olur ve kalori yakımını artırır.

– Egzersiz için yoğun bir çalışma gerekmez. Aslında, seçtiğiniz tempolu yürüyüş, koşu, yüzme, dans, aerobik veya bisiklet egzersizlerinden birini yapabilirsiniz.

– Bahçe işleri ile uğraşmak da saatte 300 kaloriden fazla yakılmasına yardımcı olur.

– Düzenli ve ılımlı egzersiz aynı zamanda ruh sağlığını geliştirir ve stresi azaltır. Bir kez seçtiğiniz etkinliği günlük rutine çevirmeli ve düzenli olarak yapmalısınız.

– Ayrıca gün içerisinde asansöre binmek yerine merdivenleri kullanabilir, markete arabayla gitmek yerine yürüyüş yapabilirsiniz.

5. Fit kalmak için sağlıklı bir kahvaltı yapılmalıdır.

– Yapılan bilimsel çalışmalara göre kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Kesinlikle atlanmamalıdır. Kahvaltıda sağlıklı ve besleyici gıdalar tüketilmesi önerilir.

– Bilim adamları, yüksek protein kahvaltının iştahı da kontrol altına aldığını savunmaktadırlar. Bu şekilde gün içerisinde daha az yemek yenir ve kilo kontrolü sağlanmış olur. Protein açısından zengin bu gıdalar kahvaltıda tüketilebilir:

  • Haşlanmış yumurta
  • Süzme peynir
  • Meyve
  • Yunan yoğurdu
  • Süt ile güçlendirilmiş mısır gevreği

– Ayrıca lif yönünden zengin besinler; yulaf ezmesi ve sandviç gibi tam tahıllı ekmekler de tüketilebilir.

– İçerisinde güçlü antioksidanlar ile sabahları yeşil çay tüketilmesi de önerilmektedir.

– Kahvaltı evde hazırlanacaksa organik besinler kullanılabilir.

6. Fit kalmaya yardımcı öneriler Açlık ve susuzluğu ayırt etmek gerekir.

– Bazı insanlar susuzluğu açlık sanabilir. Bu nedenle bu ikisinin ayrımı doğru yapılmalıdır.

– Hipotalamus, açlık ve susuzluk kontrolleri için beyne aynı sinyali gönderir.

– Açlık ya da susuzluk hissinin belirlenmesi için açlık hissedildiğin su içilmelidir. Bir 15 dakika kadar beklenir. Hala aç hissediliyorsa o zaman atıştırmalıklar tüketilebilir.

7. Fast food gıdalar tüketilmemelidir.

– Abur cubur ve gazlı içecekler obezite sorununun baş faktörleridir. Bu gıdalar içerdiği yüksek kalori ile kilo alınmasına neden olur. Bunun yerine aşağıdaki önerilere uyulabilir:

– Patates kızartması yerine bir adet meyve, yoğurt veya salata tüketilebilir.

– Kızarmış gıdaların haşlama ya da ızgara şeklinde olanları tercih edilmelidir.

– Yağlı patlamış mısır yerine tuzsuz ve yağsız mısır tüketilebilir.

– Rafine edilmiş tahıl ürünleri yerine tam buğday makarna, tam tahıllı ekmek, tam buğday hububat ve kahverengi pirinç gibi ürünler seçilmelidir. Ayrıca yulaf, çavdar, tam buğday, karabuğday, tam buğday arpa ve darı ürünleri de tercih edilebilir.

– Yüksek kalorili soslar, mayonez yerine düz sandviç tüketilmelidir.

– Gazlı içecekler yerine hafif limonata, yeşil çay veya bitkisel çaylar tüketilebilir.

8. Stres kontrolü sağlanmalıdır.

– Stres, vücutta yağ depolanmasına neden olurken aynı zamanda yağ yakımını da azaltır. Bu nedenle kilo alınmasına neden olabilir.

– Serbest kortizol stres sırasında iştahı artırır. Ayrıca kişiyi daha kalorili ve yağlı gıdalara yöneltebilir.

– Stresi kontrol altına almak için nefes egzersizleri, yoga ve meditasyon gibi gevşeme egzersizleri yapılabilir.

– Ayrıca vitamin B ve C, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin besinler tüketilmelidir. Bu besinlerin eksikliği de kortizol seviyelerinde artışa neden olabilir.

– Omega 3 yağ asitleri aynı zamanda stres ve saldırganlığı azaltır. Metabolizmayı hızlandırır ve kilo kaybını destekler. Yani daha fazla yulaf ezmesi, badem, avokado, portakal, çilek, tam tahıllar, ıspanak, yağsız süt ve yoğurt tüketilebilir.

9. Uyku düzeni önemlidir.

– Uykusuzluk kilo almaya ve obeziteye neden olabilir. Uykusuzluk durumunda metabolizma yavaşlar ve böylece artan açlık ile azalan hormonlar kilo dengesini olumsuz etkiler.

– Düzgün uykuyu teşvik etmek için meditasyon yapılabilir. Gece yatmadan önce sıcak bir duş alınabilir.

– Ayrıca uyunan ortama da dikkat edilmesi önerilir. Karanlık ve sessiz bir ortamda uyunmalıdır.

10. Düzenli olarak tıbbi check-up yaptırılmalıdır.

– Kiloyu izlemek ve ani veya açıklanamayan kilo alımlarını analiz etmek için düzenli olarak tıbbi kontrollerden geçilmelidir. Bazı durumlarda şeker hastalığı, hipotiroidi, polikistik over sendromu, menopoz ve depresyon gibi sağlık sorunları kilo almaya neden olabilir.

– Tiroid hastalıklarında özellikle hipotiroidizmde metabolizma yavaşlar ve kilo alma eğilimi görülür.

– Antidepresan, antipsikotik, yüksek tansiyon ilaçları, şeker hastalığı ilaçları, kortikosteroidler ve oral kontraseptifler gibi bazı ilaçlar da yan etki olarak kilo almaya neden olabilir.

Kanser Nasıl Anlaşılır: Kanserin Belirtileri

kanserin belirtileri

kanserin belirtileri

Kanser nasıl oluşur?

Sağlık uzmanları kanserin bazı uyarı işaretleri olduğunu belirtmektedirler. Genellikle kanser ilk aşamalarda olduğunda kontrol altına alınması daha kolaydır. Ancak ilerlediğinde ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kanser belirtilerine önceden önem verilirse erken teşhis ile hastalığın atlatılma olasılığı da artacaktır.

Kanser belirtileri: Kanserin erken belirtileri

Eğer bu belirtiler ile karşılaşıyorsanız mutlaka bir doktora görünmeniz tavsiye edilir:

1. Kanserin ilk belirtileri: Açıklanamayan kilo kaybı

– Açıklanamayan kilo kaybı genellikle kanserin ilk göze çarpan işaretlerinden biridir. Özellikle meme ve akciğer kanseri gibi kanser türlerinde kişide kilo kaybı yaygın olarak görülür.

– Kanser karaciğer içine yayılır ve onun işleyişini etkilediğinde özellikle iştahı düzenleyen alanları etkiler. Toksinleri ortadan kaldırarak kilo kaybına neden olur. Kilo kaybı kolon veya diğer sindirim sistemi kanser çeşitlerinde de görülebilir.

– Açıklanamayan kilo kaybı o kadar yaygın ki, kanser hastalarının yüzde 40’tan fazlası kilo kaybı nedeni ile hastaneye başvurmaktadır.

– Egzersiz ve diyet yapılmadan ani ve yoğun miktarda kilo kaybı yaşanıyorsa mutlaka doktora danışılması önerilir. 10 kilonun üzerinde olan kilo kayıplarında özellikle dikkat edilmelidir.

2. Kanser ateş yaparmı?

– Ateşi basitçe vücudun enfeksiyona karşı verdiği mücadeleyi gösterir. Uzun süren ve kalıcı ateş lenfoma gibi kanser türlerinin belirtisi olabilir. Lösemi durumunda kan hücrelerindeki kanser sık sık enfeksiyona, ateşlenmeye, yorgunluğa, ağrılara ve grip gibi belirtilere neden olabilir.

3. Halsizlik ve yorgunluk kanser belirtisi mi?

– Halsizlik ve yorgunluk uyku ve dinlenme ile geçmiyorsa bu da kanser belirtisi olabilir. Doktora danışarak bu durumun nedeni analiz edilmelidir.

4. Kanser hastalarında nefes darlığı ve hırıltı

– Hırıltı ve nefes darlığı başka sağlık sorunları nedeni ile oluşabilirken akciğer kanserine de işaret ediyor olabilir.

– Bir akciğer tümörü hava yollarına baskı yaparak bu yolları daraltır. Bunun sonucunda da kişinin sesinde kısılma ya da nefes darlığı ve hırıltı ortaya çıkar.

5. Göğüs ağrısı ve öksürük kanser belirtisi midir?

– Bazen kanserler özellikle lösemi ve akciğer tümörleri gibi kanser çeşitleri; kronik öksürük ya da bronşiti taklit eden belirtiler gösterebilir. Sorun kalıcı ise mutlaka doktora gidilmesi önerilir.

– Ayrıca göğüs ağrısı ya da omuz ve kollarda da ağrı oluşabilir. Bu durumda da doktora gidilmesi önerilir.

– Ayrıca, özellikle eğer sigara içiliyorsa ya da geçmişte de öksürük ve seste boğuklaşma gibi belirtiler yaşandıysa muayene olunmasında yarar olacaktır. Ses boğukluğu altı haftadan fazla süredir devam ediyorsa nedeni tiroid, özofagus veya akciğer kanseri olabilir.

6. Midede şişkinlik kanser belirtisi mi?

– Açıklanamayan abdominal şişkinlik uzun bir süredir devam ediyorsa yumurtalık kanseri belirtisi olabilir. Pelvik ağrılar, karında şişkinlik, görülebilen şişlikler de belirtiler arasındadır.

– Benzer şekilde yemek yedikten sonra midede şişkinlik ve ağrı oluşması da mide kanseri belirtisi olabilir.

7. Mide yanması kanser belirtisi mi?

– Mide ekşimesi genellikle asit reflü hastalığı belirtisi olarak kabul edilir. Ancak kalıcı ise yemek borusu veya özofagus kanseri ile ilişkili olabilir.

– Yapılan bilimsel çalışmalarda kronik mide ekşimesinin yemek borusu iltihabı ya da özofagus kanseri riskini artırdığı ortaya çıkmıştır.

8. Bağırsak sorunları

– Dört hafta veya daha uzun süren hiçbir belirgin nedeni olmayan bağırsak alışkanlıklarındaki değişikler de kanser belirtisi olabilir. Özellikle dışkı kıvamındaki değişiklikler bağırsak kanseri belirtisi olabileceğinden doktora danışılmalıdır.

9. Yutmada güçlük

– Bir şey yerken yutmada güçlük yaşanıyorsa ya da gıda boğazda sıkışmış gibi bir his oluşuyorsa bu durum, özofagus ya da gırtlak kanseri belirtisi olabilir. Aynı zamanda yemek yerken yanma hissi de görülebilir.

– Özofagus kanseri genellikle belirtilerini başlangıç durumunda gösterir. Bu nedenle fark edilmesi daha kolaydır.

– Benzer şekilde, yutma güçlüğü bir akciğer kanserinin de ilk belirtileri olabilir.

10. Sarılık

– Sarılık, cilt ve göz akında oluşan sarımsı görüntü ile karakterizedir. Çoğunlukla karaciğer ve safra kesesi hastalığı belirtisi olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda pankreas kanseri belirtisi de olabilir.

11. Gövdede alışılmadık şişlik veya yumru

– Özellikle üç hafta veya daha uzun bir süre göğüsler, testisler, kasık, boyun, karın, koltuk altı veya vücudun diğer parçaları üzerinde olağandışı topaklar oluşuyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir.

– Bazen genişlemiş lenf nodülü veya yumru kol altında meme kanserinin belirtisi olabilir. Kırmızılık, ağrı ve şişkinlik de meme kanseri işaretleri arasındadır.

12. Yeni cilt lekeleri ya da var olan cilt lekelerinde değişiklikler

– Cilt üzerinde var olan benlerde herhangi bir değişiklik görülüyorsa doktora gidilmesi önerilir. Yeni oluşan cilt lekeleri ya da benlerin boyutunda ve renginde oluşan değişiklikler cilt kanseri belirtisi olabilir.

13. Tırnaklardaki değişimler

– Tırnaklarda oluşan sıra dışı değişimler; cilt, deri, karaciğer ve akciğer kanseri gibi kanserlerin belirtisi olabilir. Başlıca belirtiler şunlardır:

– Tırnakların altında siyah veya kahverengi lekeler cilt kanserini işaret ediyor olabilir.

– Parmaklardaki şişlikler ile birlikte ayak tırnaklarındaki genişleme akciğer kanseri ile ilişkili olabilir.

– Soluk veya beyaz tırnaklar ise karaciğer kanseri de dahil olmak üzere çeşitli hastalıklar nedeniyle olabilir.

14. Pelvik bölgede ya da karında ağrı

– Pelvik bölgede ya da alt karın bölgesinde ağrı oluşması yumurtalık kanseri belirtisi olabilir. Genel olarak kadınlarda yumurtalık kanserine yakalanma riskini artıran faktörler şunlardır:

– Hiç hamile kalmamış olmak.

– Yumurtalık, meme, kalın bağırsak ya da rektum, kolon ve rahim kanserinin aile üyelerinde olması.

– Ayrıca pelvik bölgede ağrı rahim kanseri veya lösemi belirtisi de olabilir.

15. Dört haftadan fazla süren açıklanamayan ağrı

– Ağrıların genellikle bir nedeni vardır. Nedeni belli olmayan ve uzun süren ağrılar kanser belirtisi olabilir.

– Eğer bir ağrı 4 haftadan daha uzun sürüyorsa bir doktora görünülmesi önerilir.

– Ağrı genellikle kemik ya da testis kanserinin erken bir belirtisidir.

16. Anormal kanama

– İdrarda kan görülmesi bazen bir idrar yolu enfeksiyonu belirtisi olabilir. Ancak bazı durumlarda mesane ya da böbrek kanseri belirtisi olarak da ortaya çıkabilmektedir.

– Benzer şekilde dışkıda kan görülmesi hemoroid belirtisi olabilse de kolon ve bağırsak kanseri belirtisi de olabilir.

– Vajinadan gelen adet dışı kanama ise rahim kanseri belirtisi olabilir. Nadir durumlarda, vajinal kanama nedeniyle vajinal kanserden söz edilebilir.

– Kan kusmak ya da öksürme sırasında ağızdan kan gelmesi ise yemek borusu kanseri ve akciğer kanseri ile ilgili olabilir.

– Lösemi belirtileri arasında ise aşırı morarma ve durmayan kanamalara gösterilebilir. Anormal kanama diğer hastalıklardan da kaynaklanabilir iken, yine de bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.